OSMANLI KAYNAKLARINDA GİRİT SEFERİ - Tarihi Havadis

OSMANLI KAYNAKLARINDA GİRİT SEFERİ

1645-1669 yılları arasında yaklaşık çeyrek asır süren Girit’in fethi, Osmanlı tarihinde önemli bir yer tutmaktadır1 . Girit seferi Osmanlı kroniklerde geniş bir şekilde yer aldığı gibi seferi anlatan özellikle de alınması için büyük uğraşlar verilen Kandiye muhasarası ile ilgili pek çok müstakil eser de kaleme alınmıştır2 . Söz konusu eserlerde, seferin nedenleri, hazırlıklarının yapılarak sefere çıkılması, Hanya’nın fethi, Deli Hüseyin Paşa’nın Hanya muhafızlığı ve serdarlık görevi sırasında adada yaşayanlar, Girit’ten gelen yardım talepleri ve gönderilen yardımlar, sefer sırasında gösterilen kahramanlık örnekleri, idam edilen paşalar, yazışmalara örnek teşkil eden hatt-ı hümayun, telhis ve mektup örnekleri ile adanın şehirleri, şehirlerin kaleleri ve Girit harbi hakkında bilgiler verilmiştir. Bu hususta yapılan çalışmalarda genel olarak kronikler ve yazma eserlerden hareketle Girit seferine bakılırken, anlatılan hususların arşiv belgeleriyle desteklenmesi eksik ya da zayıf kalmıştı. Biz bu çalışmada bueksikliği mümkün mertebe gidermeye çalışacağız. Ulaşabildiğimiz arşiv kayıtlarıyla yazma eser müelliflerinin anlattıklarını da bir ölçüde doğrulamış olacağız. Girit Seferi’nin Nedenleri İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı Devleti’nin, Akdeniz’de egemenlik kurma çalışmalarının son aşamasını Girit’in fethi oluşturmaktadır. İstanbul’un fethedilmesiyle ekonomik ve stratejik önemi bir kat daha artan Girit’in alınması, Osmanlı Devleti’nin başka sorunlarla uğraşması ve Venedik ile olan ticari ilişkileri nedeniyle gecikmiştir3 . Girit Adası’na sığınan Malta ve Floransa korsanları, Osmanlı ticaret gemilerine saldırmaktaydı. Akdeniz ticaretine önem veren Osmanlı Devleti, adayı alma konusunda fırsat kollamaktaydı4 . IV. Murat zamanında 1638 yılında Venedik’in Avlonya’ya sadırması Osmanlı Devleti’ne fırsat vermişse de IV. Murat’ın 1638’de Bağdat Seferi’ne çıkması ve aynı zamanda Venedik’in Osmanlı Devleti ile yaptığı müzakereler sonrası Osmanlı Devleti’ne yüklü miktarda tazminat ödemesi ile bu olay sona ermiştir5 . Osmanlı Devleti için beklenen fırsatı Sümbül Ağa olayı doğurmuştur. Sultan İbrahim, Daraüssaade Ağası olan Sümbül Ağa’yı, görevinden azlederek Mısır’a sürgün etmiştir. Sümbül Ağa’yı Mısır’a götürecek İbrahim Reis kalyonu, Sümbül Ağa’nın malları, cariyeleri ve seçkin atları ile birlikte Mekke-i Mükerreme’ye kadı tayin edilen Bursevî Mehmed Efendi ve o sene hacca gidecek olan üç bin kadar hacı adayını da alarak yola çıktı. Bu kalyonun sadece dört top ile yola çıktığını öğrenen Malta korsanları kalyona saldırdı. Malta korsanları ile girilen savaşta Sümbül Ağa, İbrahim Çelebi ve pek çok insan öldü. Bu geminin mallarına el koyan korsanlar, gemiyi Girit’in Hanya Limanı’na götürdüler. Korsanlar tarafından gasp edilen geminin malların bir kısmı Girit valisine hediye edildiği gibi bir kısım da Girit’te satıldı6 . Girit Seferi’nin görünen nedenini oluşturan Sümbül Ağa olayı, “Tevârîhi Cezire-i Girid”’de yer almamaktadır. Seyahatnâme’de ise Sümbül Ağa’yı Mısır’a götürecek geminin yaptığı hazırlık, yola çıkışı ve Malta korsanları tarafında saldırıya uğraması anlatılmaktadır7 . Sümbül Ağa olayı, Tuhfetü’l-Kibar Fi Esfari’l-Bihar’da ve Girit Fethi Tarihi’nde “Girid Seferlerinin Zuhûru ve Sebebi Beyânındadır”, Naima ve Fezleke’de “Vak‘a-i Ağa-yı Dârüssa‘âde der-Bahr” başlığı ile yer almıştır. Bu eserlerde de; Darüssaade ağası olan Sümbül Ağa’nın görevinden azledilerek Mısır’a sürgün edilmesi, Sümbül Ağa’yı Mısır’a götürecek İbrahim Reis kalyonunda Sümbül Ağa dışında yer alanlar, geminin yola çıkarken mühimmatını eksik almasından haberdar olan Malta korsanları tarafından saldırıya uğraması ve saldırı sonrasında yaşananlar anlatılmıştır8 . Sümbül Ağa olayının İstanbul’da duyulmasıyla Venedik Balyosu9 ’nun huzura çağrılması “Seyahatnâme”’de yer almaktadır. Buna göre Venedik, Osmanlı düşmanı gemileri himaye ettiği için iki devlet arasında yapılan anlaşmalara aykırı davranmakla suçlanmıştır10 . Girit Seferi’nin Hazırlıkları ve Sefere Çıkış Sümbül Ağa olayının İstanbul’da duyulması üzerine hemen Malta11 üzerine sefer ilan edildi. Serdarlık görevine Kaptan-ı derya Silâhdar Yusuf Paşa tayin olunarak sefer hazırlıkları başladı. 1055 (1645) senesinde gerçekleşen sefer hazırlıklarıyla ilgili Tevârîh-i Cezire-i Girid, Girit Fethi Tarihi, Naʻîmâ ve Fezleke’de sancaklara baharda Akdeniz’e yapılacak sefer için hazırlıkların yapılmasıyla ilgili hükümler gönderildiği yer almaktadır. Bu hükümlerde, sefer için Rumeli eyaleti askerlerinin Selanik’te hazır olması istenmektedir. Anadolu eyâletinden de Kastamonu, Saruhan, Hamid, Teke, Ankara, Aydın, Karaman, Kırşehir, Niğde, Aksaray, Sivas, Çorum, Amasya ve Bozok beylerine hükümler gönderilmiştir. Bu hükümlerde, bahar ayında Amasya Beyi Ahmed Paşa emrinde Sakız Adası karşısında yer alan Çeşme iskelesinde toplanılması ve Karaman Valisi Durak Paşa tarafından gemi ile sefere gönderilmesi emredilmiştir12 . Tersane-i Amire’de, Anadolu ve Rumeli eyaletlerinde yapılan sefer hazırlıkları Seyahatnâme’de şu bilgiler verilmektedir: “Bütün adalardan usta marangozlar gelip tersanenin her gözünde birer kadırga bodostaması kurarak haftada birer kadırga yapılmaya başlandı. Bir baştarda ve 10 adet mavnalar inşa olunup, Tersane-i Amire insan deryası haline geldi. Hünkâr hasekisi ve sancak beyleri ile Cezâyir, Tunus ve Trablus'a 12.000 altın barut ücreti gidip; “evvelbahârda kapdan paşaya gelip katılasız” diye fermanlar gönderildi. 200 parça kadırgayı asker ile doldurdular. 50 parça kadırga da Unkapanı iskelesine yanaşıp, toplam 10.000 mevcutlu tam 36 oda yeniçeriler ile dolduruldu. Toplam 5.000 askerden oluşan 10 oda topçu ve 10 oda cebeciler de mavnalara girip hazır oldular. Beri taraftan Rumeli eyaletinden mutasarrıf 24 sancakbeyi askerleriyle bütün zeamet sahipleri ve timâr sahipleri 22.080, cebelüleri ve beldarları ile toplam 27.000 asker olup Boğazhisar'a gitmeye memur oldular