Safevi Kroniklerinde Çaldıran Savaşı/ Tarihi Havadis - Tarihi Havadis

Safevi Kroniklerinde Çaldıran Savaşı/ Tarihi Havadis

Safevi Kroniklerinde Çaldıran Savaşı
,1524 yılında kaleme alınan Habibü’s-siyer adlı Farsça kroniğin müellifine ait yukarıdaki satırlarda, 23 Ağustos 1514’te Hoy’un kuzeybatısındaki Çaldıran Ovası’nda Osmanlılar ile Safeviler arasında gerçekleşen Çaldıran Savaşı’nın sonuçları ve bu savaşın Safeviler tarafından nasıl algılandığı özetle anlatılmaktadır. Habibü’s-siyer’in müellifine ait bu satırlar ışığında, dönemin diğer Safevi kaynaklarına şöyle kısaca bir göz atmak, bu savaşın gelişim seyri ve neticesinin Safevi tarafı için ne ifade ettiğini, bu kaynaklara nasıl bir algının hâkim olduğunu anlamaya yeterli olur sanırım. 15. ve 16. yüzyıl Osmanlı ve Safevi tarihçileri, hamilerinin beklentilerine uygun olarak kendi dönemlerinin olaylarına gözle görülecek bir şekilde farklı yaklaşımlar sergilemiş, bunları kendi bulundukları zaviyeden yorumlamışlardır. Her iki tarafın mevcut kroniklerinin içeriği kadar tonu da günümüz tarihsel yargılarının ortaya çıkmasına katkı sunmaktadır.1 Bu durum Osmanlı-Safevi ilişkilerini anlama noktasında bizi her iki tarafın kaynaklarına yönelik bir değerlendirme yapmaya sevk etmektedir. Her iki imparatorluğun tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen Çaldıran Savaşı’nın her iki tarafın tarihçilerince farklı algılandığı ve bu algının da modern tarih yazımını etkilediği, hatta Safevi kroniklerine hâkim olan algının yeniden yorumlanmasıyla ortaya çıkan, savaşın Safevi lehine sonuçlandığı şeklinde tartışmaların da varlığı bilinmektedir. Şüphesiz sonucu itibariyle hala tartışılan bu savaş, hem Osmanlı hem de Safevi kaynakları okunarak ve karşılaştırma yapılarak daha iyi anlaşılabilir.2 Bu çalışma, Çaldıran Savaşı ile ilgili mevcut literatürde Safevi kaynaklarının da önemine, bu kaynakların mevcut literatür içerisinde değerlendirilmesinin lüzumuna ve savaşın, Safevi lehine sonuçlandığı şeklinde ortaya çıkan tartışmaların Safevi kroniklerinden alınan referansla yürütüldüğüne, saray ve çevresinde kaleme alınmış olan Safevi kroniklerinde her ne kadar sonuçsuz hatta Safevi galibiyeti şeklinde gösterilmeye çalışılmışsa da satır arası okumaları yapıldığında üstü kapalı bir şekilde yenilgi ile sonuçlandığının anlatıldığına dikkat çekmeyi amaçlamaktadır.