27 MAYIS 1960 DARBESİ SÜRECİNDE HAVADİS GAZETESİ - Tarihi Havadis

27 MAYIS 1960 DARBESİ SÜRECİNDE HAVADİS GAZETESİ

27 MAYIS 1960 DARBESİ SÜRECİNDE HAVADİS GAZETESİ


Cumhuriyet‟in ilanından Atatürk‟ün vefatına kadar geçen sürede Türkiye‟de iki kez çok partili hayat denemesi olmuş, fakat iki girişimde de istenilen sonuç elde edilememiştir. Türkiye savaşa fiilen girmese de, II. Dünya Savaşı‟nın patlak vermesi, olağanüstü bir dönem yaşamasına neden olmuş ve çok partili hayat gündeme gelmemiştir. Fakat savaşın demokrasi yanlısı ülkelerce kazanılması ve Türkiye üzerindeki Sovyet tehdidi, Türkiye‟nin Batı ittifak sistemine yaklaşmasına ve demokratik yönetim şekline yönelmesine hız kazandırmıştır. Bunların yanı sıra, bu yönelişte bazı iç etkenler de olmuştur. Neticede, çok partili hayata geçiş süreci başlamış ve Demokrat Parti (DP) 1946 yılında kurulmuştur. Bu tarihten dört yıl sonra da iktidara gelmiştir. Celal Bayar 22 Mayıs 1950‟de Cumhurbaşkanı seçildikten sonra başbakanlığa Adnan Menderes‟i getirmiş ve fiilen Demokrat Parti iktidarı başlamıştır (Demir, 2011, s. 25). Menderes 29 Mayıs 1950‟de TBMM‟ye Hükümet Programı‟nı sunmuş ve bir konuşma yapmıştır. Konuşmasında, demokratik dönemin önemini vurgularken şu ifadeleri kullanmıştır: “Tarihimizde ilk defadır ki, yüksek heyetimiz milli iradenin tam ve serbest tecellisi neticesinde, millet mukadderatına hâkim mevkie gelmiş bulunuyor. … Şüphe yok ki, 14 Mayıs bir devre son veren, yeni bir devir açan müstesna bir ehemmiyette tarihi bir gün olarak daima anılacaktır. 14 Mayıs seçimleriyle memlekette şimdiye kadar yapılanlarla ölçülemeyecek ehemmiyette mühim bir inkılâbın en mühim merhalesi açılmıştır” (Menderes-Akyol, 2011, s. 103). Demokrat Parti Hükümeti hızla iktisadi ve sosyal/siyasi girişimlere başlamıştır. Hatta 1950-1954 yılları arası kimi isimlerce “Demokrat Parti‟nin altın yılları” olarak değerlendirilmiştir (Albayrak, 2004, s. 181). Bu tarihler arasında, görece hür ve demokratik bir ortam mevcuttur (Karpat, 2012, s. 495). Fakat özellikle Demokrat Parti‟nin ikinci dönemi ile birlikte pek çok alanda bazı sıkıntılar görülmeye başlanmıştır. Şevket Süreyya Aydemir, Adnan Menderes iktidarlarını değerlendirirken, uyuyan imkânların uyandırıldığını, çarkların harekete geçirildiğini söylemiştir. Ancak, birçok alanda da çarkların birbirine çarpmasının önlenemediğini ifade etmiş, bundan kaçışın da esasında mümkün olmadığını belirtmiştir. Bu bağlamda, iktidarın benimsediği siyasetletoplum içinde çelişkilerin ve sınıflaşmaların, ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu dile getirmiştir (Aydemir, 2010, s. 220). 1958 yılından itibaren Demokrat Parti hükümeti düşüşe geçmiş, muhalif basında eleştiriler sertleşmiş, hatta gazeteciler grup grup hâkim önüne çıkarılarak hapse mahkûm edilmişlerdir (Başgil, 2008, s. 109). Ülkede bir taraftan bu gelişmeler yaşanırken diğer yandan da, muhalefet partileri kendi aralarında birleşme yoluna gitmeye başlamışlardır. Ekim 1958‟de Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) ile Türkiye Köylü Partisi (TKP) birleşerek, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi‟ni (CKMP) oluşturmuşlardır. Ayrıca, Kasım 1958‟de de Hürriyet Partisi (HP), CHP ile birleşmiştir. Bütün bu gelişmelere tepki gösteren Adnan Menderes, 12 Ekim 1958‟de Manisa‟da yaptığı bir konuşmada, “politika ve ihtirastan vareste vatandaşların kin ve husumet cephesine karşı bir vatan cephesi kurmalarını” istemiştir (Uyar, 2012, s. 26). Toplum içindeki cepheleşmeler, basın dünyasında da görülmekteydi. Demokrat Parti yanlısı Zafer ve Havadis gibi yayın organları iktidar partisi lehinde, Vatan Cephesi Sizindir, tarzında yayın yapıyordu. Diğer taraftan Ulus, Cumhuriyet, Akis gibi bazı basın organları da, basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar nedeniyle iktidarı yoğun olarak tenkit ediyordu 


EmoticonEmoticon