Sent Antuan Kilisesi - Tarihi Havadis

Sent Antuan Kilisesi


Aslında hikaye yaklaşık bir yirmi sene evvel İstanbul'da başlıyor. Başrol kahramanlarından biri ben. Diğeri ise Aziz Antuan sanırım.

Hayatımda ilk girdiğim kilise İstanbul Beyoğlu'nda, İstiklal Caddesi üzerinde bulunan, belki birçoklarımızın önünden defalarca farketmeden geçtiği Sent Antuan Kilisesi'ydi. Vefa Lisesi'nin meşhur drama hocası AW, beni ve bir grup arkadaşımı okul zamanı bir boş vaktimizde tutup götürmüştü. Amaç kilisenin akustiğinden faydalanıp ses kaydı yapmaktı. Düşününce o zaman en çok kilise orgunun beni etkilediğini hatırlıyorum.

Sent Antuan Kilisesi, İstanbul
Sent Antuan şehrin en büyük Katolik kiliselerinden. Şu anda var olan yapı 1912'de ibadete açılmış. Mimarı, dönemin İstanbul'unun İtalyan asıllı levanten sakinlerinden Giulio Mongeri. Kilisenin projelerini hazırlayan ise gene bir başka İstanbullu levanten Eduardo de Nari [1]. Aslında her iki isme de tarihe ilgili mimarların bir şekilde kulak aşinalığının olduğunu düşünüyorum. Özellikle Giulio Mongeri, Cumhuriyet Ankarası'nı şekillendiren önemli isimlerden biri; Mimar Vedat Tek ve 20 liralık banknotun arkasından tanıdığımız Mimar Kemalettin Bey ile birlikte. İş Bankası merkez binası, Ziraat Bankası merkez binası ve daha niceleri mimarın Ankara'da bıraktığı izlerden [2].

Sent Antuan apartmanları, Beyoğlu, İstanbul
Mimarlığa çok dalmadan, konuyu da dallanıp budaklandırmadan biz Aziz Antuan'ı takip etmeye devam edelim. Sent Antuan Kilisesi ismini 12. yy sonları, 13. yy başlarında yaşamış Hristiyan dünyasının bu mertebeye en çabuk yükseltilmiş azizlerinden biri olan Fransisken rahip Aziz Antuan'dan almakta. Kendisi özellikle kayıp ruhların, hastaların ve fakirlerin koruyucu azizi olarak biliniyor. Bu civarda Fransisken rahiplere ait bir kilisesinin varlığı çok eskilere dayanmakla birlikte günümüze gelene kadar birkaç kez yer değiştirmiş.


San Jose Misyonu içerisinde bulunan Fransisken rahiplere ait yerleşim yeri, San Antonio, ABD. 
Yaklaşık bir buçuk sene evvel, bir konferans için Amerikan'ın Teksas eyaletinde bulunan San Antonio şehrinde bulundum. 17. yy sonlarında şehre gelen İspanyol rahipler, aslında Payaya yerlilerinin yerleşik bulunduğu bu yere ve yakınından geçen nehre, buraya azizin günü olan 13 Haziran'da varmaları sebebiyle Aziz Antuan'ın ismini veriyorlar. Bugün Amerika Birleşik Devletleri'nin en yüksek nüfuslu 10 şehrinden biri olan San Antonio'yu kuranlar da gene bu rahipler. Buradaki yerlileri hıristiyanlaştırmak adına oluşturulan misyonlar halen ayakta. Bu arada misyon kendi içinde yeme, barınma gibi ihtiyaçların da karşılandığı ve yerlilere bir yandan koruma sağlanırken diğer taraftan da misyonun ve yaşamın merkezinde bulunan kilisede hıristiyanlığın öğretildiği, genelde etrafı çevrili, korumalı yerleşim alanları. Bu misyonların en meşhuru da şehrin merkezinde bulunan Alamo. Fakat Alamo'nun meşhur olma sebebi, kale olarak kullanıldığı 1830larda, o zamanlar Birleşik Devletler'in bir parçası olmayan Teksas Cumhuriyeti ile Meksikalılar arasında geçen meşhur savaşa sahne olması. Fakat bu belki de başka bir yazının konusu...

Sent Antuan Bazilikası, Padova, İtalya
Hikaye İtalya'da Padova şehrinde noktalanıyor. Söylentiye göre bu şehri kuranlar bizim hemşehrilerimiz, savaştan kaçan Truvalılar [3]. Turistik olarak komuşusu Venedik'in gölgesinde kalan bu şehir zamanında Galileo'nun da ders verdiği, dünyanın en eski üniversitelerinden birine ve dünyanın en eski botanik bahçesine ev sahipliği yapıyor. Ama şehri hikayemizle bağlayan varlığından benim de buraya yaptığım ziyaret sırasında haberdar olduğum, Aziz Antuan'ın mezarı. Aziz şehrin merkezinde yer alan Sent Antuan Bazilikası'nda gömülü. Bazilika ise mimari olarak gerek Bizans kiliselerinden esinlenilmiş kubbeleri gerekse de Osmanlı camilerinin minarelerinden esinlenilmiş çan kuleleri ile bizden birçok iz taşımakta.

Aslında bu yazının amacı dünyanın neresine gidersek gidelim kültürlerin nasıl içiçe geçmiş olduğuna dair ufak bir örnek vermek. Belki de her gün önünden geçip gittiğimiz bir bina veya kaldırımlarını arşınladığımız bir sokak tarihten çok farklı izler barındırıyor. Tamamen rastlantılar sonucu, dünyanın farklı noktalarında aynı ismin izlerine rastlamak her ne kadar benim için şaşırtıcı olsa da tarihe baktığımızda noktaları birleştirmek çok kolay.  Tarihi sorguladığımızda mekanlar, kilometrelerce ötedeki diyarlar ile aramızda kolayca bir bağ kurabiliyor. Sen ve ben diye farklılaştırmanın çok kolay olduğu bu günlerde, hepimizin insan olmasının ötesindeki, bizleri birleştiren izleri görmek ve anlamak gerekiyor.


1) E. Ö. Tökmeci, A Catholic Church in an Islamic Capital, Kitap Bölümü: M. Gharipour (ed.), Sacred Precincts: The Religious Architecture of Non-muslim Communities Across the Islamic World,
Brill Academic Pub, Hollanda, 2014.
2) D. Çinici, Başkent Ankara’nın İnşasında Etkin Bir Mimar: Giulio Mongeri ve Yaşam Öyküsü, Ankara Araştırmaları Dergisi, Sayı 3, No.1, syf. 13-41, 2015. 
3) Wikipedia "Padua" Makalesi: https://en.wikipedia.org/wiki/Padua