Tarihi Havadis

Mecburiyet - Stefan Zweig | Kitap Yorumu


Yazar : Stefan Zweig
Tür : Tarihi Kurgu
Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları
Çevirmen : Gülperi Sert
Baskı Sayısı : 7. Baskı 
Baskı Türü : Karton Kapak
Sayfa Sayısı : 50
Kitaba Puanım : 4/5


KONUSU : 
Ferdinand ülkesindeki savaştan kaçıp İsviçre'ye gitmiştir. Fakat bu kaçış uzun süreli olmamış hükümetten bir askere alınma celbi gelmiştir. Fakat karısı askere gitmesine şiddetle karşı çıkmakta, kendisi de karısının düşüncelerine paralel şeyler düşünmekle birlikte kendisiyle çatışmaktadır. Pek Ferdinand en son nasıl bir karar verecektir? Askere gidecek midir yoksa kaçacak mıdır?

"Geri dön! Henüz özgürsün! Mecbur değilsin!"

Yaptığımız eylemlerin kaçında özgürüz ya da eylemlerimizin kaçını mecbur olarak yapıyoruz? Bazı şeyleri yaparken boyun eğip mecbur kalıyoruz. Özgürlüğümüz bir yere kadar.

Zweig tıpkı kitaptaki Ferdinand gibi I. Dünya Savaşı döneminde bir sürü gel-gitler yaşamış. Savaş karşıtı görüşlerini çevresine yaymaya çalışmış bir yazarmış. Kitabın önsöz kısmında ve kapak kısmında bu bilgilere yer verince insan okurken yazarı düşünerek okuyor. Karakter oymuş gibi. Kitap hakkında hissettiğim şey pek çok açıdan ortak düşüncem olsa da bütünüyle kabullenebileceğim bir kitap olmadığı. Genel olarak bizim yetiştiriliş tarzımızı vatan için canım feda cümlesi karşıladığından olsa gerek çatışma alanı yaratan bir kitap oldu benim için. Ferdinand gibi ülkemizden biri çağrı alsa fikir çatışması yaşasa dahi giderdi.  Elbette hepimiz savaşa karşıyız. Kim savaşa güle oynaya gider ki? Tabi kabul etme süreci öyle kolay olmuyor hiç kimse için. Ferdinand için ise bu çok daha zordu. Kitap boyunca sürekli olarak fikir çatışması yaşadı kendisiyle. Yazar bu çatışmayı öyle güzel aktarmış ki onunla birlikte ben de fikir çalışmasına girdim. Karısının ürettiği fikirler de okura düşün sen aynı durumda olsan ne yapardın? mesajını öyle inceden inceden veriyor ki... Ferdinand olsam ne karar verirdim ben bile bilemiyorum. Aslında kitapta mesele tam olarak savaşa gitmek de değildi bana göre. Savaşı Zweig'ın bakış açısında aslında ne olduğuydu. Kısa bir kitap ama bıraktığı etki büyük. En azından benim için. 50 sayfa içinde çok fazla soru ürettiğim bir kitap oldu. Bu yüzden size de gözüm kapalı önereceğim kitaplardan. 
Zaten kısacık ve gayet de uygun. Henüz okumadıysanız listenize ekleyin :)

Yeni yazılarda görüşmek üzere...
İnstagram : @daisyandbook

ON BİR - MARK WATSON

Kitabın Künyesi
Kitabı Adı: On Bir
Orijinal Adı: Eleven
Yazarı: Mark Watson
Çevirmeni: Dost Körpe
Yayınevi: Domingo Yayınları
Sayfa: 263

Xavier Ireland Londra'da yaşayan bir radyoda gece programında sunuculuk yapan ve yaşadığı bir olaydan dolayı etliye sütlüye karışmama prensibi edinmiş bir karakterdir. (Her ne kadar dinleyicilerine olumlu öneriler sunsa da alt katında yaşayan Mel'e ve üst katında yaşayan Tamara'a sıkıntılı süreçlerinde hiç destek olmuyor.)

Londra'ya beş yıl önce Avusturalya'dan  Chris Cotswold adıyla gelip adını Xavier Ireland değiştiriyor. Xavier  radyoda çalışırken bir anda kendini Murray'ın yanında ana sunuculuk yaparken buluyor. Geceleri pek çok sebepten gözlerine uykuyu girmeyen dinleyicilerin sevgilisi Xavier bir gün bir çocuğa saldıran akran grubuna müdahale etmeye çalışıyor ve başarılı olamayacağını düşününce etliye sütlüye karışmama prensibin uyguluyor. Bu olay pek çok olaylar zincirlemesinin başlangıcı oluyor ve dövülen çocuğun yaşadıkları ile başlayan bir olaylar silsilesini araya sıkıştırıyor yazar. Etkilenen hayatları okurken ana karakter Xavier'den ayrılmıyoruz tabi ki. Onun geçmişte arkadaş grubuyla yaşadıklarını okurken nasıl oldu da bu hale geldi derken şimdilerde evini temizlemeye başlayan Pippa ile neler yaşayacağını merak ediyoruz. 
Dövülen çocuğun başlattığı zincirin halkası nerede son bulacak, Xavier'in hayatı bu zincirle çatışacak mı?

Pek çok yerde olumlu yorumlar okuduğum On Bir beklediğimi bulamadığım bir kitap oldu. Kesinlikle kötü değildi ama aşırı beklentiyi karşılaması zor olan bir eserdi. 
İlk olarak kitabın anlatım tarzına kolayca alışamadım bu büyük bir sıkıntı oldu çünkü bu yüzden kitabı okuma hızım düştü ve bu da kitabın biteceği süreyi uzattı. Bu süre uzayınca kitapta anlatılan olaylarla arama azar azar mesafe girmeye başladı ki burada beş gün civarı bir süreden bahsediyorum öyle on gün falan sürmedi yani. Bu mesafe kitabın tadını biraz daha kaçırdı. Hemen not düşeyim eğer bu kitabı okuyacaksanız mümkünse 3 günde bitirmeye çalışın.  
Anlatım tarzının yanında bir anda geçmişe bir anda günümüze bir anda etkilenen on bir yaşama geçiş yapılması da yorucu noktalardan. 
Bunların yanında kurgu gerçekten güzel, detaylar iyi ama bir şey var ki zincirleme başlayan olaylar da etkilenen insanlar da Xavier gibi seçim yapıyorlar. Mesela hırsızlık yapmak zorunda kalan karakter belki hırsızlık yapmayıp, bu zinciri kırabilirdi yani şöyle diyeyim kurgu hazırlanırken bu on bir hayatın seçim yapmak yerine zoraki olarak o eylemler gerçekleştirmesi daha etkileyici olurdu.  Gerçi buna rağmen gene de kurgu yönüne tama yakın bir puan verebilirim. 
Ekleyeceğim son nokta Xavier'in geçmişte yaşadığı olayın çok dokunaklı şekilde anlatılması. 
Son söz  kelebek etkisi temalı bir kitap okumak isteyenlere beklentiyi fazlaca yükseltmeden okumaları tavsiyesini verebilirim. 

THE BIG BANG THEORY FİNAL

Uyarı yüksek oranda spoiler içerir.
Severek izlediğim The Big Bang Theory (TBBT) 12 yıl ve 280 bölüm ardından gayet güzel bir finalle bizlere veda etti. İtiraf edeyim dizinin bütün bölümlerini izlemedim, son sezonlara bayağı bir hakim olsam da arada izlemediğim bölümler oldu ve iyi ki de oldu zira bu diziyi bir kaç yıl sonra sil baştan izlemeyi düşünüyorum. Umarım aynı tadı alırım. 

Öncelikle final bölümü 23. ve 24. bölümün birlikte yayınlanmasından oluşuyor arkasından 20 dakikalık bir özel bölüm var. Penny ve Leonard bize  kısaca seti anlatıp, flashback sahneleri ile eskiyi yad etmemizi sağladılar. Bu arada final bölümünde de flashback sahneleri vardı ve ilk bölümler karakterlerin o kadar genç olması beni etkilemedi değil. Bu kadar uzun süren dizilerdeki yaşanmışlık resmen oyuncuların yüzüne işliyor, bizlere de kendimizi sorgulatıyor. Özetle izlemediyseniz özel bölüme de bir bakıverin.
TBBT hakkında bir süredir devam eden bir eleştiri vardı. Karakterlerin ilk zamanlardaki tuhaf halleri artık daha az tuhaf olmaya başladı, takıntılar neredeyse minimuma düştü. Sheldon bile fazlasıyla insanileşti. İnsanlar karakterlerin geçirdiği evrimden hoşnut değildi. O eski hallerinden neredeyse eser kalmamıştı. Uzun uzun yazmaya gerek yok ama baştan beri bize eşlik eden 5 karakter de değişmişti. 
23. bölümünde bu değişim olayını ele alındı. Nobel Ödülü'nü kazanan ve değişimden memnun olmayan Sheldon ile sohbet eden Penny şu karara vardı: Değişmeyen tek şey değişim. Senaristler onca zamandır yapılan eleştirilere ikilinin sohbetini ile klişe ama yerinde bir cevap verdiler. 
Bence karakterleri ilk halleriyle sevdik doğru ama gerçekçi olalım kim 12 yıl boyunca yerinde sabit kalan karakterleri izleyip şikayet etmezdi? Kimse. Eğer karakterler büyümeseydi o zamanda bu çizgi film değil niye bu karakterler sabit tuhaflıklarını hiç değiştirmiyorlar derdik.
23. bölümün en önemli noktalarından biri de asansörün yapılışı. Biliyorsunuz  Sheldon Leonard'ın hayatını kurtarmış asansörü feda etmişti. Hatta ikiliyi bağlayan olaylardan biride buydu kanımca. Asansör yapıldı ve bence bu Sheldon'un dediğini aksine eskiye dönüş değil, karakterlerin hayatının finalden sonra da iyiye gideceğinin işaretiydi.
23. bölümün bir diğer hususu Amy'in değişimiydi. Amy'in tarzı değişim muhabbetinin koyulaşması için değiştirildi ama bence ya daha önce yapılmalıydı ya da hiç yapılmamalıydı. Final bölümü için gereksiz bir detaydı üstelik dış görünüş önemli mesajı vermişti ki giderayak yapılacak hamle değildi bence.
24. bölümün ana teması Nobel Ödül Töreni'ydi. Sheldon ve Amy'nin ödül alacağı bas bas bağrıldı sezon boyunca. Zira final sezonuydu ve konu dönüp dolaşıp Süper Asimetri'ye geliyordu. Final için Sheldon'un Nobel almasından daha manalı pek bir şey yoktu. Önce makale yayınladı sonra iki bilimci bunların teorisini "kazara" doğruladı. Bu sefer de o iki bilimci Sheldon ve Amy yoluna taş koydu. Ama tırsak Leonard bu sorunun çözülmesine vesile oldu ve ikili ödülü kazandılar. Açıkçası sezon boyunca bu konunun böyle jet hızıyla gelişip, jet hızıyla düğüm olup, jet hızıyla çözülmesini sevmesem de final bölümü bu detaylara takılmamamı sağladı. 
24. bölüm Penny'in hamile kaldığını öğrenmemizle tahmin edilenler birer birer gerçekleşti dedirtti. 
Evet final sezonu olduğu için ve bu konuda zırt pırt gündeme geldiği için Penny'in hamile kalmasına da şaşırmadık. 
Gelelim törene, yukarıda bahsettik Sheldon bile iyiye gitti diye ama final bölümünde hem Penny'in hamileliğini hem de Howard'ın çocuklarını zerre tınlanmadı hatta karşı taraftakiler o kadar sinir oldular ki töreni bırakıp eve dönmeye karar verdiler. 

(Bu arada çocukları ilk kez gördük sanıyorum, ayrıca çocukları neden başta büyükannelerine bırakmadılar ki?)
Bu sahneler Sheldon duygu yüklü bir konuşma yapsın diye hazırlanmıştı ve 23. bölümle ters düşüyordu. Ama olsundu böyle olmasaydı Howard ve Leonard gitmekten vazgeçip törene katılamazdı ve Sheldon da onları görünce 90 dakikalık konuşmasını bir kenara atıp, yüreğimize dokunacak konuşmayı yapamazdı. 
Evet bencil Sheldon arkadaş grubunu övdü ve onlara teşekkür etti. Bu sahne Jim Parsons'ın oyunculuğu ile taçlanmıştı, adam Sheldon karakterini resmen yaşadı, yaşattı. TV tarihin en unutulmaz karakterlerinden bir haline getirdi ve konuşmasında da bizleri etkilemeyi başardı. Seviyoruz seni Sheldon Cooper. 
Laf aramızda Amy'nin kızlara bilimi seçin diye seslenmesi de çok hoştu. 
Gelelim küçük eksikliklere.
Bence Raj karakterinin akıbeti en büyük eksiklikti. Bir de Raj'ı aralarından zerre uyum olmayan Anu ile baş göz edeceklerdi ki Howard olaya müdahale etti. Resmen kaç bölümü Anu ile boşa harcadılar. Raj'ın da hikayesi mutlu bir sonu hak ediyordu. Törene giderken karşılaştığı Vampir Katili Buffy ile belirsiz bir geleceği değil de az çok tanıdığımız bir karakterle ayakları sağlam basan bir geleceği izlemeliydik.
Bazı yorumlarda bazı yan karakterlerin akıbetinin belirsizliğinden yakınılmış ama adamlar ana karakterlerin birine net bir son yazmamış 10-15 bölüm bile görmediğiniz karakterlere neden bir son yazsınlar ki?
Leonard'ın annesiyle arasının 5 dakikada düzelmesi. Üstelik kadın yeni kitabı için oğlunu "gözlemlemeye" gelmişken. Fazlasıyla samimiyetten uzaktı. 
Törene aile bireylerin gelmeyişi de ayrı bir eksiklikti. Sen beş arkadaşını çağır ama anne babanı çağırma. Hoş aynı anne babalar ödül alan çocuklarına mesaj atıyorlar aramıyorlar bile. Sanki herhangi bir sınavda yüksek not almış çocuğunuz, Nobel Ödülü almış el insaf. Arayın bir zahmet. Mesaj geldi yerine tebrik etmek için aradılar konuştuk desenize. 
Bir de özel bölümde çok güzel bir detay vardı o kadar hoşuma gitti yazmasam olmazdı. Biliyorsunuz Howard'ın annesini seslendiren Carol Ann Susi 2014 yılından vefat etti. O zaman onun bir resmini alıp Leonard'ın evindeki dolabın üstüne asmışlar. Olayı anlatırken Leonard "Her bölüm bizle olsun diye yaptık." minvalinde bir şey söylüyor. Bu naiflik beni gerçekten etkiledi.
Yazmazsam olmaz TV tarihinde bu dizi kadar sağlam konuk oyuncu kitlesi olan var mı acaba? Elon Musk'tan Bill Gates'e oradan Stephen Hawking daha da gidersek Nobel Ödülü almış bilimcilere, Star Wars oyuncularına kadar bir çok değerli insanı dizide ağırladılar. Bu konu da süperlerdi.
Daha uzatmadan senaristlerin bir noktada her şeyin olumlu yönde değişmeye devam edeceği güzel bir gelecek hayal etmemizi istediğini düşündüğüm hoş bir final yapıldı. Ne  buruk ne kalp kırıcı ne de aşırı belirsizdi. 
Not: IMDb tarafından yapılan puanlamalara göre dizinin en iyi bölümü bu sezonun 24. bölümü, en iyi 3. bölümü bu sezonun 23. bölümü, varın siz düşünün finalin ne kadar beğenildiğini. 


Mayıs Ayı Raporu! (Dizi, Film, Kitap, Müzik)

*fotoğraf : pinterest*

Herkese merhabalar, bir ay sonu raporuyla karşınızdayım. Ay sonu raporlarına genelde çok fazla şey yaptığımda başvuruyorum itiraf edeyim. Yazacak çok fazla yorum birikiyor ve ben bunları asla yetiştiremiyorum üstüne yeni şeyler eklediğim için. Haziran ayı mayısa göre oldukça hızlı başladı. Ben asla kafamdaki kitap okuma hedeflerime yine ulaşamayacağımı hissediyorum ne yazık ki. Neyse haziranı bir kenara bırakıp mayıstan bahsedelim.
Mayıs ayın neler yaptım biraz ondan bahsedeyim daha sonra okuduğum, izlediğim ve dinlediğim şeyleri sizlerle paylaşayım.



Ay başından İzmit'e gittim. Zaten gezimi burada sizinle paylaşmıştım. (Gezi Günlüğüm #3 İzmit ) Güzel bir ay başlangıcı oldu benim için. Daha sonra gezi dönüşünde pek hoş olmasa da okulda final sınavlarım beni bekliyordu. Biraz sancılı bir süreçti ama  çok şükür onları da atlatıp evime döndüm. Böylece benim için tatil başlamış oldu. Kısaca tüm ayı böyle özetlemiş oldum. Gelelim neler okuduğuma,

MAYIS AYINDA NELER OKUDUM?
Mayısın 21 'ine kadar elime hiç kitap alamadım. Bu nedenle eve gelir gelmez kafamı yormayacak beni eğlendirecek bir kitap arayışına girdim. Burada ilk tercihim Pınar Gencal'ın Aşk-ı Gurur kitabı oldu. 
Yorumunu okumak isteseniz. (tık tık)
Kitaba puanım : 4/5

Daha sonra Aşktroloji diye bir kitaba başladım. İtiraf edeyim burçlarla ilgili olduğu için değil sadece ünlülerin aşk hikayeleri yer alıyor diye okuduğum bir kitap oldu. Özellikle Yoko Ono ve John Lennon aşkı beni epey etkiledi. Bir de son zamanlarda The Beatles ismini o kadar çok duyuyordum ki grubu bir araştırayım dedim. Ünlü bir grup olunca zaten ufak tefek bilgim vardı ama işte derinlemesine araştırmak bir başka. Araştırdım araştırmasına da keşke hiç bulaşmasaydım. John Lennon'un ölümü ve Yoko Ono'nun bu ölümden etkileniş biçimi beni aşırı üzdü ve birkaç dakika ağladım onlar için. Derinden bir acı hissediyorum hatırladıkça... Günümüz aşklarının ne kadar basit olduğunu da bu kitapla anlamış oldum  ve daha da üzüldüm.
Kitaba puanım : 3/5 

Ayın diğer bir kitabı Halil Cibran'ın Kırık Kanatlar kitabıydı.Bu kitap tabiri caizse elimde süründü. Bunun için kendime o kadar çok kızıyorum ki. Ay başında okurum diye ilk bölümünü okuyup yarım bırakmamak adına gıdım gıdıp okuduğum için heba oldu elimde ama kitap aşırı güzel ve etkileyiciydi. Halil Cibran'ın aşkının en güzel kanıtı ardında bıraktığı bu kitap bence. Kitap hakkında daha detaylı yorum yazmak istediğimden fazla uzatmayayım sadece sevdiğimi söyleyim bir diğer kitaba geçeyim.
Kitaba puanım : 5/5

Harry Potter ve Felsefe Taşı, yahu bu kitabı okumayan bir ben kaldım biliyorum ama ancak kendimi ikna edebildim bunun için. Küçükken filmlerini defalarca izledim. Kanal-D dublajıyla :D :D :D O zamanlar çok severdim. Büyüdükçe eski büyüsü pek kalmıyor itiraf ederim. Kitabı okumamın nedeni de çok sevdiğim arkadaşım Nurşah'ın baskılarıydı. Kitap hoşuma gitmesine gitti ama ben filmlerine alışmış birisi olarak filmdeki tadı ne yazık ki kitapta alamadım sevdim ama film kadar değil.
Kitaba puanım : 4/5

Ayın son kitabı Şair Evlenmesi. Bu kitap sevgili Melike ablanın birlikte okumamız için yolladığı hediyeydi. Nihayet ortak bir tarih belirleyince okuduk. İlk tiyatro oyunumuz olduğunu göz önüne alırsak gayet güzeldi. Vermek istediği mesaj, işleniş okurken hoşuma gitti. Zaten kısacık hemen akıp gidiyor. 
Kitaba puanım : 4/5
Kitaplar bittiğine göre gelelim neler izlediğime.

MAYIS AYINDA İZLEDİKLERİM:

- He is Psychometric. Güncel olarak takip ettiğim bu ay sona eren canım dizi. Yorumu direkt mevcut olduğu için lafı uzatmayacağım. (He is Psychometric | Dizi Yorumu)
Diziye Puanım : 5/5

Sınav süresince sıkıntıdan patladığım anlarda imdadıma yetişen canım mini diziler. Bu süre zarfında şu üç mini diziyi bitirdim. 
-Tomorrow Boy (2/5)
-Girl of 0AM (4/5)
-Prince of Prince (2/5)
Birbirinden saçma diziler olduğu için çok detaylı bir şey demiyorum ve hızlıca geçiyorum. (Girl of 0Am güzeldi hakkını yemeyeyim de diğer ikisi aslaa :D )

-The Greatest Showman, canım idolüm RM ( Bakınız BTS'ın Lideri) çok çok övmüştü benden kaçar mı? Hazır tatil hemencik izledim. Çok da sevdim. Yorumu hazır en kısa zamanda paylaşacağım bu yüzden çok detaylı anlatmıyorum.
Filme Puanım : 5/5⭐

-Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, canım oda arkadaşlarımda Harry Potter maratonu yapmaya karar verip ilk iki filmi izleyip kaldık :D Ben de devamını evde getireyim dedim. Hepiniz biliyorsunuz zaten film hakkında fazla bir şey dememe gerek yok.
Filme puanım : 3/5

-Her Private Life, of of of bu dizi hakkında söyleyeceklerim buradan nereye yol olur bilmiyorum ama bir fangirl olarak fangirl dizisi izlemek beni mutlu eden şeylerden. Kısaca şunu söyleyeyim; romantik dizi severim, azıcık dram olsa fena olmaz, ucundan da fangirllük derseniz sizlik bir dizidir listenize ekleyin. Detalı yorumunu yapacağım yakındaa :)
Diziye Puanım : 3.5/5

-Pretty Litte Liars'a başladım. Yavaş yavaş izliyorum bu gidişle 2022 gibi bitiririm diye düşünüyorum :D 

-BTS'in realty showu olan RUN BTS'in 70-71-72 ve 73. bölümlerini izledim.

-Çok Güzel Hareketler Bunlar 2'nin ay içinde yayınlanan bölümlerini izledim.

-BTS'in birkaç canlı yayınını izledim. 

-Persona, netflix'de yayınlanmış 4 bölümlük mini kore dizisi olan Persona'yı izledim. Bu dizi hakkında ne söylemem gerek biliyorum. Oldukça farklı bir diziydi. Belki detaylı bir yazı hazırlarım ama bu konuda emin değilim. Merak edenleriniz olursa yorumda belirtin lütfen.

-Gilmore Girls'e başladık ablamla (Mor Düşler Kitaplığı) . Henüz  2 bölüm izledik ama sevdik gibi.

-Girlboss diye iğrenç bir dizeye başladık ilk bölümden bıraktık katlanılmazdı. Asla tavsiye etmiyorum. İzlemeyin!

-The Secret of My Secretary diye bir kore dizisine başladım başta güzel gidiyor gibiydi ama sanırım yarım bırakacağım. Birkaç bölüm daha izleyip buna karar vereceğim duruma göre.

-Temizlik Avcılar, TLC bağımlısı bir aile olarak temizlik bağımlısı insanların Türk versiyonu yayınlanır da biz izlemez miyiz? Elbette izliyoruz. Birkaç tüyo kaptık bile. :)
İzlediklerim bu kadardı. Şimdi son olarak müzik listeme bakalım.

MAYIS AYINDA NELER DİNLEDİM? 

Valla neler dinlemedim ki :D

Taylor Swift - Me 
Billboard müzik ödülleri performansını izleyince dilime dolandı sonra ayın playlistine girmiş bulundu. Aşırı güzel değil de bağımlılık yapıyor.

Shwan Mendes - If I Can't You
Shwan'ı zaten severek dinliyorum yeni şarkı çıkarmış benden kaçar mı? Asla!


BTS - Boy With Luv
Eeee listede bir BTS şarkısı yoksa şaşırın. Genel olarak Map Of The Soul Persona albümünün tamamını dinledim ama başlık şarkısını buraya bıraktım.

KARD- Bomb Bomb 
Benim dinlememi bırakın biraz daha dinlersem annem bile ezberleyecek kıvama geldi :D 

(G) IDLE - HELP ME
Bu şarkı Her Private Life dizisinin orijinal soundtrack'i. Tam bir yol şarkısı.




ED SHEERAN JUSTİN BİEBER - I DON'T CARE
Bu tamamen oda arkadaşımın arka planda açmasıyla beynime yerleşen bir şarkı. Bir daha ki aya kalmaz da dinledik bir kere :D

IU - BBIBBI
Bu tatlı şarkı da öylesine youtubeda yeni şarkı ararken dinlediğim ve hoşuma giden bir şarkıydı.

GOT7 - ECLIPSE
Benim çok sevdiğim diğer bir grup GOT7. Yeni albüm çıkarınca kusana kadar dinlemeden olmaz.

Edis - Bana Ne 
Annemin seninki çıkmış nidaları eşliğinde yaşasın Muz Cumhuriyeti başkanı Edis :D 


JUS2 - Take
Eeee He is Psychometric izleyen OST'una da kapılır adlı çalışma.

 TWİCE - Fancy
Müzik güzel, klip güzel ee daha ne isteyeyim ki?

Blackpink - Kill This Love
İlk dinlediğimde sevmemiştim mevzu ne ara buralara geldi hiçbir fikrim yok. 

Böylece bir ay raporu yazısının daha sonuna geldik. Dilerim Haziran ayı hepimiz için çok daha güzel bir ay olur. Diğer yazıda görüşmek dileğiyle.

İnstagram : @daisyandbook

Google servisleri tamamen çöktü!

İnternetin deyim yerindeyse ana damarlarından biri olan Google servisleri ciddi bir sorundan dolayı çöktü. Aynı altyapıyı kullanan bütün servislere erişimde kesintiler yaşanıyor.




Google servisleri erişim sorunları yaşanıyor





ABD merkezli başlayan YouTube, Snapchat, Gmail, Nest, Discord ve diğer bazı web servislerine erişim sorunları yaşanıyor. Sorunun temel nedeni şirketin kendi web hizmetleri dışındaki uygulamalara güç veren Cloud hizmeti ile ilgili sorun gibi görünüyor. Cloud sosyal medya hesabından bir durum güncellemesi yayınlanarak, sorunların ABD’de öğleden sonra başladığını belirtti


Sorunların çoğunlukla ABD’nin Doğu Kıyısı bölgelerini etkilediği görülüyor, ancak Avrupa’daki bazı YouTube ve Gmail kullanıcıları da hizmetlere erişemediklerini bildirdi. Cloud altyapısını kullanan Discord ve Snapchat kullanıcıları da uygulamalara giriş yaparken sorun yaşıyor.

İnternet servisleri hakkındaki şikayet ve çökme raporlarını yayınlayan Down Detector’e göre son iki saatte YouTube servisleri için toplam 20 bine yakın çökme şikayeti veya raporu ulaşmış durumda.

Bulut servisindeki son durum ve sorunun ne zaman giderileceğine dair herhangi bir bilgi henüz paylaşılmadı

Yazılım nedir? Yazılım Dilleri ve Yazılım Dersleri

Yazılım nedir? Yazılım Dilleri ve Yazılım Dersleri



Yazılım Nedir?

Elektronik bir donanımı, belirli bir işi yapmak için derlenmiş komutların bütünüdür. Bu komutlar işlemcilerde işlenerek bir olaya dönüştürülür.
Yazılım nedir ? sorusunu kısaca size özetlemiş olduk.
Yazılım kendi içerisinde çeşitlere ayrılmaktadır. Bunlar Web tabanlı yazılımlar ve Bilgisayar Tabanlı yazılımlardır.
Bir program oluşturmak için kod yazan kişiye ise yazılımcı denir. Yazılımcılar dijital dünyayı inşaa eden kişilerdir. Bir çok yazılım vardır. Bu yazılımlar bazen bir elektronik cihazın çalışmasını bazen ise bir web sitesini oluşturur.



Yazılım Dilleri

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle bir çok yazılım dili gelişmiştir ve hala yazılım dilleri kendilerini geliştirmektedir.
Günümüzdeki yazılım dilleri şöyledir.

1 - JAVA
1991 yılında akıllı TV’ler için geliştirilen Oracle Java dünyadaki en popüler programlama dili. Android ve iş uygulamaları geliştirmek için Java bilmek gerekiyor.

2 - C
Bugün kullanımda olan en eski programlama dillerinden biri; çünkü C 1970’lerin başında tasarlandı. 1978 yılında ise C’nin kutsal kitabı olan 800 sayfalık C Programlama Dili yayınlandı.

3 - PYTHON
1989’da oluşturulan bu dilin en güzel özelliği kolay okunabilen kodu. Bu sebeple kodlamaya başlamak istiyorsanız önce Python öğrenin. Yazılım mantığını kavradıktan sonra diğer dillere geçersiniz. Benim zamanımda Commoder 64’te Basic vardı.

4- PHP
Web’in üçte birinde PHP kullanılıyor. WordPress, Facebook ve Yahoo gibi büyük siteler PHP’yi tercih ediyor. Ancak birçok programcı da PHP’den nefret ediyor. Öyle ki Stack Overflow kurucusu Jeff Atwood, “PHP gerçek bir dil bile değil, sadece derme çatma bir kodlama yığını” diyor.

5 - VISUAL BASIC
Microsoft Visual Basic ve ardılı Visual Basic .NET yazdığınız programlarda grafik öğeleri sürükleyip bırakarak değişiklik yapmanızı sağlayan özellikler içeriyor. Eski moda ama hayranları var. Bu arada Commoder BASIC yazılımının da 6502 Microsoft BASIC’ten geldiğini hatırlatalım.

6 - JAVASCRIPT
Javascript web uygulamalarında kullanılan en popüler programlama dili, ama isim benzerliği dışında Java ile alakası yok. Modern web JavaScript çalışıyor fakat bu çok yavaş bir yazılım dili ve güvenlik açıklarıyla dolu.

7 - R
Veri analizi yapanların ve istatistikçilerin favori dili. Google Analytics, veri görselleştirme (dataviz) ve veri bilimi konusunda uzmanlaşmak veya bankacılık, finans, havacılık gibi sektörler için yazılım geliştirmek istiyorsanız R kullanabilirsiniz. Özellikle Google Analytics R’yi çok seviyor.

8 - GO
Google bunu çok büyük veriyle uğraşması gereken kendi arama motoru için tasarladı. Ancak, güvenilir ve sağlam bir sistem olarak büyük ölçekli kullanımda az bug veren Go çağdaş yazılımcıların da gözbebeği oldu. En hızlı büyüyen programlama dillerinden biri.

9 - RUBY
Bu da Python gibi kolay kodlama yapılan 24 yıllık bir programlama dili. Ayrıca Ruby’ye eklenen Rails add-on’u ile çok popüler. Rails sayesinde Ruby tabanlı web uygulamaları geliştirmeniz artık çok kolay.

10 - GROOVY
Bu Java türevi de 2007’de çıkar çıkmaz popüler oldu; çünkü kodlama işini hızlandırıyor. Java koduna kolay eklenen Groovy; IBM, Google ve Target’ın sevgilisi.

11. OBJECTİVE-C
Orijinal C programlama dili o kadar popüler oldu ki birçok türevi çıktı. Objective-C de diğer dillerin özellikleriyle donatılmış bir C türevi. Hâlâ Apple malı Swift’ten daha popüler, ama Swift fena geliyor ve öne geçecek.

12. PERL
Bu da NASA’nın 80’lerin başında havacılık ve uzay mühendisleri için geliştirdiği bir yazılım. Perl güçlü ve esnek, üstelik komut satırı işlemede çok hızlı ve rakipsiz. Hatta yazılımcılar arasındaki adı “web’in yara bandı”. Pek estetik ve yalın bir dil değil, ama web sitelerine güncellemelerle hızlı yama yapmak istiyorsanız Perl kullanabilirsiniz.

13. PASCAL
Pascal adını ünlü Fransız filozof Blaise Pascal’dan alıyor ve bu programlama dili Apple’ın orijinal Macintosh bilgisayarlarında kullanıldı. Aynı zamanda Fransız ve İtalyanların seksenlerdeki gözdesiydi.

14. DELPHİ OBJECT PASCAL
Bu da Apple tarafından 1986 yılında geliştirdi ve asıl amacı programcıların Oracle veritabanlarını diğer sistemlere bağlamasını sağlamaktı.

15. SWİFT
Apple Swift, iOS uygulamaları geliştirmeyi kolaylaştırıyor. IBM gibi yüksek profilli Swift severler sayesinde daha da popüler olacak.

16. MATLAB
Üniversitede fizikçi veya matematikçi olmak istiyorsanız bu matematik programlama dilini öğrenmelisiniz

Yazılım Dersleri
Yukarıda açıklamış olduğumuz günümüzde çoğu aktif olarak kullanılan yazılım dilleri öğrenmek için kurslar ve internet ortamında birçok eğitim setleri mevcut bu dillerin bolca kaynakları mevcut kitaplar , videolu eğitim dersleri gibi kaynaklardan da yararlanabilirsiniz.
iOS 13'ün Karanlık Modunun Ekran Görüntüsü Paylaşıldı

iOS 13'ün Karanlık Modunun Ekran Görüntüsü Paylaşıldı

Bu akşam başlayacak olan WWDC 19'un hemen öncesinde, Twitter üzerinden bir görüntü ortaya çıktı. Ortaya çıkan görüntüde Apple'ın bu sene kullanıcıların hizmetine sunacağı iOS 13'ün karanlık modunda kullanılan 'Anımsatıcılar' uygulaması yer aldı.


Apple'ın her sene düzenleyerek yeni ürünlerini ve yazılımlarını tanıttığı Worldwide Developer Conference (WWDC) etkinliği nihayet başlıyor. Böylelikle Apple kullanıcıları, ürünleri ile ilgili olarak pek çok soru işaretini giderecekler. Apple tarafından yapılan açıklamalar eski ürünlerin durumunu, iOS 13'ü hangi modellerin alacağı gibi tüm kritik soruların cevabını verecek. Şimdi ise ortaya iOS 13'ün karanlık modunda, yenilenen 'Anımsatıcılar' uygulamasına dair bir ekran görüntüsü paylaşıldı. İşte o ekran görüntüsü;
Sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı telefon sızıntılarıyla tanınan Benjamin Geskin tarafından yapılan paylaşım, kısa bir süre içerisinde yayıldı. Konuyla ilgili ufak bir de açıklama yapan Geskin, ilk kez mart ayında karanlık mod ve uygulamalarla ilgili bazı bilgileri edindiğini söyledi. Bu ekran görüntüsünü de mart ayında edindiğini söyleyen Geskin, iOS 13'ün kullanıcıların hizmetine sunulmasıyla birlikte görünüş olarak bazı değişikliklerin olabileceğini ifade etti.



Ortaya çıkan bu görüntüyle birlikte en azından iOS 13'ün karanlık modunda bizleri neyin beklediğini anlayabiliyoruz. Cuma gününe kadar sürecek olan WWDC 19'da Apple tarafından yapılacak olan açıklamaları sizlere aktarmaya devam edeceğiz.. 

He is Psychometric | Dizi Yorumu (Kdrama)

Adı : He is Psychometric / That Psychometric Guy
Tür : Romantik, Dram, Gerilim, Fantastik
Bölüm Sayısı : 16
Bölüm Süresi : 1 saat
Ülke ve dil : Güney Kore / Korece
Yayın yılı : 2019
ImDB puanı : 8.4
Benim Puanım : 10


Herkese merhabalar, malumunuz tatil geldi çattı. Bu zamanlarda dizi arayışındayız hepimiz. Bakınız izlediğim bir sürü dizi varken gidip yeni diziye bile başladım şu sıralar :D Neyse benim gibi dizi delisi olanlara bu yazımda harika bir dizi önerisi getirdim. Çok ama çok seveceksiniz önden uyarı! Ufacık bir konusundan bahsedeyim.

KONUSU :
Lee An'ın ailesi bir yangında ölür. Bu yangınla birlikte Lee An'ın bir yeteneği olur. Bu yetenek bir şeye dokunduğunda o dokunduğu eşya, canlı her neyse onu okuyabilme yeteneğidir. (psychometry) Bu yetenekle birlikte ailesini kimin öldürdüğünü bulmaya çalışacak ve bu macera sırasında Yoon Jae In ile tanışıp ona aşık olacaktır. Fakat bu ikili için işler pek kolay ilerlemeyecektir.




İtiraf edeyim diziye başlama sebebim tamamen şu beyefendidir ;


Kendisi GOT7 adlı K-Pop grubunun bir üyesi. Daha önce başka dizilerde oyunculuğuna denk gelmiştim, (bakınız izleyenler hatırlayacaktır Lee Min Ho'nun The Legend of Blue Sea dizisinde gençliğini oynamıştı. ) ilk defa bir dizide baş rol olacağını duyunca tutmayın beniii diyerek diziye başladım. İnanın konusuna bile bakmadan başladım. İyi ki de başlamışım dedim.

Şu fotoğrafta gördüğünüz dörtlü arasında dönüp duruyor bütün olaylar. Dizi başta eğlenceli gençlik dizileri gibi başlıyor. Eğleniyorsunuz, gülüyorsunuz kısacası başta mutlusunuz. Sonra bir olaylar silsilesi basıyor ortalığı. Sonra her yer dram gözyaşı... 😭😭😭😭 Olayın gidişatı çok güzel her bölüm ne olacak acaba diye izledim ve her bir olayın açıklandığında yüreğim sıkıştı ağladığım bölümler de oldu. Kurgu, senaryo aşırı güzel düşünülmüştü. Şimdi eksikleri yok değildi ama son zamanlarda izlediğim k-dramalar arasında en en iyisiydi. Konu işlenişi oyunculuklar, sahne geçişleri, abartısız son izlediğim dizilerde sürekli gözümüze sokulan reklamlardan o kadar sıkıldım ki... kahve içerken kahvenin markasını gözümüze sokan mı ararsınız, içtiği vitaminli suları mı sokan ararsınız hepsi bana denk geldi :D Çok şükür bu dizide reklamlar gözümüze sokulmamıştı. Bunun için ayrı bir teşekkür sunuyorum yapımcılara.
Neyse bunları bir yana bırakıp size dizide oyunculuğuna vurulduğum bir başka beyefendiyi göstereyim. Kang Sung Mo;



Görüntüsünün güzelliği bir yana oyunculuğu dizinin sonunda sizi kendine hayran bırakan cinsten. Bu neydi yarabbi... Hem yakışıklı hem de oyunculuk mükemmel dedim. Gerçi dizi boyunca kendisiyle anlaşamadığımız zamanlar yok değildi ama dizi bitiminde hayran oldum. Bir de kendisi savcı olunca kalbimi hepten fethetti diyebilirim.
 Bu karaktere olan aşkımı da anlattığıma göre dizide çok da olmasa beni rahatsız eden bir kısımdan bahsetmeye geldi sıra.


Dizinin başına Lee An'ı ana karakter olarak görüyoruz buraya kadar her şey çok normal zaten başrol o. Sonra birden yan rol durumuna düşüyor. Geri planda kalıyor. Açıkçası bu beni az da olsa biraz rahatsız etti. Başrol olarak izlemeye başladığım oyuncu dizinin ortalarına doğru yan rol gibi oldu. Çok şükür dizinin sonunda tekrar ana karakter haline geldi, bu sefer de dizinin sonu devamı varmış gibi bitti. Durum böyle olunca bir sezon daha arar oldu gözlerim. Çünkü yeni sezon gelemeye çok müsait bir dizi açıkçası. Bakıyorum lüzumsuz dizilere 2. sezon çeken canım Korelilerim asla 2. sezon gelmesi gereken dizlere sezon onayı vermiyorlar.
Neyse ben böyle devamı varmış gibi bittiğini söyleyince söyleyince aklınıza dizinin kötü bitip bitmeyeceği sorusu gelmiş olabilir rahatsız edici bir son değildi ve olaylar tamamlanıyordu. Sadece devamı olabilir gibiydi diyeyim. Nasıl bittiğini siz görmüş olun. 


Dizi favori dizilerim arasına girdiğinden size şiddetle değil de mutlulukla tavsiye ediyor. İzleyiniz! 
Son olarak önceki yazılarımda gif eklediğimi fark ettim yazısının sonuna oları ekleyerek ve diziden sevdiğim bir şarkıyı bırakarak sizlere veda ediyorum.



Beni instagramda @daisyandbook adıyla bulabilirsiniz. :)


*suç üstü yakalanınca ben*

*superman olacaksın dediler psychometric guy oldum bir yerlerden hoplayıp zıplamam lazım*


*üzgünken bile yakışıklıyım ne var yani bakışı *


* gönlümün best couple'ı.*

*bloggera zor zamanlar yaşatan fotoğraf. Jinyoung mu daha tatlı yoksa köpek mi?*

MİM

MİM

Herkese iyi günler, yine uzun bir aradan sonra dönüyorum. Bu sefere çiçeği burnunda bir blogger olan arkadaşımın beni mimlemesi oldu vesile. Gider İken  blogunun sahibinin mimine eriş için buraya alayım sizi. Bu arada belirtmeye gerek yok ama Gider İken'i takip etmeyi unutmayın. 
Geçelim mime. 

1. Yaz mı Kış mı?
Kararsız kaldığım bir soru. İki mevsimin de sevdiğim yanları var ama illa birini seçmek gerekirse kışı seçerdim.

2. Hayalindeki tatil neresi? Neden?
Tatil anlayışım yolculuk, gezme vb. şeyleri pek içermez. Daha çok evde oturup sakin kafayla sevdiğim etkinlikleri yapmayı severim.

3. Tatilden en büyük beklentin?
Okumak, izlemek, yazmak ve en önemlisi dinlenmek.

4. Sınırsız bütçe, ne yapardın?
Daha uzun süre dinlenirdim.

5. Unutamadığın anı?
Pas geçiyorum bu soruyu.

6. Yapmaktan zevk aldığın aktivite?
Malum düz bir insanım bu sorunun cevabını üçüncü soruda verdim.

Ben de mimi yapmak isteyen herkesi mimliyorum. 

WordPress Günün Sözü – Rastgele Sözler İpucular Eklentisi

Bloğunuzda rastgele veya günün sözü  veya ipucular şeklinde yazılar yayınlamak istiyorsanız Quotes Collection eklentisini kullanabilirsiniz. Ayrıca Türkçe dil seçeneği de mevcut.

Eklentiyi buradan indiriyoruz. Kurulumun ardından admin panelinizde yazı ve söz ekleyebileceğiniz bölüm geliyor. Ayrıca sidebarda widget olarak ta gösterebilirsiniz.

Kurulumdan sonra site düzenlemelerinden bileşenlere tıklayıp

 yeni bileşen ekle diyip rastgele alıntılara tıklayıp ekleyin.
Kendi Sitemdeki Örnek