CUMHURİYET DÖNEMİ’NİN UZUN SÜRELİ İLK POPÜLER TARİH DERGİSİ: RESİMLİ TARİH MECMUASI - Tarihi Havadis

CUMHURİYET DÖNEMİ’NİN UZUN SÜRELİ İLK POPÜLER TARİH DERGİSİ: RESİMLİ TARİH MECMUASI

İnsanlığın yayıncılık serüveni coğrafyalar arasında farklılıklar gösterir. Batıda yayıncılığın başlangıcı 15. Yüzyılda Gutenberg’in matbaayı icat etmesi ile gerçekleşmiştir. Basım teknolojisinde yaşanan bu gelişme Batıda medya ve iletişim alanında yeni bir dönemin başlangıcı olmuş ve 1600-1650 yılları arasında bütün Avrupa kentlerinde günlük gazeteler çıkmaya başlamıştır. Ancak Türk basın tarihinin gelişim süreci Batı dünyasından çok sonraki dönemlerde gerçekleşebilmiştir. Her ne kadar Batıda matbaanın kullanımı basın-yayın hayatının başlangıcını sağlamışsa da Osmanlı topraklarında süreç aynı şekilde gelişim göstermemiştir. Bu durumun en önemli nedeni, matbaanın yaklaşık üç yüz yıl kadar sonra Türkler arasında kullanılmaya başlanması ile açıklanabilir. 18. yüzyılda ilk Türk matbaası kurulmadan önce, Osmanlı topraklarında yaşayan azınlıklar tarafından 15. yüzyılda matbaa kullanılmış ve basımevleri kurulmuştur. Ancak azınlıklar tarafından kurulan basımevlerindeki yayınlar kendi dillerinde yapıldığı için sınırlı bir çevre tarafından görülmüş ve bu nedenle de yaygınlık kazanamamıştır. Ancak 18. yüzyıla gelindiğinde ilk basımevi oluşturma çabaları Osmanlı Türkleri arasında da görülmüştür. Padişah III. Ahmet ve veziri Damat İbrahim Paşa’nın destekleriyle, İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi ilk Türk basımevini kurabilmişlerdir (1727). Türkiye’de ilk gazete ise 1795 yılının ortalarında Fransız elçiliğinde kurulan basımevinde çıkarılmıştır. Özel bir teşebbüs tarafından çıkarılan ilk gazete de yine Fransızca olup İzmir’de basılan Spectateur Oriental (Doğu Gözlemcisi) olmuştur. Osmanlı ülkesinde Türkçe olarak çıkarılan ilk gazete ise, II. Mahmut’un öncülüğünde 11 Kasım 1831’de İstanbul’da yayınlanan Takvim-i Vakayi’dir. Devlet böylece, halka olaylar hakkında bilgi akışı sağlamıştır. Bu özelliğinden dolayı Takvim-i Vakayi bir süre sonra resmi gazete niteliği kazanmıştır.1 Türkçe ilk özel gazete olan Ceride-i Havadis 1840 yılında William Churchill tarafından yayınlanmıştır. Türk yurttaşların kendi girişimleri ile özel olarak bir Türkçe gazete yayınlamaları 1860’larda gerçekleşmiştir. 1860 yılında Agâh Efendi tarafından Tercüman-ı Ahval yayın hayatına başlamıştır. Tanzimat’la birlikte başlayan yeni ortam giderek yeni aydın kesimleri ortaya çıkarmıştır. Bu aydınlar da kendi fikirlerini topluma yansıtmak amacıyla gazeteler çıkarmaya başlamışlardır. 1862’de Şinasi tarafından Tasvir-i Efkâr, 1866’da Filip Efendi tarafından Muhbir yayınlanmaya başlamıştır. Ardından yurt dışında bazı Türkçe gazeteler yayınlanmaya başlamıştır. 1867’de Ali Suavi Londra’da Muhbir’i yayınlarken Namık Kemal de Hürriyet’i yayınlamıştır.2 1876 yılında Kanun-i Esasi ilan edilmiş, anayasal sürecin başlaması ve ilk meclisin açılması ile yaşanan özgürlük ortamı etkisini basın alanında da hissettirmiştir. Ancak bu durum çok uzun sürmemiştir. Önce Mithat Paşa’nın görevden uzaklaştırılması daha sonra 1877’de çıkarılan sıkıyönetim nizamnamesi ile basın üzerinde sıkı bir denetim başlamıştır. Bu durum Türk basın tarihi açısından bir durgunluk dönemi olarak tanımlanabilir.Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan süreç Türk basınında da yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Savaş sonrasında yaşanan işgallere karşı kamuoyunda çeşitli tepkiler ortaya çıkmıştır. Bir tarafta işgallere karşı çıkarak bağımsızlık için çaba harcayanlar diğer taraf da İstanbul Hükümetinin aldığı kararlara bağlı kalan bir grup oluşmuş ve bu durum basına da yansımıştır. Bu dönem İstanbul basını ve Anadolu basını olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bazı kaynaklarda Mütareke basını olarak tanımlanan bu dönem Milli Mücadele yanlısı ve Milli Mücadele karşıtı olarak ikiye ayrılarak da değerlendirilmiştir. Mustafa Kemal’in Milli Mücadele’nin lideri olarak belirmesi ve İzmir’in işgali ile başlayan süreç, basının bu ikili ayrımını netleştirmiştir.4 Bu süreçte İstanbul’da Peyam-ı Sabah, Alemdar, Aydede, Yeni Gün, İkdam, Tanin, Vakit, Akşam gibi gazeteler yayın hayatında boy gösterirken, Ankara’da da Hâkimiyet-i Milliye ve Anadolu Ajansı yayın hayatına başlamıştır. Kurtuluş Savaşı devam ederken Yunus Nadi Ankara’ya gelerek burada Yeni Gün gazetesini çıkarmıştır. Tüm bunların yanı sıra Anadolu’nun çeşitli yerlerinde de Milli Mücadeleyi destekleyen yerel gazete ve dergiler çıkarılmıştır.5 Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte yeni bir yönetimin kurulması, çeşitli alanlarda devrimlerin yapılması ve iç siyasette yaşanan hareketlilik basını etkilemiştir. Yeni yönetimin gerçekleştirdiği devrimsel adımların halk tarafından benimsenmesi ve öğrenilmesi için destekleyici yayın yapan bir grup olduğu gibi muhalif olan ve ülkede gerçekleşen değişiklikleri eleştiren birçok dergi ve gazete de yayın hayatında boy göstermiştir. İkinci Dünya Savaşı yıllarında değişen uluslararası denge Türkiye’nin iç politikasını da etkilemiş ve bu durumun sonuçları basın üzerinde de görülmüştür. 1925 yılında yaşanan Takrir-i Sükun sürecinde kapatılan Tasvir-i Efkâr, Vatan, Tanin, Akşam gibi gazeteler tekrardan yayın hayatına başlamıştır. Ayrıca Necip Fazıl Kısakürek Büyük Doğu’yu, Behice Boran, Niyazi Berkes ise Yurt ve Dünya isimli dergileri yayınlamaya başlamışlardır.6 19. yüzyılın başında oluşmaya başlayan Türk basın yaşamı 20. yüzyılda bir takım iniş ve çıkışlar yaşasa da önemli sayılabilecek bir gelişme göstermiştir. Türk basını, günlük gazeteler, sanat ve edebiyat içerikli süreli yayınlar ve mizah-karikatür dergileri aracılığıyla önemli çeşitlilik göstermiştir. Tüm bunların yanında tarih içerikli süreli yayınlar da belli dönemlerde yayın hayatında yer almıştır.