Abdülhak Şinasi Hisar (1888 - 1963) - Tarihi Havadis

Abdülhak Şinasi Hisar (1888 - 1963)

Abdülhak Şinasi Hisar
  • Cumhuriyet dönemi roman, hatıra yazarı.
  • Babası, yayıncı ve yazar Celâleddin Bey; annesi son Belgrat muhafızı Selim Paşa’nın torunu Neyyir Hanım’dır.
  • Celâleddin Bey, Şinasi ile Abdülhak Hâmit'e duyduğu hayranlık nedeniyle çocuğuna Abdülhak Şinasi adını verir.
  • Boğaziçi yalılarıyla Büyükada ve Çamlıca köşklerinde geçen çocukluk yılları, bütün eserlerinin kaynağıdır. 
  • 1898’de yatılı olarak Mekteb-i Sultâniye (Galatasaray Lisesi) girer. 
  • Okuldaki yakın arkadaşları arasında, Ahmed Hâşim, Hamdullah Subhi Tanrıöver, Müfit Râtip, Emin Bülent Serdaroğlu, Ahmed Samim, Refik Halit Karay, İzzet Melih Devrim ve Tahsin Nâhid de vardır.
  • 1905'in sonlarına doğru Paris'e gitti. 
  • Paris'te daha çok sanat ve edebiyat çevrelerinde bulundu.
  • 1908'de yurda döndü. Bazı yabancı şirketlerde, Osmanlı Bankasında ve Reji İdaresinde çalıştı. 
  • 1931'de Ankara’ya yerleşerek Dışişleri Bakanlığında çalıştı.
  • 1948’de geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle istifa edip İstanbul'a döndü.
  • Bu tarihten itibaren daha çok eserleri ile meşgul oldu.
  • 1921’den itibaren Milliyet, Yeni İstanbul; Ülkü, Varlık, Ağaç, Türk Yurdu gibi birçok gazete ve dergide yazılar yazdı.
  • 1942'de ilk romanı Fahim Bey ve Biz, CHP Hikâye ve Roman Yarışmasında üçüncü oldu. Farklı kurgusu ve anlatımıyla okuyucular tarafından ilgiyle karşılanan eser sayesinde geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. 
  • Abdülhak Şinasi, 3 Mayıs 1963 günü İstanbul'daki evinde beyin kanamasından ölmüştür.
Sanat Anlayışı
  • Abdülhak Şinasi Hisar, "Boğaziçi Medeniyeti" kavramını edebiyatımıza kazandıran kişidir. 
  • Kendince daha güzel ve anlamlı bulduğu geçmiş zamanı ve bu zamanların Boğaziçi hayatını bütün ayrıntılarıyla dile getirmiştir.
  • Bütün eserleri esas olarak hatıra'ya dayalıdır.
  • Cumhuriyet dönemi yazarı olmasına rağmen dil ve üslup bakımından Meşrutiyet kuşağına yakındır.
  • Eserlerinde şiire diline yaklaşan bir dil anlayışa sahiptir.
  • Genel olarak uzun sayılabilecek sıralı ve birleşik cümleler kullanmıştır. 
  • Romanlarında olaydan çok üslup ve karakter öne çıkar. 
  • Bu nedenle yazar daha çok bir karakter romancısı olarak kabul edilir.
  • Eserlerinden psikolojiden yararlanarak daha çok bireyin iç dünyasına yönelmiştir. 
  • Romanlarında Maurice Barres, Anatole France ve Marcel Proust gibi Fransız yazarlarının edebiyat anlayışını örnek alır.
  • Her üç romanında da sıra dışı karakterleri ele almıştır:
  • Fahim Bey zamanının dışında yaşayan bir hayalci, Hacı Vamık Bey yer yer delilik derecesinde dengesiz, Ali Nizami Bey ise çocuksu bir adamdır. 
  • Abdülhak Şinasi Hisar'ın Boğaziçi Mehtapları, Boğaziçi Yalıları ve Geçmiş Zaman Köşkleri adlı yapıtları, yazarın bir anı yazarı olarak tanınmasını sağlamıştır. Ancak Hisar'ın anlattığı anılar, bireysel olmaktan çok eski İstanbul'la ilgili görenek ve gelenekler, eski günlerin manzaraları, o dönemin alışkanlıkları ve âdetleridir.
Eserleri:
  • Romanları: Fahim Bey ve Biz, Çamlıca'daki Eniştemiz, Ali Nizamî Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği 
  • Anı - Deneme: Boğaziçi Mehtapları, Boğaziçi Yalıları, Geçmiş Zaman Köşkleri
  • Biyografi: İstanbul ve Pierre Loti, Yahya Kemal'e Veda, Ahmet Hâşim: Şiiri ve Hayatı
  • Antoloji: Aşk İmiş Her Ne Var Âlemde, Geçmiş Zaman Fıkraları
Roman Konuları 
Fahim Bey ve Biz
  • Fahim Bey, edebiyatımızın ölümsüz roman kahramanlarından biridir. 
  • 21 bölümden oluşan eser, bir olay anlatmaktan çok Fahim Bey'i tanıtmaya yöneliktir.
  • Fahim Bey'in hikayesi Balkan ve Birinci Dünya Savaşı yılları ile Milli Mücadele Dönemi yıllarında İstanbul'da geçmektedir. 
  • Eserde, hayali bir dünyada yaşayan Fahim Bey’in sıra dışı karakteri ve işleri öne çıkar. Örneğin, babasının kendisini kötü durumda görmemesi için İstanbul’da büyük bir konak kiralar. Ancak ne kirasını ödeyecek parası ne de içine koyacak eşyası vardır. Ancak, konağın kendisine sağladığı itibarı, ailesine karşı görevini yerine getirmesinin bir ispatı olarak görür. Londra sefaretine tayin edildiğinde şehrin en büyük terzilerinden birine pek çok elbise ısmarlar ancak bu elbiselerin borcunu yıllarca ödeyemez. Modası geçmiş bu elbiseleri hayatının sonuna kadar giymek zorunda kalması onun için bir başka trajikomik durumdur. 
  • İkinci Meşrutiyet ile İstanbul'a dönen Fahim Bey, hayalini kurduğu bir ticaret için sermayedar arar ama bulamaz. Galata'da bir yazıhane tutan Fahim Bey, geliştirdiği savunma mekanizmasıyla, iş yapıyormuş gibi her gün yazıhanesine gider. Yazıhanede hayali işlere ait evraklar düzenleyen Fahim Bey bu evrakları düzenli olarak da dosyalar. Bir süre sonra kirasını ödeyemediği için yazıhaneyi de boşaltmak zorunda kalır. Bu olaydan sonra hayatta tutunacak dalı kalmayan Fahim Bey vefat eder. 
Çamlıca'daki Eniştemiz
  • Roman “deli enişte” adıyla tanınan Hacı Vâmık Beyefendi'nin hayatı çevresinde kurulmuştur. Eser, alışılmış bir romandan çok parçalar halinde hâtıralardan meydana gelen bir eserdir. 
  • Hacı Vâmık, romanda akıllı geçinen birçok insandan kimi zaman daha akıllı, kimi zamanda dengesiz bir tip olarak canlandırılır. “Deli enişte”, memuriyetle gittiği vilayetlerde pek de rahat durmadığı, rüşvet alıp halk zulüm yaptığı iddiasıyla sık sık görevinden uzaklaştırılır. Bu nedenle hayatının büyük bir kısmını uzak Arabistan vilayetleriyle İstanbul arasında gidip gelerek geçirir. Son olarak gittiği vilayetten azledildiği sırada babası ölünce kendisine bir daha memuriyet verilmez. Böylece o da bir daha ayrılmamak üzere, öteden beri rüyalarına giren köşküne kavuşmuş olur.
  • Zaman itibariyle Sultan II. Abdülhamid devrinin sonları ile Birinci Dünya Savaşı'nın ilk yıllarını içine alan eserde Çamlıca'daki köşk etrafında kaybolan bir medeniyetin manevi havası anlatılır.
Ali Nizamî Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği
  • Abdülhak Şinasi bu romanda da diğerlerinde olduğu gibi çocukluk hâtıralarından yola çıkarak uzak akrabalarından birinin oğlu olan Ali Nizami Bey’in hayatını hikâye eder. 
  • Ali Nizami Bey, aileden kalan mirası alafrangalık uğrunda zevk ve safa içinde tüketir. Sonrasında Çamlıca’da harap bir evde açtığı tekkede fakir bir Bektaşî şeyhi rolü yaparken çıldırarak ölür. Sonuç olarak romanın esas konusunu Ali Nizami Bey’in birbirinden tamamen farklı iki dünyaya ait hayatı oluşturur. 
  • Yazar hikâye boyunca, Fahim Bey’de olduğu gibi, Ali Nizami Bey’i kendi gözlemlerinden çok çevresindeki insanların dedikodu ve rivayetlerinden hareket ederek anlatır. Eserde daha ziyade mizahî bir yaklaşım hâkimdir. 
İlgili Sayfalar 
Yararlanılan Kaynaklar
  • Geçmiş Zaman Peşinde Bir İstanbul Âşığı: Abdülhak Şinasi Hisar, Abdullah Uçman
  • Abdülhak Şinasi Hisar'ın Söyleminde Gelenek, Alena Ramiç
  • Geleneksel ile Modern Arasında: "Fahim Bey ve Biz", Mustafa Kutlu


EmoticonEmoticon