ESKİ TÜRKLERDE DİN - Tarihi Havadis

ESKİ TÜRKLERDE DİN

ŞAMANİZM 

     Orta Asya Türkleri, İslamiyeti kabul etmeden önce, çeşitli dinleri kabul etmişlerdir. Türklerin ilk dini olan Şamanizm,  tek tanrı düşüncesinin hakim olduğu bir dindir. 
     Türkler hayvancılıkla uğraştıkları  zamanlarda gök ile ilgilenmeye başlamış, Göktürk Devleti'nin kurulması ile birlikte göğün değeri artmıştır. "Tanrı" kelimesi hem "gök" hem de "Allah" manasında kullanılmıştır. Allah'ı "gök-tanrı" olarak isimlendirmişlerdir. Kağanlar ölünce ruhlarının göğe, tanrının yanına uçtuğuna inanırlardı. Kağanlar, göğün  bu değerinden dolayı "tengri" unvanını isimlerinin başında kullanmışlardır.  
     Şamanlar, astronomiden anlar, ay ve güneş tutulmalarından sonra geleceğe dair haberler verirlerdi. Şamanlara sorulmadan savaşa gidilmezdi. Şamanlar hastalık ve ölüm zamanlarında hasta yanına giderek dua eder ve tedavide bulunurdu. Şamanlık aileden aileye geçer ve çocuklar büyüklerinden şaman adetlerini öğrenirlerdi. Şamanlar, ak ve kara olmak üzere ikiye ayrılırlardı. Ak şamanlar iyi ruhlara, kara şamanlar ise kötü ruhlara hitap ederdi. 

BUDİZM 
Uygur Freskleri Budist Rahip

      İlk defa 572 senesinde Göktürk Kağanı Tabo Kağan zamanında Budizm'in Türkler arasına girdiğini görüyoruz. Budizm, devlet yöneticileri arasında rağbet görmekle beraber, halkın ve askerin tepkisine uğramıştır. Ancak 840 tarihinden sonra Uygurlar Budizm'i resmen kabul etmiştir. 
     Uygurların Budizm'i kabul etmesinden sonra bu dinin kitaplarını Uygurcaya çevirmeye başlamışlardır. Budizm mabetleri yapılmaya başlanmış ve rahipler vasıtasıyla halka din ile ilgili bilgiler verilmiştir. Budizm dini kitapları Sutra'lar, Vinaya'lar ve Abhidharma'lar şeklinde sınıflandırılmıştır. Uygurlar tarafından tercüme edilen en önemli sutra "Sekiz Yükmek" isimli kitaptır. 

MANİHEİZM 

     Suriye'de yaşamış olan Mani ismindeki şahıs tarafından kurulan Maniheizm, doğuya doğru yayılmış ve atası Tonyukuk olan Hsieh kabilesi tarafından Çin'e girmiştir. Uygur Kağanı Buğu Kağan, Çin'e yaptığı seferde Mani rahipleri ile tanışmış ve dört rahibi alarak Kara-Balğasun'a götürmüştür.
      Mani dininin resmi din olması ile  et yenmesine izin vermemesi ve savaştan yana olmaması, Uygurların savaşçılığını azaltmış fakat daha yüksek bir medeniyet seviyesine erişmelerine yardımcı olmuştur. Mani dini bir şehir dini idi. Bu dinin Türklerin eski dini Şamanizm'e benzer taraflarının olması ve bilhassa gök ile ilgisi, Uygurlar arasında hızla yayılmasına yol açmıştır.


EmoticonEmoticon