Askeri ve Siyasi Yönleriyle İtalyan Donanması’nın Çanakkale Boğazı Harekâtı (18 Nisan 1912) - Tarihi Havadis

Askeri ve Siyasi Yönleriyle İtalyan Donanması’nın Çanakkale Boğazı Harekâtı (18 Nisan 1912)

Askeri ve Siyasi Yönleriyle İtalyan Donanması’nın Çanakkale Boğazı Harekâtı (18 Nisan 1912)

Milli birliğini, 1861’de II. Vittorio Emanuele’nin kral olarak ilan edilmesinden sonra 1866’da Venedik’in, 1870’de de Roma’nın ele geçirilmesi ile gerçek anlamda tamamlayan ve Avrupa’da yeni bir güç olarak ortaya çıkan İtalya, diğer Avrupalı Büyük Güçler gibi sömürgecilik politikasına yönelmiştir. Ancak İtalya, birliğini sağlamadaki gecikmenin ve iç problemlerinden kaynaklanan zayıflığının etkisiyle başarılı -okyanus aşırı- bir sömürgecilik faaliyeti yürütememiştir. Bu nedenle dünya siyasetinde Büyük Güçlerin en küçüğüzayıfı olarak yer alan İtalya, sömürge alanı olarak Kuzey Afrika’nın diğer Avrupa devletlerinin yerleşmediği bölgelerini seçmiştir. İtalya, Eritre ve Somali’de oluşturduğu koloniler ile Kızıl Deniz üzerinden Kuzey Afrika’yı hedef alan bir tutunma noktası elde etse de 1896 yılında uğradığı Adowa yenilgisiyle Etiyopya üzerinde denetim kurmayı başaramamıştır. Bilakis Etiyopya ordusu karşısında bir Avrupa devleti ordusunun uğradığı bu hezimet nedeniyle büyük devlet olma niteliğine leke sürülerek küçük düşmüştür1 . Etiyopya’da başarısızlığa uğrayan İtalyan girişimiyle birlikte Eritre ve Somali, Kızıldeniz’den başlayarak aşamalı olarak Kuzey Afrika’nın hinterlandı ile birleşmenin kilit noktası olarak görülmüş, ancak İtalyan sömürgeciliğinin asıl ve ilk hedefi, bir zamanlar eski Roma İmparatorluğu sınırları içinde olan Kuzey Afrika’nın kıyı bölgeleri olmuştur. İtalya’nın öncelikli olarak bu bölgede göz diktiği yer ise Tunus’tur. Fakat İtalya’nın Tunus üzerindeki emelleri, diğer Avrupalı Büyük Güçlerin uluslararası siyasetine kurban edilmiştir. Almanya Şansölyesi Otto von Bismarck, 1871 yenilgisi ile ele geçirilen Alsace Lorraine’nin acısını unutturmak ve bu bölgenin kaybını başka yerlerde telafi ettirmek için Fransa’yı sömürgecilik faaliyetlerinde bulunmaya teşvik etmiş ve bu doğrultuda Fransa’nın Tunus’a yerleşmesine itiraz etmeyeceğini belirtmiştir. Bu şekilde Bismarck, Tunus’u Fransa’ya kaptıran İtalya’yı Almanya’ya yakınlaştırmaya çalışmıştır ki bu yakınlaşma İtalya’nın 1882’de Almanya ve Avusturya-Macaristan ile imzaladığı Üçlü İttifak neticesinde sağlanmıştır. İngiltere ise 1878’de Kıbrıs’a yerleşmesinin karşılığı olarak Fransa’nın Tunus üzerindeki hareket serbestliğini tanımıştır. Bu teşvik ve onaylar sonucunda Fransa da 1881 Bardo Antlaşmasıile Tunus üzerinde hâkimiyet kazanmıştır. İngiltere ve Almanya’nın politikaları karşısında tecrit olan İtalya, Fransa’nın Tunus hâkimiyetine ses çıkaramaz hale getirilmiş ve bu acı tecrübeyi hiçbir zaman unutmamıştır. Mevcut şartların yönlendirmesi sonucunda da İtalya, Kuzey Afrika’nın ele geçirilememiş bölgeleri arasında Trablusgarp’ı “vaat edilmiş toprak” olarak seçmiştir. İtalya’nın görece zayıf konumu, Kuzey Afrika’nın Fas ve Mısır gibi daha tercih edilir bölgeleri için İngiltere, Fransa ve diğer güçlerle mücadele etmesine imkân vermemiştir2 . İtalyanların, stratejik açıdan Kuzey Afrika’nın iç bölgelerine doğru üç yönde de yayılarak daha iddialı kolonileşme planları için tutunma noktası, artan nüfusun beslenmesinde potansiyel bir tarım alanı, sanayinin işleyeceği yeni bir hammadde kaynağı ve işçi sınıfı için istihdam sahası olarak gördükleri Trablusgarp, 1881 Tunus hüsranı sonrasında İtalyan dış politikasının ana ilgi odağı haline gelmiştir. İtalyan dış politikası da Trablusgarp’ı başka bir güce kaptırmamaya ve nihai olarak ilhak etmeye yönelik olarak şekillendirilmiştir. Bu hedefi gerçekleştirmek doğrultusunda İtalya, 1881 sonrasında ve özellikle de 20. yüzyılın ilk on yılında, Birinci Dünya Savaşı’nın taraflarını belirleyen bloklaşmalar nedeniyle serbest hareket edebileceği bir zemin de bulmuştur. Başka bir ifadeyle müttefikleri Almanya ve Avusturya-Macaristan, Üçlü İttifak içinde tutmak için İtalya’ya daha büyük teklifler sunarken, İngiltere, Fransa ve Rusya ise İtalya’ya -sonunda başaracakları üzere- bu ittifaktan koparmak niyetiyle Osmanlı İmparatorluğu’ndan gittikçe artan oranda toprak vaadinde bulunmaya yönelmişlerdir. Bu bağlamda Roma, gerçekleştirdiği görüşme ve antlaşmalar sonucunda; 1887’de Almanya’dan, 1900 ve 1902 yıllarında Fransa’dan, 1902’de İngiltere ve Avusturya-Macaristan’dan, 1909’da da Rusya’dan Trablusgarp’taki emellerine yönelik güvenceler elde etmeyi başarabilmiştir. Bu güvencelerle birlikte İtalya, askeri seçeneğin dışında, bilimsel keşif ve ekonomik-ticari faaliyetler üzerinden Trablusgarp’ta nüfuz elde etmeye çalışmış, ancak İtalya’nın bu faaliyetlerinde daha serbest hareket etmek için baskıda bulunma girişimleri, İtalyanların niyetlerini anlayan Babıâli tarafından egemenlik haklarını zedeleyeceği gerekçesiyle engellenmiştir.  


EmoticonEmoticon