KLASİK ŞİİRDE ‘DEVLET’ KAVRAMI ÜZERİNE BİR ÖRNEKLEM: BAKİ’NİN GAZELLERİ - Tarihi Havadis

KLASİK ŞİİRDE ‘DEVLET’ KAVRAMI ÜZERİNE BİR ÖRNEKLEM: BAKİ’NİN GAZELLERİ

KLASİK ŞİİRDE ‘DEVLET’ KAVRAMI ÜZERİNE BİR ÖRNEKLEM: BAKİ’NİN GAZELLERİ

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/647482


İnsanlar kalabalık gruplar halinde, aynı toprak üzerinde yaşamaya başlamasıyla beraber bir düzen içinde yönetilmeye de ihtiyaç duymuşlardır. Bu durum, evrensel niteliktedir. Tarihin ilk dönemlerinden itibaren insan toplulukları bulunduğu coğrafyaya, yaşayış şekline, inancına vd. göre idare edilme prensiplerini şekillendirmiş ve yönetimlerinin dayandığı esasları belirlemişlerdir. Temelinde daha düzenli ve güvenli bir hayat arzusunda olan ve klan, kabile, oba, beylik düzeyindeki topluluklar, zamanla kurumlaşarak belli fikir ve idealler etrafında teşkilatlanmalarının  mahiyetini ve fonksiyonlarını ‘devlet’ kurarak belirleyip sağlamlaştır mışlardır. Devlet kavramının tartışılmaz unsurlarından olan siyasi ideallerin yanında milli olma da toplulukların varlıklarının devamı için en mühim değerlerden kabul edilir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde devlet, “Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.” ve “büyüklük, mevki, talih” şeklinde tanımlanır. Türklerin devlet algısının içinde; kağanın, beyin, hükümdarın, padişahın ya da sultanın milletin varlığı ve mutluluğu adına erdemlerin en yücesini kapsayacak şekilde, seçkin bir konumlanması söz konusudur. Bugünün mevcut bilgilerinden yola çıkarak, Türklerin yeryüzünde var olduğu ilk tarihlerden itibaren değişik coğrafyalarda, farklı adlarla, çok sayıda devlet kurduğu bilinmektedir. Bir fazilet abidesi olarak da görülen bu devletlerin kuruluş ve işleyişinde yönetenin yani kağanın ululuğu çok sayıda tarihî ve edebî metinde ifade edilir. Devletin ve milletin bekası için, yöneticinin ve halkın birbirine karşı vazifeleri de vardır. “Türk devlet geleneğinde kağansız bir devlet yahut devletsiz bir kağan düşünmek mümkün değildir. Hakan liyakati sayesinde Tanrı tarafından kendisine bahşedilen kut vasıtasıyla il (devlet) tüzer, töre’yi tutar; açları doyurur, çıplakları giydirir. İçeride ve dışarıda asayişi temin etmek, toprak bütünlüğünü korumak onun en asil vazifesidir. Türkler kurdukları cihan-şümul imparatorlukla hep bu amaçlara hizmet etmişlerdir. Buna karşılık halkın da devlete ve yöneticilere karşı vazifeleri vardır. Bengü il’den devlet-i ebedmüddet’e ve nihayet Cumhuriyet’e uzanan süreçte bağlayıcı olan en mühim unsur, kuşkusuz töredir. Zira ‘il gider, töre kalır.’ Bu bağlamda Türklerde kağan için kullanılan ‘kut’, ‘kutlu olsun’ sözü unutulmamalıdır.”1 



,Tarihi havadis, Tarih-i  Havadis,


EmoticonEmoticon