Erken Dönem Marksistlerinden İngiliz Marksist Tarihçilere: Marksist Tarih Yazımının Devamlılığı - Tarihi Havadis

Erken Dönem Marksistlerinden İngiliz Marksist Tarihçilere: Marksist Tarih Yazımının Devamlılığı

Tarih, geçmiş döneme ışık tutan belgeler bütünüdür. Bununla birlikte disiplin içerisinde geleceğe dönük genel geçer kuralların bulunup bulunamayacağı üzerine bir yöntem tartışmasının varlığından söz etmek mümkündür. Tarihin ne olduğuna dair tartışmaların temelinde yatan ana unsurlardan bir diğeri de tarihin sınırının ve içeriğinin ne olduğuna dairdir. Tarih başka bir ifade ile yaşayanların bilimidir ama ölülerin çalışmalarını yok saymama üzerine kuruludur (Cadiou vd., 2013: 15). Tarih yazımının ilk olarak nerede başladığına yönelik iddialar var olsa da kesinlik taşımamaktadır. Heredot’un ilk tarih yazımının örneklerini sunduğuna dair iddialara karşın Heredot’tan önce Mısır ve Mezopotamya’da tarih çalışmalarının yapıldığı görülmektedir (Cadiou vd., 2013: 26). Eski Grek’te yaşayan tarihçilerin hangi konuyu ele alacakları veya ele alacakları konuyu nasıl anlatacaklarına dair farklılıklar günümüzde tarih yazımının devam eden güncel sorunsalları arasındadır. Bu tartışmaların başlangıcında yer alan esas özne ise tarihi kimin yaptığıdır. Bu noktada Grek döneminde yaşayan bir tarihçi coğrafi koşul ve sosyal şartların şekillendirdiği bir tarih üzerinden çalışma yaparken, sanı ve bilgi arasında bir fark ortaya konmuştur. Grek döneminin tarih anlayışı tasvir üzerine temellenmiştir. Bu bir bakıma Antik Yunan tarihçilerinin, olayların neden ve nasıl meydana geldiğini açıklayamaması ile ilintilidir. Bununla birlikte sosyo-ekonomik yapılar, geçici ve değişken olmaları sebebiyle Grek döneminin tarihçileri tarafından dikkate alınmamıştır (Köksal, 2009: 1607). Roma İmparatorluğu ile birlikte tarih anlayışı tekçi bir anlayışa dönüşmüş ve tarih yazımı yoluyla Tanrı’ya hizmet edilmeye başlanmıştır. Tarihin bir bilim olarak kurumsallaşması ise Avrupa’da reform ve Rönesans hareketleri ile gerçekleşmiştir. Bu yeni uyanış yöntem tartışmalarını alevlendirmiştir (Cadiou vd., 2013: 62). Karl Marks bu dönemde yazmış olduğu Kapital Ekonomi Politiğin Eleştirisi adlı eseri ile tarihin nasıl yazılacağına dair o döneme kadar yöntem bakımından rastlanmamış bir metot ortaya koymuştur. Karl Marks kullandığı metot ile öncelikle Grek dönemi tarihçilerinin görmezden geldiği ekonomik ve sosyal sebeplerin tarihi şekillendiren önemli bir unsur olduğunun altını çizmiş, üretim güçlerinin önemini vurgulamış ve altyapı-üstyapı tartışmasını başlatmıştır. Karl Marks pozitivist yöntemler ile tarihte genelgeçer yasalar aramıştır. Marks, 19. yüzyıl İngiltere’sini anlatırken geçmişten kopmamıştır. Geçmişin getirdiği bilgi ve yöntemden hareketle üretim güçleri arasındaki mücadeleye dikkat çekmiş ve yeni bir sorunsal ortaya atmış, kendine has tarihsel çerçeve kavram ile yeni bir bakış açısı sunmuştur. Bu bağlamda Marksizm’in tarih yazımına katkısı devletlerin tarih yazımında tek aktör olmasının karşısına birey temelli bir düşünceninve yöntemin kitleler tarafından kabul edilmesini sağlaması ile yapmıştır. Marksizm’in bir ideoloji olarak ortaya çıkması ile birlikte devletlerin yapmış olduğu tekçi tarih yazımının aksine kendi içinde tutarlı fakat farklı yorumlanan birçok Marksist, tarih yazımı çalışmasının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Marksist tarih yazımına katkı sunan akademisyenlerin ilk kuşağı Marks’ın düşüncelerini yorumlayan düşünürlerden meydana gelmektedir, ikinci kuşak ise Soğuk Savaş’la birlikte Doğu Bloğu Komünist Partisi üyesi düşünürlerden oluşmaktadır (Iggers, 2011: 79). Bu çalışmada Ortodoks Marksistlerin, (Oğuz, 2007: 34) yani Marks’ı kitabi biçimde yorumlayan çalışmalardan daha çok Marks’ın kaleme aldığı metinleri kendi yorumları ile ele alan düşünürlerin tarih yazımına yaptıkları katkılar ele alınmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Marksist tarih yazımının genel hatlarını ortaya koymaktır. Bununla birlikte erken dönem Marksistler ile İngiliz Marksist tarihçilerin Marksizm’i farklı yorumlamalarının Marksist tarih yazımının bir bütünlük arz etmediği anlamına gelmediği vurgulanmakta yani Marksist tarih yazımında kavramsal ve içerik bağlamında bir devamlılığın söz konusu olduğu iddia edilmektedir.