İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEM YAKINDOĞU’DA TÜRK - ERMENİ İLİŞKİLERİ/ TARİHİ HAVADİS - Tarihi Havadis

İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEM YAKINDOĞU’DA TÜRK - ERMENİ İLİŞKİLERİ/ TARİHİ HAVADİS

İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEM YAKINDOĞU’DA TÜRK - ERMENİ İLİŞKİLERİ

TARİHİ HAVADİS
XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilerle ilgili herhangi bir ciddi problem söz konusu olmamıştır. Ermeniler, Tanzimat döneminde (1839-1876 ) milli bir varlık olarak teşkilatlanıp, ortaya çıktıktan sonra faaliyetlerini aktarmak istedikleri siyasi ve diplomatik ortamı 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlı ordularının yenilmesi sonucu imzalanan Ayastefanos Antlaşması’yla yakaladılar.1 Ardından imzalanan Berlin Antlaşması, Ermeni meselesi açısından dönüm noktası olmuştur. Antlaşmanın 61. ve 62. maddesi, Osmanlı Devleti yönetimi altında yaşayan Hıristiyan unsurlara birtakım haklar getirdiğinden Ermeniler de Hıristiyan olduğundan bu madde dolaylıolarak, onları da ilgilendirmektedir.2 Berlin Antlaşmasındaki düzenlemeyle Almanya, Avusturya-Macaristan, Fransa, İngiltere, İtalya ve Rusya’nın karışmasıyla bu sorun uluslararası politikaya yerleşmiş oluyordu. Ermeni sorunun ortaya çıkmasında diğer bir etken, Ermenilerin toplum içindeki yerinden kaynaklanmaktadır. Osmanlı Devleti’nin millet sistemi içinde İstanbul Ermeni Patrikliği, Ermeni milletinin tüm yetkilerini elinde toplayan kurum idi. XIX yüzyılın ikinci yarısından itibaren modernleşme sürecine girilmesiyle başlayan reformlar, Patrikliğin Ermeni cemaati üzerindeki tekelinin kırılmasına yol açarak, Ermeni milliyetçiliğinin doğuşunda etken olmaya başlamıştır.3 1830’da Katolik Ermeniler’in Fransızlar, 1850’de Protestan Ermenilerin İngilizlerin etkisi ile tanınması, Ermeni Gregoryan kilisesinde Ermeni rekabeti yaratarak, kilisenin cemaat içindeki gücünü sarsıntıya uğratmaya başlamıştı.4 Ermeni kilisesi gücünü koruyabilmek için bir Ermeni devleti kurulması düşüncesini ilk olarak bu dönemde gündeme taşımıştır.5 Ermeni meselesinin düşünsel alt yapısının oluşumunda etkili olan bir diğer faktör ise, misyonerlik faaliyetleri olmuştur.6 XIX. yüzyıl başlarından itibaren misyonerlik faaliyetleri birçok alanda görülmeye başlamış ancak, en fazla yoğunlaştıkları alan eğitim alanı olmuştur.7 Ermeni sorununun ortaya çıkmasında ikinci aşama, komiteler yoluyla gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.8