AYHAN KIRDAR’IN ŞİİR DÜNYASI - Tarihi Havadis

AYHAN KIRDAR’IN ŞİİR DÜNYASI

AYHAN KIRDAR’IN ŞİİR DÜNYASI


I. HAYATI 

1936’da Aydın’da doğdu. Çocukluğu Kerkük ve Bağdat’ta geçti. İlkokulu Bağdat’ta, ortaokulu İzmir’de Karataş Ortaokulu’nda, liseyi İstanbul’da okudu. Bir süre Ege Üniversitesi’nde kadavralar üzerinde anatomi çalışmalarında bulundu. Daha sonra İstanbul Devlet Güzel Sa-natlar Akademisi’ne girdi. 1967’de Yüksek Resim Bölümü’nü bitirdi. Aynı yıl askere gitti. Erzincan Merkez Komutanlığı’na atandı. Askerden döndükten sonra liselerde Resim ve Sanat Tarihi dersleri okuttu. İlk şiir kitabı Lo 1961 yılında yayınlandı. Sağlık durumu bozulduğu için dördüncü kitabından sonra dokuz yıl süren uzun bir sessizlik dönemine girdi. Ayhan Kırdar’ın şiirleri, Sanat Dünyası, Gençlik, Yelken, Dost, Varlık, Hisar, Türk Edebiyatı, Şiir ve Çağrı dergilerinde yayımlandı. Şiirlerinde resim kültüründen gelen bol teşbihli söyleyişlere yer vermesine rağmen, açık bir anlatımı sürdürdüğü görülen şairin renkli bir imajla güçlü bir ifadeyle kabiliyetiyle şiirlerine vücut verdiğini de söyleyebiliriz. Soyarken Bıçak Karanlığı adını verdiği beşinci şiir kitabı onun yeniden doğuşunu edebiyat yaşamına tekrar dönüşünü simgeler. Şairin öğretmenlikten sonra serbest çalışır (Kırdar 1975: 34). Şair 31 Ocak 1999’da İstanbul’da vefat etmiştir.

II. EDEBÎ ŞAHSİYETİ (ŞAİRLİĞİ)

Ayhan Kırdar’ın ilki 1961’de sonuncusu 1977’de olmak üzere altı adet şiir kitabı yayınlanmıştır. Bunlardan başka 1996 yılında Lo (Bütün Şiirleri) adlı eserle bütün şiirlerini bir kitapta toplamıştır. Şairin 1960’lı yıllarda başlayan şiir serüveni 1990’lı yılların ortalarına kadar çeşitli dergilerde devam etmiştir. Daha önce de sözünü ettiğimiz gibi bu dergiler arasında Sanat Dünyası, Gençlik, Yelken, Dost, Varlık, Hisar, Türk Edebiyatı, Şiir ve Çağrı bulunur. Ayhan Kırdar, karmaşık bir yapıya sahiptir. Ondaki bu karışık ruh hâli, çeşitli temleri farklı bir duyuş ve ifade tarzıyla ele almasıyla ortaya çıkar. Mehmet Kaplan da Şiir Tahlilleri II adlı kitabında: “Bazı şiirlerinde Bedri Rahmi ve Attila İlhan tesiri his solunmasına rağmen Kırdar’ın kendisine has bir duyuş tarzı ve güzel mısra yaratma kabiliyeti olduğu açıkça görülüyor.” (Kaplan 1998: 320) diyerek bunu anlatmaya çalışır. Bunlardan başka Cahit Sıtkı Tarancı ve Orhan Veli’nin şiirlerinde gördüğümüz kavramların Ayhan Kırdar’ın şiirlerinde de mevcut olduğunu belirtir (Kaplan 1998: 108–116). Ayhan Kırdar’ın şiirlerinde adı geçen şairlerin şiirlerinde rastladığımız kavramları görür, onlara has üslûpla karşılaşırız. Örneğin Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirlerinde Tanrı’nın varlığında kaybolma iştiyakı, tabiatla kaynaşma duygusu, kendi beninden nefretle gayri şuurî olarak anne karnına dönme arzusu, cinsî haz, yaşama sevincine rağmen insanla kâinat arasındaki uyuşmazlık, ölümün trajedisi, varlığın sırlarının araştırılması gibi kavramlarla karşılaşırız (Kaplan 1998: 108–116). Ayhan Kırdar’ın şiirlerinde de bu kavramların hepsini görmemiz mümkündür. Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Ayhan Kırdar’ın uyuştuğu diğer bir nokta ise resimdir. Eyüboğlu ressamdır, Kırdar da daha önceden bahsettiğimiz gibi Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü mezunudur. Dolayısıyla ikisinde de resim kültüründen gelen bir söyleyiş tarzı hâkimdir. Bunu biz ilk olarak Servet-iFünûn şairlerinden Tevfik Fikret’le görürüz. Pitoresk ‘kelimelerle resim yapma’ edebiyatımıza onun getirdiği bir yeniliktir. Fikret, bu şekilde şiiri resme yaklaştırmıştır. Kırdar’ın şiirlerine genel olarak baktığınız vakit gözlemlerini ve düşüncelerini, resim yapar gibi okuyucunun gözünün önünde canlandırabileceği şekilde aktardığını görürsünüz. Bu da onun resim kültüründen gelen bir söyleyiş tarzına hâkim olduğunun ispatıdır diye düşünülebilir. Kırdar’ın şiirlerinde tesiri görülen şairlerden birisi de Attila İlhan’dır. “Attila İlhan’ın şiirlerinde hatıralar, kaçış, inanma problemi, arayış, korku, aşk, hayat tecrübesi, ölüm düşüncesi, geçmişe özlem, yalnızlık, ölüme yaklaşmış insanın korkusu, cinsellik, savaş, Türk tarihi, Anadolu’nun ihmal edilmişliği kavramlarını görürüz.” 

Kendini Öldürme Arzusu 

(İntihar Fikri) Bu kaçıncı saplayışım tırnaklarını yüreğime Işık değmemiş ıslak saçlarına astım kendimi Bu denizler benzindi hep Ve hep ne varsa deniz denilen kıyılarda ateşler yaktım Ama ölmedim Neden ölmedim Öptüm ölümün koymamış tutkal kokan ağzından (Bağırıyorum, s. 22, Cehenneme Kurulan Kamp). Top atmış satıcılar gibiyiz bu düzende Yaşamın kepengini indirmek gerek 

Kaçınılmaz Son 

- Ölüm - Anladık yaşamak rüya görmek gibi bir şey (Lo, s. 9, Bir Süre İçin). Bütün yollar mezarlığa çıkıyor en sonunda biliyoruz (Bağırıyorum, s. 13, Bağırıyorum). Yaşamak masal oldu Ölüm gerçek (Bağırıyorum, s. 18, Final). Haydi Beyler vakit tamam İşte mermerden yelken (Zaman Şiiri). 


EmoticonEmoticon