NECİP FAZIL’IN HAYATINDA ÜÇ ŞEHİR: KAHRAMANMARAŞ, KAYSERİ, ERZURUM - Tarihi Havadis

NECİP FAZIL’IN HAYATINDA ÜÇ ŞEHİR: KAHRAMANMARAŞ, KAYSERİ, ERZURUM

NECİP FAZIL’IN HAYATINDA ÜÇ ŞEHİR: KAHRAMANMARAŞ, KAYSERİ, ERZURUM

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/33744
Sanatçılar için mekân, üzerinde hayallerini şekillendirdiği, hatıralarını barındırdığı yerlerdir. Yaşananlar, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, mekân sayesinde sanatçının hafızasında yaşamaya devam eder. Normal insanlar için de durum farklı değildir. Hepimiz çocukluk hatıralarımızı doğduğumuz ve büyüdüğümüz ev sayesinde muhafaza etmez miyiz? Bu yüzden, en uzun ömürlü mekânlar, insanların hatıralarında ve hayallerinde yaşattıklarıdır. Güzel sanatlarla uğraşanlar, hayallerini ancak bir mekâna bağlı olarak kurabilirler. Mekân, bu yüzden edebî anlatılarda önemli bir unsur durumundadır. Mekânlar sadece anlatıcının ferdi tecrübesine bağlı olarak değil; bazen dış dünyada kazandığı anlamlarla birlikte edebî esere girer ve onun anlamını okuyucuda değişik çağrışımlar uyandıracak şekilde zenginleştirir. Doğduğumuz ev, okuduğumuz mektep, yaşadığımız şehir kendimizi ifade etmekte, hatıralarımızı yaşatmada başvuracağımız önemli kaynaktır. Mesela, Gaston Bachelard'a göre evin en önemli tarafı, hayalleri barındırmasıdır. “Ev düş kuranı korur. Sağlıklı düş kurmayı sağlar” (Bachelard, 1996, s. 34). Mekân, insanın düşünceleri, anıları ve hayalleri için en büyük birleştirici güçlerden biridir. Bunlar içerisinde en geniş şekilde okuyucuyu alakadar eden, şüphesiz, ortak sosyal mekân oluşundan dolayı şehirlerdir. Çünkü şehirler, sadece yaşam merkezleri değil; aynı zamanda fiziki ve kültürel dokularıyla sanata ilham veren, sanatçıyı besleyen mekânlardır. Birçok sanatçı, şöhretlerini yaşadıkları mekânı anlatmakla elde etmiştir. Bizim edebiyatımızda da isimleri yaşadıkları veya anlattıkları şehirlerle özdeşleşmiş sanatçılar vardır. Mesela, edebiyatımızda İstanbul denince herkesin aklına Nedim, Sait Faik, Yahya Kemal, Orhan Veli gibi isimler gelir. Bu isimlerin İstanbul'la anılmalarını sağlayan, bu şehri anlatmadaki başarılarının yanında, İstanbul'a duydukları sevgi ve bağlılıktır. Necip Fazıl Kısakürek de ismi İstanbul’la özdeşleşen sanatçılarımızdan biridir. Birçok eserinin konusu İstanbul’da geçer. Hayata, İstanbul’un sokaklarından, caddelerinden, fakir semtlerinden, zengin konaklarından, köşklerinden bakar. Bazen İstanbul’u bir mahkeme salonundan, sabahı bekleyen bir hastanın odasından, eski bir otelin veya pansiyonun tavan arasından görmeye çalışır. Yalnız fiziki güzellikleriyle değil, insanî ve ruhanî özellikleriyle de duyduğu bu şehri şiirleriyle birlikte, nesirlerinde de ilmik ilmik işler. Ancak, bu güzel ve özel şehrin dışında, Necip Fazıl’ın hayatında çok önemli yer tutan başka şehirler de vardır. Birçok yazısında bu şehirlere çeşitli hislerle bağlı olduğunu anlatır. Bunlar içerisinde üç şehir çok önemlidir. Bunlar; Kahramanmaraş, Kayseri ve Erzurum’dur. Biz, bu çalışmanın sınırları içinde, Necip Fazıl’ın yazılarından hareketle, söz konusu şehirlere bakışını ele alacağız.

1 Yorum:


EmoticonEmoticon