- Tarihi Havadis

Osmanlı İmparatorluğu'nda Bürokratik Reform Babıâli, 1789-1922


Osmanlı Tarihçisi olan ABD’li Carter Vaughn Findley, Ohio Devlet Üniversitesi Tarih bölümünde Profesör olarak görev yapmaktadır. Türk Tarihi ve Osmanlı Bürokratik yapısı üzerine birçok çalışması bulunan yazar, Osmanlı İmparatorluğu'nda Bürokratik Reform Babıâli, 1789-1922 adlı bu çalışmasında, Osmanlı Yenileşme hareketleri çerçevesinde Bürokratik Reformların Babıâli bünyesinde nasıl bir değişime uğradığını tespit etmeye çalışmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde resim ve şekiller listesi, önsöz ve teşekkürler ile özel kısaltmaların listesine yer verilmiştir. Devamında sekiz ana bölüm yer almaktadır ve son kısımda ise ek ve kaynaklarla beraber dizine yer verilmiştir. Çalışmanın “Devletin ve Toplumun Unsurları Olarak Babıâli ve Kalemiye” (s. 1-47) adlı birinci bölümünde, Osmanlı modernleşme sürecine vurgu yaparak çok uluslu bir yapı ile beraber girişilen reformlar ve İslâmi geleneğin etrafında şekillenen bu idari yapının Osmanlı bünyesinde nasıl oluştuğunu anlatmaktadır ve Babıâli kelimesinin kökenine vurgu yaparak Avrupa’da buna benzer kavramlarla özdeşlik kurmaktadır. Ayrıca Babıâli’nin 1789’dan 1922’ye kadar geçen dönemini, Saray ve Kalemiye sınıfı ilişkisini de ele almıştır. Yazar, Kalemiye sınıfına özel bir hassasiyet göstererek yönetim sistemini meydana getiren temel unsuru olarak görmektedir. Osmanlı sultanlarını tipik bir aile reisine benzeterek hane halkı üzerindeki salahiyetini, çok geniş bir yetkiye sahip olduğu söylemekte ve Osmanlı hukuk yapısını, İslâmî gelenek ve ilave kanunları ile şekillendiği için karmaşık (Düalist) bulmaktadır. Osmanlı kültürel geleneğini bütünleştirici bir yapı olarak gören yazar, Hanefiliğin Osmanlı Devleti tarafından özümsenmesini olumlu bir paradigma olarak ele alır. Devlet teşkilatlanmasını da geniş bir şekilde işleyerek yönetici sınıfın sınırsız yetkisini Tanzimat Fermanı sonrası değişikliğe uğraması olarak Millet / Cemaat modelinin Osmanlı Devleti’nin kabiliyetini geliştirdiğini savunarak bunu da sağlam bir zemine oturtmak için Lonca teşkilatının yapısal özelliğine değinir. Genel itibariyle Merkez ile Saray arasındaki ilişkiyi İmparatorluğa bağlayarak Babıâli yapılanmasını göz önüne sermektedir. “Yönetici Sınıfın Gelişimi ve Kalemiyenin Ortaya Çıkışı” (s. 48-80) adlı ikinci bölümde, Osmanlı yönetim sistemini (kuruluş, gelişme, gerileme ve modernleşme) başlığı adı altında toplayarak kesin çizgilerle bir birinden ayırmıştır. Müellifimiz, gelişim süreçlerinin farklı bir şekilde yorumlamış olsa da parçalarını birbirine bağlı olarak görmüştür. Kalemiye Bürokrasisinin doğuşunu ve sivil Bürokrasiye dönüşümü sonucu bir değişikliğe uğradığının altını çizmektedir. Genel anlamda Reform öncesi dönem ve Reform çağı olarak bir tasnife giderek esaslı kırılmayı 1789 yılında Napolyon’un Mısır’ı işgali ve III. Selim’in Nizam-ı Cedid süreci ile vurgu yapmaktadır. Yönetici sınıf etrafında (askerî-seyfiye, dinî-ilmiye) gibi tasnifler yapmıştır. Bu tasnifler hakkında çeşitli eleştirilerde bulunmuş ve Lewis ile Albert H Lybyer’in tartışmalarını Tarihi anlaşmazlık olarak bizim göz önüne almamız gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yönetici sınıfın kökenlerini arama yoluna giden yazar, Osmanlı hanedanı etrafında arayarak 19. yüzyılda gelişen olaylar sonucu sistemin işlemez bir hal aldığını vurgulamıştır. Devletin hızlı bir şekilde gelişmesine paralel olarak yönetici sınıfının teşkilatlanması da bu yönde olmuştur. Yazar, Kalemiye sınıfın ortaya çıkışını tasnif ederek, yaşadığı dönüşüme yer vermektedir. “İmparatorluğun Gerilemesinin Gelişmekte Olan Kalemiye Üzerindeki Etkileri: Reform Arifesinde Babıâli ve Memurlar” (s. 81-130) adlı üçüncü bölümde, geçmiş ile reform, gerileme ile büyüme ilişkisi içerisinde yönetici sınıfın kültürel geleneğinin biçimlenme usulü ele alınmaktadır. 


EmoticonEmoticon