ÇARPICI TÜRKİYE- RUSYA ANALİZİ - Tarihi Havadis

ÇARPICI TÜRKİYE- RUSYA ANALİZİ




Yıl 1915 Çanakkale,
Türk askeri Çanakkale’de yedi düvele direnmiş ve itilaf devletlerini Çanakkale Boğazından geçirmemiştir. Bunun sonucunda zafer Türk Milletinin olmuştur. Savaşın birçok sonucu var ancak ben Ruslarla ilgili kısmına değinmek istiyorum. Savaşın sonunda Çanakkale Boğazını geçemeyen İtilaf Devletleri, Rusya’ya askeri ve ekonomik yardım gönderememiş karşılığında ise gıda yardımı alamamıştır. Bu sebeple Rusya’da 1917’de Bolşevik Devrimi oldu ve Çarlık Rusya yıkıldı. Yerine Sovyet Rusya kuruldu. Böylece önceden batı ile birlikte olup Türklerin karşısında olan Rusya, Bolşevik Devrimiyle birlikte batıya karşı olup Türklerle dost olmuş hatta Türk Milleti, milli mücadele verirken bize silah yardımında dahi bulunmuşlardır. Öyle ki Ankara Hükümetini ilk tanıyan Ruslar 1920’ler ve 1930’lar dünyasında Türkiye’nin adeta tek dostu olmuştu. 17 Aralık 1925’te “Tarafsızlık ve Saldırmazlık Antlaşması” imzalanmıştır. Fakat II. Dünya Savaşının patlak vermesiyle Ruslar saldırmazlık ve tarafsızlık antlaşmasından vazgeçerek Türkiye’den toprak talebinde bulundular.
Haziran – Ağustos 1945 döneminde, Sovyetler Birliği Türkiye ile ilgili iddialarını ortaya koymuştur. 7 Haziran’da Dış işleri Bakanı Viacheslav Molotov, Türkiye Büyükelçisi Selim Sarper’i Kremlin’de kabul etmiş ve Doğu Anadolu’nun üzerindeki Sovyet toprak iddialarını açıklamıştır.[1] 18 Haziran 1945’de Molotov ve Sarper ikinci kez bir araya gelmişler, Molotov, Sarper’i Sovyetlerin Türk Boğazlarında bir askeri üs kurma ve boğazların ortak kontrolü niyetlerine ilişkin olarak bilgilendirmiştir.  18 Ağustos da ise Sovyet Dış İşleri Bakanlığı Türkiye’den alınacak toprak hakkında karar vermiş ve bu toprağın Ermenistan ve Gürcistan Sovyet Cumhuriyetlerine katılacağını ilan etmiştir. Türk – Sovyet Dostluk Antlaşması böylece 19 Mart 1945 tarihinde feshedildi. Artık Rusya bundan böyle Türkiye için potansiyel bir tehdit durumuna gelmiş oldu. Bu sebeplerden ve Sovyetlerin yayılmacı politikaları yüzünden Türkiye’yi, Amerika’nın stratejik ortağı haline getirdi. Ayrıca Sovyetlerin bu yanlış politikaları Türkiye’yi Birleşik Devletler ve Batı ülkelerinin bir müttefiki haline getirmiş ve Nato üyesi olmasını zorunlu kılmıştır. Türkiye’nin Nato’ya girmesi sonucunda Rusların sevmedi Amerikalılar, Rusların dibine askeri üslerini kurmaya başladılar. Bunun sonucunda Sovyetler Birliği Komünist Partisi Sekreteri Nikita Kruşev, Molotov’a karşı çıkarak şu itirafı yapacaktı.
“ Devrimden sonra Türklerle dostça ilişkiler yaşadık. Almanları yenerek zafer Serhoşu olduk. Türkler bizim yoldaşımız, dostlarımızdı, fakat onlara Çanakkale Boğazını vermeleri için Nota verdik. Onlar aptal değildi. Çanakkale Boğazı sadece Türkiye demek değildi, orada birkaç devlet daha vardı. Biz dostluk antlaşmasını bozduğumuzu Türklere bir nota ile bildirerek kapıyı yüzlerine kapattık. Yaptığımız açıkça bu anlama geliyordu. Şimdi onlara çeşitli şeylerden bahsediyorsunuz, fakat onlar sadece güvenilirliğimizi sorguluyorlar. Neden bunu yaptık? Son derece aptalcaydı. Biz Türkiye’nin dostluğunu kaybettik, şimdi güneyimizde, bizi tehdit eden Amerikan Üsleri var.”[2]
Yıllar sonra belki de Ruslar tarihten ders almış olamaz mıydı? Bu sebeple Türkiye ile hep anlaşma yoluna gitmiş olamaz mı? Özellikle 15 Temmuz’dan sonra Rusya’nın Amerika’ya karşı Türkiye’yi desteklemesi, Türkiye – Suriye’ye operasyon yapacağı zaman Rusya’nın askerlerini geri çekmesi ve en son zamanlarda ABD’nin Türkiye’ye ekonomik yaptırım uygulamasında yine Türkiye’ye destek verip milli paralarla ticaret yapılması konusunda anlaşma girişimleri Rusya’nın Türkiye’nin güvenini kazanma çalışmaları olamaz mı?
Devletlerin dostlukları yoktur, çıkar ilişkileri vardır der hep devlet adamları bende şöyle diyorum son söz olarak o zaman bu dostluk ve güven kazanma çabaları ABD’nin  üslerini kapattığı zamana kadar devam edecektir.