2018 YILINDA İZLEDİĞİM EN İYİ 10 FİLM - Tarihi Havadis

2018 YILINDA İZLEDİĞİM EN İYİ 10 FİLM


Herkese merhaba, iyi seneler...
Her sene sonu o yılın film/dizi ve kitap değerlendirmesini yazmak isterim ama yayın hayatımda  sadece bir kerecik yazabildim. Bu sefer 2018 yılın başında okuduğum, izlediğim her şeyi düzenli bir şekilde not tuttum, anlayacağınız bu yıl hedefimi gerçekleştirmekte çok ısrarcıydım. Ne yazık ki kitaplar hakkında bu senenin değerlendirmesini yapamayacağım, yetiştirebilirsem diziler hakkında yazacağımı umuyorum. Neyse fazla uzatmadan bu yıl izlediklerimden kısaca bahsedip en iyi bulduklarıma geçeyim.


Bu yıl sayıca oldukça fazla film izlemişim:78 tane.
 Bunların  içinde çok kötü diyebileceğim 3-5 film var bu açıdan şanslıydım ama orta karar film sayısı da izlediklerimin yarısını geçiyor, doğal olarak çok iyi ve onun bir tık altı diyebileceğim filmler azınlıkta kalıyor. Bu sene ortalama ve hakkında çok keskin görüşlerim olmayan filmleri ağırlıkta izlemişim. Bu filmleri ayrı bir yazıda kısa kısa yazmaya çalışıyorum bitince link eklerim. Bunun dışında yer yer Kore ve Avrupa filmleri izledim ki özellikle Koreliler suç filmlerini gerçekten kaliteli yapıyor bir kez daha anladım. Belki en iyi listesinde adları çok anılmayacak ama gerçekten kaliteli Kore filmleri (Confession of Murder, The Chaser hatta koca hatasına rağmen No Mercy) izledim. Azınlıkta kalsa da İspanyol filmleri izlemeyi ihmal etmedim. La Isla Minima, Boy Missing, La cara oculta ilk aklıma gelenlerden. İlki dönemi başarılı yansıtmış, ikincisi güzel, sonuncusu sinir bozucu 3 ana karaktere sahip.
 Alfred Hitchcock izlemeye tam gaz devam ettim ama bu yıl izlediklerim Shadow of a Doubt, The Lady Vanishes ve The Man Who Knew Too Much yönetmenin en beğendiğim filmleri arasına giremedi ne yazık ki. Absürt filmlere tarzıma göre fazlasıyla yer verdim, özellikle  Burn After Reading ve Seven Psychopaths filmlerini sevdim. İki tane sanat kokulu film izledim  Trance ve The Best Offer, ikincisi daha iyiydi. Bir hinlik çıkacak diye bekleseniz de oldukça iyi bir filmdi. Listede yok ama izleyebilirsiniz. In Bruges diye bir film izledim ve muazzam manzaradan eksik kalmayın diye tekrar önereyim. Gerçeğe dayanan iki film izledim Black Mass ve American Made ki ikisi de başarılı kadrosuna ve gerçeğe dayanmasına rağmen ne yazık ki en iyi listeme giremedi. The Firm, The Magnificent Seven, Spy ve El Aura gibi beklentimin altında kalan filmlerde vardı. 


  Neyse çok uzattım artık bu yıl en sevdiğim filmleri yazmaya başlıyorum. İncelemesi ayrıca yapılmış filmlerin linklerini ekledim, detaylı yorumumu oradan okuyabilirsiniz. Zira aşağıdaki listedeki yorumlarım kısacık olacak.
10 filminden biri Hint, biri Fransız, biri Norveç, biri Kore, biri Danimarka, biri Japon, dört tanesi de ABD yapımı.
Şimdiden hoşunuza gidip izleyecek olursanız iyi seyirler dileyeyim.
Kahaani (2012) IMDb: 8.1
Vidya Balan in Kahaani (2012)
Bu yıl izlediğim tek Hint filmi ama çok iyi bir film yalan yok. Az izlemişim ama öz izlemişim. Bir kaç kusuru var fakat bağlanışı, ince detayları, ana karakterin hamile olması ve oyuncunun başarısı filmin bu listedeki yerini hak ettiğinin göstergesi.

Adam’s Apples (2005) IMDb: 7.8
Nicolas Bro, Ali Kazim, Mads Mikkelsen, Paprika Steen, and Ulrich Thomsen in Adams æbler (2005)
Listeye bir adet Mads Mikkelsen filmi yazmanın mutluluğu... Biliyorsunuz aktörü severim bu filmdeki oyunculuğu döktürmüş, kurgu zaten şahane bir o kadar da ilginç. Ne yazmışım yorumumda hem güldüren hem hüzünlendiren bu filmi gönül rahatlığıyla öneririm.  Daha da söze gerek yok.


Lars and the Real Girl (2007) IMDb: 7.3
Ryan Gosling in Lars and the Real Girl (2007)
Bazı sahneleri kolay kolay aklımdan çıkmayacak, Ryan Gosling'in oyunculuğu karşısında mest olduğum Gerçek Sevgili kurgunun samimi işlenişiyle sizi de ekrana bağlayacak.


 A Hard Day (2014) IMDb:7.2
Sun-kyun Lee in Kkeut-kka-ji-gan-da (2014)
Bu sene izlediğim en iyi Kore filmi. Tek tük kusurlarına rağmen beni tekeline almayı başardı. Bir polisin başına gelen her felaketin içinden pratik zekasıyla sıyrılışını izledik, final sahnesiyle de vay be dedik. Kore filmleri ile tanışmak isterseniz buradan başlayabilirsiniz. 

Hodejegerne (2011) IMDb: 7.6
Hodejegerne (2011)
Ortamlarda biraz abartılı, ütopik yorumları yazılıp çizilse de çok beğendiğim bir film oldu kendisi. Yorumunu yazamadığım için çok üzgünüm. Hiç düşmeyen temposu, oradan oraya savrulan karakteri ve tereyağından kıl çeker gibi toparlanıp final yapmasıyla benden geçer not almayı başardı. 

What Ever Happened to Baby Jane? (1962) IMDb: 8.1
Bette Davis and Joan Crawford in What Ever Happened to Baby Jane? (1962)
Listenin en yaşlı filmi ve muazzam bir film. Birbirinden nefret eden iki oyuncunun birbirinden nefret eden iki kardeşi canlandırmasıyla ortaya nefreti buram buram hissedebileceğiniz bir film çıkmış. Acizlik, nefret, umutsuzluk o kadar başarılı hissettirilmiş ki ancak izleyince anlarsınız. Bu arada film sonrası iki oyuncunun sette birbirine yaptıklarını okumayı unutmayın. Çok uzun bir film olmasına rağmen başından kalkamadan bitireceğiniz, finali ile fikirlerinizi ters düz edecek şahane bir eser. 

 Central Intelligence (2016) IMDb: 6.3
Kevin Hart and Dwayne Johnson in Central Intelligence (2016)
Uzaktan bakınca bırakın bu yıl izlediğim en iyi filmler içerisine girmeyi, beğenmem bile şaşırtıcı bu filmi. Klişe konusuna rağmen bazı esprilere o kadar güldüm ki bu yıl en çok güldüğüm filmi bu listeye koymadan edemedim. Herkes sever mi, güler mi garanti veremem ama benim beklentimin kat kat üstünde çıkan bir film oldu o yüzden şans verin derim. 

After Hours (1985) IMDb: 7.7
After Hours (1985)

Ömrümde izlediğim en değişik filmlerden biri, belki bundan daha uçuk kaçık filmler izlemişimdir ama bu film birazcık gerçekçi hissettirebildiği için yeri bambaşka. Aşırı şansız karakteri merkeze alması ve bir mahalleye hapsetmesi olayların kötülük rüzgarı gibi esip bu karaktere çarpması... Gerçekten başka havası olan filmlerden biri After Hours. İzleyenler Kafka havası solumuş bilginize.

Princess Mononoke (1997) IMDb: 8.4
Mononoke-hime (1997)
Listemizden anime türü eksik kalmasın değil mi? İtiraf edeyim Miyazaki'nin bazı filmleri gönlümde öyle yer etti ki Prensens Mononoke izlemeden o da böyle bir yere sahip olacak diye umutlanmıştım ne yazık ki o hissi yakalayamadım. Bu yüzden listeye yazıp yazmama konusunda kararsız kaldım Prensens Mononoke'i ama hem verdiği çok değerli mesaj hem başarılı atmosferi bu senenin en iyileri içinde olmalı dedirtti.  Animeyi izlerken insan ırkı neymiş bir kez daha görüyorsunuz.


Le Dîner de Cons (1998) IMDb: 7.7
Le dîner de cons (1998)
Sonuncu film çok düşündüm, hakkını verecek bir film bulamadım ama nazarımda diğer 9 filmin bir tık altı bir kaç film vardı. Eğlenceli olduğu için The Heat, çok gerildiğim için Boy Missing ve, güldürmeyi başaran esprileri ile Le Diner de Cons. En sonunda beni güldüren Fransız filminde karar kıldım ayrıca bu filmin girişini oldukça orijinal bulduğumu ekleyip, oyuncuların da döktürdüğü gönül rahatlığı ile
söyleyebilirim.



EmoticonEmoticon