EĞİTİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN YAŞLIYA VE YAŞLILIĞA BAKIŞ AÇISI: TÜRKİYE VE JAPONYA KARŞILAŞTIRMASI - Tarihi Havadis

EĞİTİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN YAŞLIYA VE YAŞLILIĞA BAKIŞ AÇISI: TÜRKİYE VE JAPONYA KARŞILAŞTIRMASI

EĞİTİM FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN YAŞLIYA VE YAŞLILIĞA BAKIŞ AÇISI: TÜRKİYE VE JAPONYA KARŞILAŞTIRMASI

,Tarihi havadis, Tarih-i  Havadis,

Günümüz dünyasında toplumsal yaşlanma önemli bir sorun haline gelmiştir ve buna bağlı olarak yaşlanan toplumlarda aktif yaşlanma ve ilgili politikalar teşvik edilmeye başlamıştır (WHO, 2002). Toplumsal yaşlanma olgusu akademi dünyasında oldukça ciddi bir sorun olarak görülüp bilimsel çalışmaların yürütülmesini tetiklemiştir. Üretken yaşlanma (Butler, 1985) ve başarılı yaşlanma (Rowe & Kahn, 1997) gibi konseptler yaşlılık döneminin pozitif yönlerine odaklanmıştır. Bu yaklaşımlar yaşlanmanın bir sorun olarak görülmesine karşı olan teorilerdir ve yaşlanmanın pozitif bir süreç olduğunu vurgulamaktadır. Öte yandan bu konuyla ilgili politikalar da gündeme gelerek olası sorunların çözümüne yönelik müdahalelerde bulunulmuştur. Sağlıklı bir şekilde uzun ömrü arzulayan bireyler, sosyal hizmetlerden faydalanarak kişisel çabalarıyla iyi olma hallerini güçlendirmeye çalışmaktadır (Solomon, 1976). Toplumsal yaşlanma konusunda sosyo-ekonomik durum ile birlikte kültürel faktörler de önemli bir belirleyicidir (WHO, 2002). Yaşlılık sorunları kültürel çerçevede ele alınması gereken bir olgudur (Sokolovsky, 1990). Söz konusu her toplumda yaşlıya ve yaşlılığa bakış açıları, onların algılanış biçimi ve ortak değer yargısı gibi konular toplumun özelliklerine göre değişmektedir. Yaşlanma süreci ve yaşlılık dönemi homojen değildir (Baltes, 1992). Sosyal sınıf ve sosyal çevre farklılığı göz önünde bulundurulduğunda aynı yaşta olan bireyler arasında biyolojik veya fizyolojik farklılıklar görülebilmektedir. Yaşlılık tanımlarken artık yalnızca biyolojik yaş ile kalmaksızın kültürel açıdan da değerlendirilmektedir (İçli, 2008). Farklı toplumlarda yaşlılara karşı genç kuşak insanların görüşleri farklı olabilir. Bu yüzden farklı toplumlar arasında karşılaştırmalı araştırmaların yapılması büyük önem taşımaktadır. Türkiye ile Japonya, doğu kültürüne sahiptir ve birbirine yakın bir zaman diliminde modernleşmeye başlamıştır. Bu ortak noktaya sahip olan iki ülke arasında karşılaştırma metodunun uygulanması, Türk toplumunda yaşlanma konusunda farkındalık oluşturması açısından etkileyiciyken her iki toplumda da kuşaklararası ilişkilerin sağlanması açısından katkı sağlayıcı olabilir. Japonya, nüfusun yaşlanması konusunda çok ileridedir. Demografik özelliklere bakılacak olursa, ortalama ömür Japonya’da kadınlarda 87,0 ve erkeklerde ise 80,8’dir (National Institute of Population and Social Security Research, 2015). Türkiye’de ise bu yaş 2015 yılında kadınlarda 80,7 ve erkeklerde ise 75,3’tür (TÜİK, 2017). Yaş grubuna göre incelendiğinde; Japonya’da toplam nüfus içinde 65 yaş ve üzeri nüfus oranı Türkiye’ye göre oldukça yüksektir (UN, World Population Prospect: The 2015 Revision, Japanese National Institute of Population and Social Security Research, 2017) (Çizelge 1). Türkiye’de de kırsal kesimlerde yaşlı nüfus oldukça yoğundur (Mandıracıoğlu, 2010), ülkenin batısında bu daha yoğundur (Ünal, 2015). Türkiye’de 2015 yılında yaşlı nüfus oranı çocuk nüfus oranına göre daha düşük-tür, ancak tahminlere göre 2050 yılında tam tersi olacaktır ve şimdilik fazla olan genç ve orta yaş nüfusun yerini ileride yaşlı nüfus alacaktır.  



EmoticonEmoticon