MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE DENİZLİ SAĞLIK HİZMETLERİ - Tarihi Havadis

MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE DENİZLİ SAĞLIK HİZMETLERİ

    
I. Dünya Savaşı’na Almanya’nın başını çektiği İttifak Devletleri’nin yanında katılan Osmanlı Devleti, savaştan yenik ayrıldı ve İngiltere’nin öncülüğündeki İtilaf Devletleri ile 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kaldı. İtilaf Devletleri, Mütareke sonrasında Anadolu’nun kendi aralarında taksim edilmesi planını harekete geçirdi ve işgallere başladı. İşgaller karşısında ülkenin içinde bulunduğu durumdan ancak topyekün bir direnişle kurtulacağına inanan Mustafa Kemal, Samsun’a hareket ederek Milli Mücadele’yi başlattı.İşgallerle birlikte yaşanan gelişmelere doğru teşhisi koyan ve “tam bağımsızlık” anlayışını benimseyen Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, İstanbul’da kontrolü düşman kuvvetlerinin elinde olan Yüksek Komiserliğin kurulması ve İngiliz yanlısı Tevfik Paşa Kabinesi’nin iktidara getirilmesi üzerine, İstanbul’da kalarak bağımsız bir Türk Devleti’nin kurulamayacağını, bunun için de Anadolu’ya geçerek Milli Mücadele’nin başlatılmasına karar vermişlerdi. Bu bağlamda, Milli Mücadele hareketinin kıvılcımlarını meşaleye dönüştürme gerekliliği diğer bir ifadeyle Milli Mücadele’nin Reel Politik’i ortaya çıkmıştı.1 Milli Mücadele Dönemi’nin olağanüstü şartlarında cephelerde mücadele veren TBMM Hükümeti, aynı zamanda ülke çapında bunalıma yol açan bulaşıcı hastalıklarla da uğraşı halindeydi. Cephelerde savaşan askerlerle, Anadolu’daki yoksul halkın karşılaştığı salgınlardan ne kadar kişinin yaşamını yitirdiği ise tam olarak bilinemiyordu. İmzalanan mütareke sonrası sağlıkla ilgili genel durum ise, önceki dönemlerin devamı niteliğinde ve sorunlu bir yapıdaydı. Nitekim bu dönemde sadece İstanbul ve boğazlar çevresinde verem, kolera, tifo, tifüs, veba ve çiçek gibi hastalıkların hızlı bir şekilde yayılması tedirginlik yarattı ve önlem alma yoluna gidildi.2 Bu bağlamda Milli Mücadele’nin seyrini etkileyen sağlık hizmetlerinin daha kapsamlı yürütülmesi adına bir dizi yenilikler yapılarak sağlık kurum ve kuruluşların etkinliğinin arttırılması yoluna gidildi. Milli Mücadele’nin başlangıcında Ankara’da kurulan ilk Milli Hükümet bünyesinde, toplumun sağlık ve sosyal yardım işlerini yürütmek üzere 2 Mayıs 1920 tarih ve 3 sayılı Kanun’la “Sıhhiye-i Muavenet-i İçtimaiye Vekaleti” kuruldu ve ilk bakanı da Dr. Adnan Adıvar seçildi.3 Yeni hükümetin bu önemli atılımı sonrasında kurulan Vekalet’in politikası ve çalışma alanı belirlendi. Buna göre, salgın hastalıklarla mücadele etmek, koruyucu tedbirleri geliştirmek, doktor ve diğer sağlık personeli açığını kapatmak ayrıca sağlık kurum ve kuruluşların sayısını artırmak en temel amaçlardandı. Bunların yanında, Teşkilat’ın yapısını geliştirerek Milli Mücadele’nin zorlu şartlarında cephe ve cephe gerisinde duyulan sağlık ihtiyacını en nitelikli şekilde karşılayarak milli kuvvetlerin yükünü hafifletmek yeni Sıhhiye Teşkilatı’nın planları arasındaydı.