BOSNA EYALETİ’NDE ASKERÎ VE SOSYAL ALANDA YAPILAN FAALİYETLER (1700-1715) - Tarihi Havadis

BOSNA EYALETİ’NDE ASKERÎ VE SOSYAL ALANDA YAPILAN FAALİYETLER (1700-1715)

Fatih Sultan Mehmed tarafından 1463 yılında fethedilen Bosna1 , 5 Eylül 1580 tarihinde eyalet statüsüne kavuĢana dek Rumeli Eyaleti‟ne bağlı bir sancak olarak teĢkilatlandırılmıĢtır. KuruluĢ aĢamasında Bosna Eyaleti, Hersek, Bosna, Kilis, Pojega, Orahovitsa, Kırka ve Ġzvornik sancaklarından oluĢmuĢtur2 . Takip eden süreçte eyalet dâhilinde güvenlik tedbirlerinden olarak kapudanlıklar teĢkil edilmiĢtir3 . Karlofça antlaĢması sonrasında eyaletin sancakları; Bosna, Hersek, Ġzvornik, Kırka, Kilis, Bihke ve ocaklık olarak idare edilen Zaçesne (Cernik) idi4 . Ġncelenen defter ve belgelerde ise eyaletin Bosna, Hersek, Ġzvornik, Kırka, Kilis ve Bihke sancaklarından müteĢekkil olduğu anlaĢılmaktadır. Viyana kuĢatması (1683) akabinde savaĢın sonuçlandırılması amacıyla barıĢ müzakerelerine karar verildiğinde, görüĢme yeri olarak Karlofça Ģehri tercih edilmiĢtir. Bütün müttefiklerin (Avusturya, Lehistan, Venedik ve Rusya) katılımıyla baĢlayan görüĢmelerde Avusturya ile yapılan müzakereler hızlı bir Ģekilde neticelenmiĢ, 26 Ocak 1699 tarihinde varılan antlaĢma ile MaroĢ ırmağından Erdel, Sava ve Una nehirlerine kadar bütün Macaristan, Avusturya‟ya bırakılmıĢtır5 . BuanlaĢma ile Bosna‟da iki devlet arasındaki sınır, Una ve onun karıĢtığı Sava nehri ile belirlenmiĢtir6 . Avusturya cephesinde cereyan eden savaĢ sadece Una, Sava ve Tuna nehirlerini kapsamamıĢ, Avusturya kuvvetleri daha da güneye inerek Bosna ve Rumeli gibi eyaletleri içine alacak Ģekilde istilalarda bulunmuĢtur. Uzun savaĢ ve barıĢ sonrasında, Bosna Eyaleti ile ilgili olarak en dikkati çeken çalıĢma Enes Pelidija‟yı7 tarafından kaleme alınmıĢtır. Eserde göçmenler, haydutlar, askerî alanda alınan tedbirler, kapudanlıklar ve diğer askeri güçler, kale tamiratları ve yapılan masraflarla ilgili bilgiler mevcuttur. Türkiye‟de Ömer Gezer8 tarafından kaleme alınan doktora çalıĢması ise daha çok eyalet dâhilindeki askerî örgütlenme ve bunun devlete maliyetine odaklanmıĢtır. Hamdija KreševljakoviĤ9 kapudanlıklar hakkında detaylı açıklamalarda bulunurken, Hazim ŠabanoviĤ10 ise Bosna‟daki idarî yapı üzerinde durmuĢtur. Bu eserlerde savaĢın boyutu, barıĢ görüĢmeleri, eyaletin idarî yapısı, sınır hattının belirlenmesi ve son zamanlarda ise eyaletteki askerler hakkında yapılan yoklamaların ön plana çıktığı görülmektedir. Oysaki bozulan devlet düzeninin tesisi, harbin mimarî yapıda bıraktığı derin iz, eyaletin imarı ve günlük yaĢamın eski haline getirilmesi gayesiyle alınan tedbirler ve yapılan çalıĢmaların devlete maliyeti gibi konularla alakalı teferruatlı bilgiler yer almamaktadır. Bilgi veren bazı yazarlar ise eyalette yapılan bütün çalıĢmayı ortaya koyamamakta, bazı örnekler üzerinden açıklama yapmaktadır. Yapılan araĢtırmalara ilave olarak arĢiv belgeleri ve kroniklerdeki bilgiler de savaĢın yıkıcı etkilerini ortaya koymaktadır. Nitekim uzun savaĢ batı cephesinde Osmanlılara büyük kayıp verdirdiği gibi eyaletin topyekûn imarını gerektirecek büyük hasar almasına neden olmuĢtur. Hakeza elde kalan topraklarda da durumun hiçte iç açıcı değildir. 1696 yılında, savaĢın yıkıcı etkisi ile ilgili Saraybosna sakinlerinin mahzarları, gece-gündüz, yaz-kıĢ muharebelerin meydana geldiği ve istilaların yaĢandığı bölge ile ilgili vahim durumu ortaya koymaktadır. Zira eyalet sakinlerinden Müslüman nüfusun cenk etmeye yarar olanlarından bir kısmı esir, bir kısmı Ģehit, bir kısmı ise vebadan hayatını kaybetmiĢ, Bosnalı Müslümanlar düĢman akınlarından periĢan bir hale düĢmüĢtür. Arta kalan nüfusun 14 yıldan beri düĢmana karĢı müdafaaya devam ettiklerini dile getirmekle birlikte, ahaliden bir kısmının düĢmana tabi olmak zorunda kaldığı, kiminin haydutluğa baĢlayarak tacir, misafir ve reayanın mal ve emlakine göz diktiği, fiyatlarda ciddi artıĢların olduğu ve ahalinin giderek fakirleĢtiği gibi serzeniĢler11, eyaletteki halet-i ruhiyeyi yansıtmaktadır.