Balkan Semalarında Barış İçin Uçan Bir Türk Kadını: Sabiha GÖKÇEN - Tarihi Havadis

Balkan Semalarında Barış İçin Uçan Bir Türk Kadını: Sabiha GÖKÇEN

1. Sabiha GÖKÇEN'in Hayatı
          1913 yılında doğan Sabiha GÖKÇEN'in ailesi savaş yılarında büyük sıkıntı çeker ve babasını erken yaşta kaybeder. Mustafa Kemal Paşa'nın Bursa gezisinde kendisiyle tanışmak ister. Mustafa Kemal Paşa, Sabiha'yı dinler ve kendine evlatlık olarak alıp Ankara'ya gelir. Burada iyi bir eğitim alır ve yetenekli birisi olduğundan Mustafa Kemal tarafından modern Türk kadının görünen yüzü olması için yetişmesine ihtimam gösterilir.[1]
            Sabiha Gökçen ile Atatürk'ün tanışmalarını biraz daha detaylandırmak gerekrse; süreç Atatürk'ün Bursa'ya gelmesi ile başlamıştır. Sabiha Gökçen'in tek hayali Atatürk'ü tanımak, konuşmak ve sesini duymaktı. Hem bu tanışma sırasında okumak istediğini hatta bir yatılı okulda okumak istediğini söyleyebilirdi. Çünkü annesi ve babasını kaybetmişti Sabiha. O zamanlarda Saime ablasının yanında bazen de ağabeyinin yanında kalıyordu. Büyüklerine yük olmamak düşüncesinden dolayı bu isteğini ne yapıp edip Atatürk'e dile getirmesi gerekiyordu. Bursa gezisinde Atatürk, Sabiha Gökçen'in evlerinin yanında ki köşkte kalacaktır. Abisi de o köşkte vazifelendirilmiştir. Abisine bu isteğinden bahseder Sabiha, abisi de onun heyecanını görür ve bu arzusunu yerine getireceğini ama sabırlı olması gerektiğini, zaten Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın çocukları çok sevdiğini belirtir. Sabiha, Gazi Paşa'yı bir saniyede olsa görebilmek için zamanını Gazi Paşa'nın kaldığı konağa bakan bahçede geçirir. Atatürk sabahleyin bahçede dolaşırken, çiçekleri severken, onları koklarken gören Sabiha daha fazla dayanamayıp çitleri aşarak bahçeye atlar. Etrafını üç muhafız çevirir. Onlara, Gazi Paşa'yı görmek istiyorum. Elini öpmek istiyorum der. Bu olanları gören Gazi Paşa ''Gel Bakalım çocuğum!'' diyerek Sabiha'yı yanına çağırır.İşte Gazi Paşa ile Sabiha Gökçenin tanışması böyle başlamıştır.[2]
            Sabiha Gökçen, Atatürk'e okumak istediğini hatta yatılı bir okulda okumak istediğini yardım ederse asla mahcup etmeyeceğini dile getirir. Bunu üzerine Gazi Paşa ''Okuma aşkını kimselerin söndürmesine sakın müsaade etme hayatın boyunca... Mücadele et, engeller olursa bu engelleri her ne pahasına olursa olsun yıkıp at... Baba ve annen vefat etmiş. Allah ikisine de rahmet eylesin.. Şimdi bana iyi kulak ver çocuğum... Seni kendime evlat edinirsem benimle beraber gelir misin? Birlikte Ankara'ya gideriz.. senin okuma işini de hemen halleder yoluna koyarız..''der. Sabiha, kulaklarına inanamaz, gözlerinden sevinç gözyaşları boşanır. Gazi Paşa ''Göreceksin Sabiha..'' diye sürdürür konuşmasını ''Çok güzel günler yaşayacağız birlikte... Baba ocağını hiç aramayacaksın.. İstediğin gibi, yüreğinde hissettiğin, kafanda arzuladığın gibi okuyacak, memleketine, halkına yararlı olacaksın...''  İşte bu günden sonra Sabiha ''Atatürk Kızı Sabiha'' olmuştur.[3]
            Sabiha Gökçen için Ankara'da yeni bir hayat başlamıştır. Köşkün bahçesinde küçük bir binada Atatürk'ün diğer kızları Rukiye ve Zehra ile ilkokula başlar. Gazi Paşa üçünün dersi ile yakinen ilgilenir. Tabi bu arada kızların eğitiminde bir geri kalınmışlık başlar Atatürk bunu araştırınca derslerden çok oyun oynandığını fark eder ve yeni bir öğretmen atanmasını emreder. Yeni gelen öğretmenleri daha yaşlı ve daha deneyimlidir. Kızlar da eski öğretmenlerini istedikleri için yeni öğretmenlerine kötü davranırlarsa gideceğini düşünürler ne var ki öğretmen gitmez hatta Sabiha ile Zehra'yı okuldan kovar. Merdivenlerde Gazi Paşa'yı ile karşılaşırlar olanları doğru bir şekilde anlatırlar. Bilirler ki Gazi Paşa'ya asla yalan söylenmez bunu sezinlediği anda, kendileri için çok daha fena sonuçları olabilirdi. Kızların anlattıklarını sabırlı bir şekilde dinleyen Gazi Paşa, gönderdiği emir subayı vasıtasıyla öğretmenin davranışını tebrik eder ve kızları derhal öğretmenlerinden özür dilemeye gönderir.  İşin garibi kızlar zaman geçtikçe öğretmenlerini çok severler. Sabiha Gökçen'in eğitim hayatında bu olayın derin etkisi olmuştur.[4]


[1] Oktay VEREL(Yay.Haz.),Sabiha Gökçen Atatürk'le Bir Ömür, Altın Kitaplar,İstanbul,1996,s.11-30
[2] Oktay VEREL, Sabiha Gökçen Atatürk'le Bir Ömür, 2.Basım, Altın Kitap Yayınevi, Ocak 1996, s.11-21.
[3] VEREL, a.g.e., s.22-25
[4] VEREL, a.g.e., s.37-40