OSMANLI ARŞİV BELGELERİNE GÖRE MUŞ’TA ERMENİ İHTİLALCİLERİN ERMENİLERE ZULMÜ (1892-1906) - Tarihi Havadis

OSMANLI ARŞİV BELGELERİNE GÖRE MUŞ’TA ERMENİ İHTİLALCİLERİN ERMENİLERE ZULMÜ (1892-1906)

Osmanlı Devleti‟nde Fransız ihtilalinden öncelikle gayrimüslim azınlık etkilendi. Sırp, Yunan ve Bulgarların bağımsız devlet haline gelmesi Ermeniler için de özendirici bir etki yaptı. Emperyalist güçlerin Ermenileri hedef alan okullar, kiliseler, hastaneler açmaları ve Ermeni azınlığın buralarda eğitime tabi tutulması Ermenilerin Osmanlı Devleti‟ne olan bağlılığına zarar vererek bağımsız bir devlet sahibi olma hayallerini güçlendirdi. Ermeniler arasında ayrılıkçı fikirler, emperyalist devletlerin kontrolünde faaliyet gösteren misyoner örgütler ve yabancı okullar vasıtasıyla giderek güçlendi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması‟na Ermenilerle ilgili bir maddenin konulmasıyla Ermeni meselesi uluslararası bir sorun haline geldi. Bu tarihten itibaren Avrupalı güçler, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için Ermenilerle ilgili meselelere müdahil oldular. Bu yönde çeşitli araçlarla politikalar geliştirdiler. Avrupalı güçlerin Ermeni meselesine olan ilgisinden cesaret alan ve onların teşvikleriyle hareket eden bazı Ermeniler, Doğu Anadolu‟da bağımsız bir Ermenistan kurmak amacıyla harekete geçtiler. Ermeniler, eski Osmanlı bakiyesi Hristiyan halkların devletten kopuşlarında emperyalist devletlerin rolüne şahit olmuşlardı. Bulgaristan‟ın Osmanlı Devleti‟nden Avrupalı devletlerin yardımıyla kopmasından sonra ülkede bağımsızlık kazanmamış tek Hristiyan azınlık olarak Ermeniler kalmıştı. Ermeni terör örgütleri, Ermeniler denizden çok uzakta iç kesimlerde yaşamalarına ve hiçbir yerde nüfus olarak çoğunluğu oluşturmamalarına rağmen Avrupalı emperyalist güçlerin teşvikiyle adeta bir kumar oynayarak batılı ülkelerin Osmanlı Devleti‟ne müdahale etmesine neden olacak eylemler gerçekleştirdiler. Bu amaçla 1887 yılında Hınçak(Çan Sesi) 1890 yılında Taşnaksutyun adlı terör örgütleri kuruldu. Bu örgütler yöntem olarak terör eylemlerini benimsedi. Bu örgütler daha önce Yunanistan‟da ve Bulgaristan‟da olduğu gibi Ermenileri ayaklandırmak ve bu vesile ile Avrupalı güçlerinin müdahalesini sağlamak için eylemler yaptılar. Müdahaleler sonucu bağımsız bir Ermenistan kurulacağına inanıyorlardı. Bu nedenle hedeflerine ulaşmak için her yolu mubah saydılar, bunun için Ermenileri dahi katletmekten çekinmediler (Akşin, 2014:171-172). Ermeni terör komiteleri faaliyetlerini silahlı eylem yapmak üzere yoğunlaştırdılar. Bu alandaki önde gelen iki örgüt olan Hınçak ve Taşnak komiteleri Anadolu‟nun birçok şehrinde eyleme girişti. 1890-1905 yılları arasında Anadolu ve İstanbul‟da yoğun bir şekilde isyan, baskın, terör ve suikast eylemleri gerçekleştirdiler. Ermeni komitacılar, öncelikle toplumun lideri durumunda olan din adamlarının hedef aldılar. Patrikler, murahhaslar, papazlar ve diğer din adamlarından, kendi faaliyetlerine karşı olanları, fikirlerini desteklemeyenleri yok etmek için her yolu denediler. Ermeni halkından da kendi fikir ve teşebbüslerine uymayanları veyahut komitecileri hükümete ihbar edenleri, ortadan kaldırmaya veya en azından korkutmaya yönelik eylemlere giriştiler. Şehir merkezlerinde ve köylerde birçok Ermeni kökenli din adamı ve Ermeni halkı Ermeni terör örgütlerince saldırıya uğradı, bir kısmı katledildi, bir kısmı yaralandı (Karacakaya, 2017: 33). Osmanlı Devleti‟nde, Ermeni isyanlarının başladığı dönemin öncesi ve sonrasında Ermeni terör örgütlerinin faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları en önemli şehirlerden biri de Muş‟tu. Osmanlı Devleti yönetim sisteminde Muş 1877-1878 Osmanlı Rus savaşı(93 Harbi) öncesi Erzurum Eyaleti‟ne bağlı bir sancak iken 93 Harbi sonrası Bitlis Vilayet statüsüne getirilince Muş Sancağı da bu vilayete bağlandı (San, 1966: 211). Muş coğrafi konumu ve demografik yapısı nedeniyle Doğu Anadolu Bölgesi‟nde meydana gelen Ermeni isyanlarından doğrudan etkilendi. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde yaşanan birinci ve ikinci Sason isyanları (Sason bu dönemde Muş Sancağı‟na bağlı bir kazaydı.) Bitlis, Van ve Erzurum‟dakiErmeni isyanları Muş‟ta da etkili oldu. Muş'ta gerçekleşen Ermeni isyanları da diğer bölgelerdeki ve şehirlerdeki Ermeni isyanlarını etkiledi. Bu olaylar sırasında binlerce Müslüman ve Gayrimüslim, Ermeni terör örgütleri tarafından insanlık dışı muameleye, katliama, işkence ve zulümlere maruz kaldı. Malları yağmalandı ve namusları lekelendi. Muş Sancağı‟nda Ermenilerin büyük çapta katliamlar yapmaları ve teşkilatlanmaları bölgede yaşayan Ermenilerin büyük bir kısmının isyancılara ve komitelere destek vermesiyle başlamış ve yayılmıştır. Muş‟ta her ne kadar Müslüman nüfusa göre az olsalar da önemli bir Ermeni nüfusu vardı (Hocaoğlu, 1976: 277). Bu sebeple Ermeni terör örgütleri, ihtilal komiteleri Van‟dan sonra en fazla önemi Muş ve Bitlis havalisine verdiler. Muş‟un geçmişten beri Ermeni isyanlarında sık sık adının ön plana çıkması da Ermeni komitelerinin buraya olan ilgisini artırdı. Komiteler en önemli adamlarını buraya göndererek burada örgütlendiler. Ermenilerin meşhur Kafkasya kökenli örgüt liderleri de faaliyetlerini Van, Bitlis ve Muş havalisinde yürüttü. Bu sebeple bölge sık sık isyanlara, yağmaya ve zulme maruz kaldı (Cengiz, 1983: 227-228). Ermeniler katliamlarına devam ederken bir yandan da siyasi faaliyetler yürüttüler. Muş ve çevresinde Ermenilerin Müslüman halk tarafından zulme maruz bırakıldığı yönünde propagandalar yaptılar. Bu amaçla Berlin Kongresi sonrası ve Birinci Dünya Savaşı esnasında bölgede Ermeni nüfusun çoğunlukta olduğu ve Müslüman ahalinin katliam yaptığı yönünde Avrupa‟da yalanlarla dolu propaganda faaliyetlerinde bulundular. Arşiv belgelerine ve kayıtlara bakıldığında ise bu iddiaların asılsız olduğu ve Muş Sancağı‟nda Müslüman nüfusun Osmanlı Devleti‟nin her döneminde çoğunlukta olduğu görülmektedir. 16.yy‟ da Muş‟ta Müslüman nüfus 6134 kişi iken Ermeni nüfus 2281 kişiydi (Halaçoğlu, 2015: 21). 19. yüzyılda Muş Sancağı‟nın 476 köyü vardı. Bunlardan 315‟inde sadece Müslümanlar, 109‟unda Müslüman ve Ermeni karışık, 57‟sinde ise sadece Ermeniler yaşıyordu. Nüfusun 85,957‟si Müslüman, 58,740‟ı ise Ermeni‟ydi (Hocaoğlu, 1976: 278). Bu bilgiler bölgede hiçbir zaman Ermeni nüfusun Müslüman nüfusa oranla çoğunlukta olmadığını göstermektedir. Ermeni İhtilal Komitelerinin Muş’ta Örgütlenmesi 19. yüzyılda Doğu Anadolu‟nun birçok şehrinde olduğu gibi Muş‟ta da Ermeni terör örgütleri faaliyet gösterdi. Ermeni komitelerinin kurulması ve bölgede örgütlenmesi 1880‟lerin başlarında oldu. Bu dönemde, Ermeniler Erzurum‟da gizli bir teşkilat kurup artık faaliyetlerini eşkıyalıktan devrimci bir eyleme dönüştürdüler (Erickson, 2015: 24). Kurulan bu Ermeni komitelerinin amacı asilere silah temini ve nakliyesi ile isyan için gerekli şartların ve zeminin sağlanmasıydı. Bitlis‟teki Rus Konsolosu 3 Aralık 1910 tarihli raporunda bölgedeki Taşnaksutyun Cemiyeti‟nin merkezi idaresinin Muş‟ta olduğunu bildirerek cemiyetin toplamda yüz bin üyesinin olduğunu iddia etti (Osm. Belg. Erm. 1915-1920, 1995: 163). Ermeni komitelerinin bölgedeki faaliyetleri sonucu Anadolu‟nun batısında ve doğusunda Ermeni isyanları başladı. Ermenilerin, Muş Sancağı‟nda cemiyet olarak teşkilatlanması 1870-1880 arasındaki dönemde gerçekleşti. Ermeniler, Muş‟ta Okul Sevenler, Doğu(Şark) ve Ermenistan’a Doğru cemiyetlerini kurdular. Ayrıca Muş‟ta 1869 yılında bir Ermeni matbaası faaliyete başladı (Halaçoğlu, 2015: 17). Hrimyan isimli Ermeni papaz 1862 yılında “Muş Kartalı” isimli bir gazete çıkarmaya ve isyan propagandası yapmaya başladı