II. ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE MÂBEYN-İ HÜMÂYÛN'UN ÇALIŞMA USULLERİ VE KURUM ÇALIŞANLARININ GENEL ÖZLÜK DURUMLARI - Tarihi Havadis

II. ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE MÂBEYN-İ HÜMÂYÛN'UN ÇALIŞMA USULLERİ VE KURUM ÇALIŞANLARININ GENEL ÖZLÜK DURUMLARI

II. ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE MÂBEYN-İ HÜMÂYÛN'UN ÇALIŞMA USULLERİ VE KURUM ÇALIŞANLARININ GENEL ÖZLÜK DURUMLARI

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/594193

Mâbeyn kelimesi, lügatte, “aradaki yer” veya “iki şeyin arası” anlamına gelmekte olup, sözcük Osmanlı siyasî literatüründe, sarayda Padişahın resmî bürolarıyla, yerli-yabancı ziyaretçilerini ağırladığı, dinlenip eğlendiği yerlerin bulunduğu bölüm için kullanılmıştı. Mâbeyn tabirinin kullanılmaya başlandığı tarih kesin olmamakla beraber, mekân olarak 1675 yılından beri vardı (Akyıldız 1998: 283). Burası imparatorluk hanedanının, yönetimin diğer kesimleriyle arasında bağlantı kuran, bir tür sekreterlik vazifesi görürdü (Findley 2008: 23; Wasti 1996: 1). Bazen “Mâbeyn-i Hümâyûn-ı Cenâb-ı Mülûkâne” şeklinde ifade edildiği de olurdu (Pakalın 1983). Zamanla yönetim gücü ve merkezlerinin Saray’ın dışına çıkmaya başlamasıyla birlikte, Mâbeyn’i eskisinden daha etkin bir konuma taşıyacak olan süreç de işlemeye başladı (Akyıldız 1998: 283-284). Sultan II. Mustafa devrinde Saray teşkilatında yapılan bir düzenlemeyle, “Hasoda” görevlilerinin, Padişahın özel hizmetlerini yerine getirme vazifelerine ek olarak, yine bu odada bir de “Saray Kitâbeti” oluşturuldu (Akyıldız 1998: 284). Artık mühim meselelerin, kimi zaman dört gün dört gece görüşüleceği bir yönetim merkezine doğru yol alınıyordu (Abdülhamid 2013: II, 132). Sultan I. Abdülhamid zamanına gelindiğinde, ilk olarak Topkapı Sarayı’nda bulunan “Hünkâr Sofası” kısmı “Mâbeyn” olarak isimlendirildi. Burası padişahın başlıca yaşam ve çalışma alanıydı. Yine bu dönemde, burada bulunan Yavuz Sultan Selim Dairesi de, “Yeni Mâbeyn” olarak düzenlendi (Akyıldız 1998: 284). Bir de “Küçük Mâbeyn” vardı ki, içerisinde hükümdarın kullandığı çalışma odaları bulunurdu (Wasti 1996: 1). Sultan III. Selim, 1792 yılında, Mâbeyn görevlilerinin olduğu kısımda birtakım yeniliklerle birlikte, Sırkâtibi için de özel bir oda yaptırdı ve yine devlet işleriyle özel işleri için, Mâbeyn’i kullanmaya devam etti (Akyıldız 1998: 284).1 Böylece III. Selim zamanında Mâbeyn, “organize bir Saray kurumu” olarak ortaya çıkmaya başladı (Wasti 1996: 1). Bunun yanında Kurumun yapısı Hazine-i Hassa Nezâreti gibi bir karmaşıklığa da sahipti (Findley 1994: 229). Sultan II. Mahmud, Ekim 1831’de Silahdarlığı kaldırdı ve arkasından Sırkitâbeti’ni Mâbeyn Başkitâbeti’ne dönüştürdü. Onun Saray’da kurduğu sistem, Sultan II. Abdülhamid dönemine kadar önemli bir değişiklik geçirmedi (Akyıldız 1998: 284). II. Abdülhamid zamanına gelindiğinde Mâbeyn-i Hümâyûn, iş ve personel hacmi yönünden devasa bir değişim yaşadı ve iyice sembolikleşen Dîvân-ı Hümâyûn’la birlikte, diğer Saray kurumları da tüm işlevlerini Yıldız Sarayı’na yani Mâbeyn’e bıraktı (Seyitdanlıoğlu 2012: 255-270). Mâbeyn-i Hümâyûn’un, II. Abdülhamid döneminde yeniden yapılandırma neticesinde geldiği konum, diğer resmî devlet daireleri gibi olmadı. Söz konusu kurum, kendi içerisinde yer alan görevlilerin, belli bir hiyerarşi içerisinde hareket etmelerine ve oldukça kalabalık bir sayıya ulaşmış olmalarına rağmen, yine de, örneğin bir Bâbıâlî veya Hariciye Nezâreti kadar, büyük bir hacme ulaşmadı. Mâbeyn teşkilatı, uzun yıllar sonucunda oluşmuş olan diğer devlet kurumlarından bu yönüyle ayrılır. Kurumun fonksiyon noktasındaki ağırlığı ise, tüm devlet dairelerinin ötesine geçer.


EmoticonEmoticon