POLİSİYE, TARİH VE TOPLUM: MAURIZIO DE GIOVANNI’NİN “IL SENSO DEL DOLORE-L’AUTUNNO DEL COMISSARIO RICCIARDI” ADLI ESERİ - Tarihi Havadis

POLİSİYE, TARİH VE TOPLUM: MAURIZIO DE GIOVANNI’NİN “IL SENSO DEL DOLORE-L’AUTUNNO DEL COMISSARIO RICCIARDI” ADLI ESERİ

İtalyan polisiye edebiyatının son dönem en başarılı ve popüler isimlerinden biri olan Maurizio De Giovanni, 1958 yılında Napoli’de dünyaya gelmiş ve yazarlığa geç denilebilecek bir dönemde, 2005 yılında başlamıştır. 2005 yılında polisiye edebiyat alanında amatör yazarlara verilen bir ödülü kazanmasıyla, profesyonel yazarlık kariyerine adım atar. Ödül kazandığı ilk romanı “Le lacrime del pagliaccio” (Palyaço’nun Gözyaşları) Graus Yayınevi’nce yayımlanır. Napolili polisiye yazarı Maurizio De Giovanni'nin ilk eseri daha sonrasında İtalya’nın en önemli yayınevlerinden biri olan Einaudi tarafından 2006 yılında “Il senso del dolore-L’Autunno del comissario Ricciardi” (Acının Anlamı-Komiser Ricciardi’nin Sonbaharı) adıyla yeniden yayımlanır ve tüm İtalya’da büyük ilgi görür. Bu ilgiye istinaden “I will have vengance” adıyla 2013 yılında İngilizceye çevrilir. “Il senso del dolore” eseri basım yılı itibarı ile 2000’ler sonrasıİtalyan edebiyatının bir ürünüyken, içerik olarak değerlendirildiğinde İtalya’nın en sancılı dönemlerinden biri olan Mussolini devrini anlatması bakımından bu çalışmanın da ana izleklerinden birini oluşturmaktadır. De Giovanni’nin eserini değerlendirmeden önce kısa da olsa İtalyan polisiye geleneğinin temel niteliklerinden ve türü şekillendiren ana unsurlardan bahsetmek gerekir. Zira İtalya’da polisiye edebiyatın gelişimine ilişkin detaylı bir tür anlatımı bu çalışmanın sınırlarını aşmaktadır.1 İtalyan polisiye geleneği yapısı itibarı ile diğer ülkelerin geleneklerinden, diğer bir deyişle, türün kurucu edebiyatları ve ülkeleri olarak değerlendirilebilecek Fransız, İngiliz ve Amerikan polisiye edebiyatlarından ayrı bir gelişme gösterir. Bu farklı gelişmenin iki temel nedeni mevcuttur: Birincil olarak İtalyan edebiyatının dış etmenlere karşı bir direnç göstermesi ile birlikte hassas ve korumacı bir yapıya sahip olması (Alfieri 1986: 83); ikincil olarak da İtalya’daki siyasi, kültürel yapı ile beraber yargı sisteminin farklılığı ve modern anlamda polis teşkilatının görece geç kurulması gibi etmenler iyi bir polisiye edebiyatın yeşermesine olanak sağlayacak bir zeminin oluşmasını engeller ve geciktirir (Alfieri 1986: 83).Bu duruma bağlı olarak, polisiyenin bir edebiyat türü olarak İtalya’ya ilk adım atışı XIX. yüzyılın sonuna rastlar. Özellikle de Arthur Conan Doyle’un İtalyan okuruyla ilk tanışması ile polisiye edebiyatın İtalyan okuruna tanıtılması 1895 yılında “Le avventure di Sherlock Holmes” (Sherlock Holmes’un Maceraları) adlı öykü derlemesinin yayımlanmasıyla gerçekleşir (Dunnett 2011: 7). Ayrıca, hikâyelerin “Corriere della sera” ve “Domenica del corriere” gibi tüm ülkede yaygın bir okur kitlesi olan gazete ve dergilerde yer alması polisiyeye olan ilgiyi arttırırken, polisiye edebiyatın İtalya’daki popülerliğinin gelişmesine önemli katkı sağlar. Tarihsel süreç olarak düşünüldüğünde, polisiyenin İtalya’da çok daha geniş kitlelere ulaşması ve popülerleşmesi, 1929 yılında Mondadori Yayınevinin İngiliz ve Amerikan polisiye romanlarının İtalyanca çevirilerini yayımlamaya başlamasıyla eş zamanlıdır (Alfieri 1986: 86). Mondadori Yayınevi bu tarz anlatı kitaplarını giallo (sarı) renk bir kapak ile yayınlar, böylelikle polisiye nitelikli anlatılara tüm İtalya’da toplumun her kesimince benimsenecek olan adını kazandırmış olur: giallo. Buna istinaden, İtalya’da polisiye türü, “libri gialli” (sarı kitaplar) olarak bilinir. İtalyan polisiye edebiyatı, II. Dünya Savaşı’ndan sonra önemli bir gelişme gösterir ve halkı yansıtan, toplumsal, siyasal, kültürel dinamikleri yakından takip eden bir kimlik kazanır. Özellikle Giorgio Scerbanenco, Leonardo Sciascia, Carlo Emilio Gadda, Andreakatkı sağlamışlardır. 1970’li yıllardan sonra çok daha politik ve sosyal yönü ağır basan bir yapıya bürünen İtalyan polisiye edebiyatı, sosyo/kültürel oluşumu en iyi şekilde ifade eden, toplumsal gerçekleri benzersiz bir şekilde yansıtan bir edebiyata dönüşür. İtalya’da polisiye edebiyat için önemli bir dönüm noktası da 1990’lı yıllardır. 1990’lar ile birlikte sosyal nitelikli polisiye edebiyat anlayışı zirveye ulaşır. Bir anlamda, II. Dünya Savaşı sonrası halkın nabzını tutan ve insanı olağan haliyle Neorealist edebiyata benzer bir polisiye üslup hâkim konuma gelir. De Giovanni, bu yaklaşımı devam ettiren polisiye yazarlarından biridir