Osmanlı Gayri Nizami Harp Doktrini - Tarihi Havadis

Osmanlı Gayri Nizami Harp Doktrini

Eserin yazarı Ömer Fevzi bey, 1898 yılında Mekteb-i Harbiye’den mezun olmuş, mezun olur olmaz Osmanlı-Yunan harbine katılarak, harp tecrübesi geçirmiş bir Osmanlı zabitidir. Meslek hayatı boyunca Osmanlı Ordusunun çeşitli birliklerinde görev almıştır. Bu eseri de 1904 yılında Selanik Jandarma Zabitan ve Karakol Kumandanları Mektebi muallimliği sırasında yazmıştır. Eser esasında Fransız uzmanlar tarafından eğitilen jandarmalar için hazırlamış olduğu talimnamedir. Eseri yayına hazırlayan Ali Güneş’in tespit edebildiği kadarıyla bu talimname “ eşkıya takibi ve çete muharebeleri” ne dair kaleme alınmış ve basılmış ilk Osmanlı talimnamesidir. Eserin bu özelliği askeri tarih yazımı adına önemlidir. Askeri tarih alanında çalışma yapanların şikayet ettikleri en önemli hususlardan biri de, Osmanlı ordusunda askerin eğitimiyle alakalı yazılı talimnamelerin olmayışıdır. Gayri nizami harp, kavramsal anlamda 20 yy.da ortaya çıkmıştır. Ancak Osmanlı nizamiye ordusunun operatif seviyedeki birlikleriyle çeşitli çetecilik, direniş (vergi tahsili, asker yazımı vb.) hareketlerine karşı kullanılması Gayri Nizami Harp tanımını karşılamaktadır. Eserin Ömer Fevzi Bey’in kısa bir biyografisi ile başlıyor olması askeri kimliği yanında bir Osmanlı münevveri olan yazarımızı yakından tanıma imkanı vermektedir. Eseri yayına hazırlayan Ali Güneş, Türkiye’nin gayri nizami harp tecrübesinin NATO’ya girişle başlatılmasına itiraz etmektedir. Bu itirazını birincil kaynaklar, yerli ve yabancı telif eserlerle desteklemesi eserin bilimselliğine olan inancı pekiştirmektedir. Ali Güneş eserin giriş bölümünü Osmanlı ordusunun, Osmanlı coğrafyasının çeşitli bölgelerinde icra ettiği gayri nizami harp tanımına uyan faaliyetlerine ayırmıştır. Batıda ve Türkiye’de yapılan gayri nizami harp çalışmalarını örnekleriyle izah etmiştir. Türkiye’de yapılan çalışmaların yetersizliğini ortaya koyması, Harp Tarihi literatürüne katkı yapılması gereken bir alanı göstermesi açısından önemlidir. Eser orijinal isminden de anlaşılacağı üzere “Muhafaza-i asayişe Memur Zabitanın Vezaifi:Usül-i Takib-i Eşkıya ve Çete Muharebeleri” jandarma zabitlerinin vazifeleri ve eşkıya çetelerine karşı mücadele yöntemlerini anlatmaktadır.Eser bir talimname olması nedeniyle tüm bu yöntem ve vazifeler maddeler halinde sıralanmıştır. Yazar, eserine kısaca jandarmanın görev tanımını yaparak başlamaktadır. Jandarmanın hacmini aşan faaliyetler için nizamiye ordusu ile müşterek harekat yapmasının zorunlu olduğunu tespit etmektedir. Günümüz şartlarında dahi bu zorunluluğun devam ediyor olması dikkate şayandır. Jandarma için hükümet ile millet arasında yegane münasebet ve malümat vasıtası onlardır. Tespiti yaparak aslında jandarmanın, toplumun en küçük birimleriyle olan ilişkisini ve önemini ortaya koymaktadır. Jandarmanın önem ve tanımını anlattıktan sonra talimnameye, bir jandarma zabitinde bulunması gereken özelliklerin neler olduğuyla devam etmektedir. Jandarma zabitanı derin düşünen,ileri görüşlü, sözü geçen, faal, muhatabına göre hem halim, hem vakur, hem nazik, hem cesur, iltifatkar, intikam alabilen, ekser güler yüzlü ve hasetsen insaflı olmalıdır. Jandarma zabiti görevini duygularıyla değil, görev tanımının gereklerini yerine getirerek yapmalıdır. Jandarma zabitanı görev mahalline geldiğinde yapacağı ilk iş emri altında bulunan personel hakkında bilgi edinmektir. Ayrıca bir jandarma zabiti görev sahası içinde bulunan, hapishane, karakol ve nöbet mahallerinin durumları hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Jandarma zabitinin, görev mahalliyle alakalı yaptığı incelemeleri mutlaka gizli bir şekilde kayıt altına alması zaruridir. Görev yapacağı arazinin topoğrafyası hakkında mevcut haritalarla yetinmemeli bunu hafızasına dahi nakş etmelidir. Bundan maksat eşkıya’nın arazi şartlarından istifade edebileceği noktaların tespit edilmesidir. Jandarma devriye timlerinin görev tanımlarını da maddeler halinde sıralamıştır. Tüm devriyeler görev alanlarına dahil olan köy ahalisini etraflıca tanımak zorundadır. Köye gelen giden hakkında malumat toplamakta vazifeleri arasındadır. Ayrıca devriyelerin olumsuz bir durum karşısında ne şekilde hareket
edecekleri de ayrıntılı olarak izah edilmiştir. Tüm bunların ayrıntılı olarak izahından maksat, ahali ile
eşkıya arasındaki ilişkinin doğru bir şekilde analizine imkan sağlanmasıdır.
Jandarma devriyelerinin mahal ve ahali ile alakalı keşiflerinin mutlaka istihbari bir yönü de
bulunmalıdır. İstihbarat faaliyetleri efrad-ı ahaliden muhbir, bir de köy bekçileri ve subaşıları olmak
üzere üç vasıta ile malümat edinilebilir. Muhbirler hakkında ayrıca dikkat edilmesi gerektiği de ikaz
edilmektedir. Muhbirlerin ne şekilde kazanılacağı hakkında da bilgi verilmektedir. Zabitan ve muhbir
ilişkilerinin ne şekilde olması gerektiğine de ayrıca dikkat çekilmiştir. Sağlıklı bir askeri operasyonun
yapılabilmesi için, istihbaratın ne derece önemli olduğunu göstermesi açısında önemli bir maddedir.
Eserin bu maddesi eylem ve amaçlarına göre kaç çeşit eşkıya olduğunu izah etmektedir. Bunlar,
soygun yapmak ve fidye için adam kaçırmak için yol kesen eşkiyalar ve siyasi ve milli maksatla
komitacılık yapanlar, birinciler ikincilere göre adi eşkıya olarak nitelendirilmiştir. Bunlar arasında
sınıflandırma yapılmasının nedeni, her eşkıya grubuna göre uygulanacak harekat tarzının farklı
olmasındandır. Yine ahalinin bunlara bakışlarındaki farklılıklar, bunlarla mücadelenin seyrini de
farklılaştırmaktadır. Ahalinin birinci tip eşkıya dan kurtulmak için jandarma ile işbirliği yapması
mümkündür. Ancak ahali ikincilerle aralarında bir ülkü birliği kurup jandarmaya karşı ittifak
yapabilirler.
Yazar talimnamesinde, tüm bu çetelere karşı nasıl hareket edilmesi gerektiğini ve muharebe esaslarını
da belirlemektedir. Bunlar özet olarak istihbarat ve istihbaratın değerlendirilmesi, eşkıya’nın imkan ve
kabiliyetlerinin doğru analizi, çatışma alanın özelliklerinin bilinmesi ve nihayet kullanılacak kuvvetin
miktarı ve uygun teçhizatın belirlenmesidir. Bu aşamada ikmal lojistik ve iaşenin ne derece önemli
olduğunu da belirtmektedir.
Eşkıya takibine ayırdığı bölümde takibin gizlilik içerisinde yerel klavuzlar eşliğinde yapılmasının
öneminden bahsetmektedir. Harekatın icrasında, yerel unsurların kullanımının önemini göstermesi
açısından önemli bir maddedir. Ayrıca devriye postalarının görev tanımları da bu bölümde ele
alınmıştır.
Yazarımız esrinde eşkıyayı takiple görevli birliklerin tabur, bölük ve takım olarak ne şekilde sevk ve
idare edileceklerini de ayrıntılı olarak açıklamıştır. Bu bölümde birliklerin gündüz ve gece
yürüyüşlerindeki hareket tarzları da ayrıntılı olarak izah edilmiştir.
Gece ve gündüz yürüyüşleri esnasında, eşkıya ya tesadüf edilmesi halinde eşkıya’nın olası hareket
tarzları üstünden, müfrezenin ne şekilde mukabele etmesi gerektiği de ayrıntılı bir şekilde
açıklanmıştır.
Bölge hakkında önceden edindiği bilgiler ışığında, eşkıya’nın gerek geçiş yolları ve gerekse dinlenme
noktaları üzerinde pusu faaliyetleri de izah edilen hususlar arasındadır. Pusu faaliyeti icra edilirken
personelin mutlak uyması gereken kurallarda ihmal edilmemiştir.
Jandarmanın eşkıya ya karşı pusu faaliyeti icra etmesine karşılık, eşkıya’nın da jandarmaya pusu
kurması ihtimali de ihmal edilmemiştir. Bu husus pusulara karşı tedbirler bahsinde izah edilmiştir.