ŞİBANÎ-NÂME'NİN BUDAPEŞTE NÜSHASI ÜZERİNE - Tarihi Havadis

ŞİBANÎ-NÂME'NİN BUDAPEŞTE NÜSHASI ÜZERİNE

1. ŞİBAN HAN Soyu Cengiz Han’ın büyük oğlu Çuçi’ye dayanan Şiban Han 1451’de dünyaya gelmiştir. Babası Şah Budak, annesi Ak Kuzı Begüm’dür. Şibanîler, Altın Orda’nın dokuzuncu hükümdarı Özbek’e nispetle kendilerine Özbek demişler ve Şiban Han’ın dedesi Ebu’l-Hayr Han döneminden itibaren güneye inerek bölgede söz sahibi olmuşlardır. Ancak, Ebu’l-Hayr Han’ın öldürülmesiyle bu gücü kaybetmeye başlayan Özbekler, Şiban Han’ın başa geçmesine kadar sürecek bir dağınıklık dönemine girmişlerdir. Şiban Han, dedesi ve babasının intikamını almak isteğiyle girdiği savaşlarda; Babür, Hüseyin Baykara ve Şah İsmail gibi önemli hükümdarların var olduğu bir devirde Semerkant, Buhara, Taşkent, Herat gibi merkezleri ele geçirmiş ve bölgenin hâkimi olmuştur. Şiban Han’ın savaş meydanlarında geçen hayatı, Şah İsmail ile girdiği bir mücadele sırasında, yaralı bir şekilde sığındığı çiftlikte 1510 yılında son bulmuştur (Karasoy-Toker 2005 Karasoy 1998). Şair hükümdarlardan olan Şiban Han’ın mürettep bir divanı, Risâle-i Ma’ârif adlı mensur bir fıkıh risalesi ve Bahru’l-Hüdâ adlı bir eseri vardır. Şiban Han Divanı’nın tek nüshası İstanbul Topkapı Müzesi 3. Ahmet Kütüphanesi Nu: 2436’da kayıtlıdır. 192 varaktan oluşan klasik divan tarzında düzenlenmiş eserde 7 tevhid, 10 na’t, 306 gazel, 8 mensur parça, 1 murassa-nâme, 27 rubâî, 12 tuyuğ, 5 tarih, 1 musarra beyit ve 48 muamma vardır. Şiban Han Divanı, inceleme, metin, dizin ve tıpkıbasım olarak Yakup Karasoy tarafından yayımlanmıştır (Karasoy 1998). Bahru’l-Hüdâ’nın bilinen tek nüshası Londra British Museum’da Add. 7914 numarada kayıtlı bir mecmuanın 1b-22b varakları arasındadır. Başlık olarak Kasâyid-i Mevlânâ Şibânî ibaresi bulunan metin, gazel tarzında kafiyelenmiş çeşitli kasidelerin birleşiminden oluşan bir manzume niteliğindedir. Kemal Eraslan eseri, Şiban Han ve Bahru’l-Hüdâ ile ilgili genel bilgilerin yer aldığı Giriş bölümünün ardından İmlâ Özellikleri, Metin, Tercüme, Notlar, Metinde Geçen Arapça İbareler ve Sözlük olarak yayımlamıştır (Eraslan 1991). Şiban Han’ın 1507’de oğlu Muhammed Timur Bahadır için dinî meseleler hakkında yazdığı Risâle-i Ma’ârif’in bilinen tek nüshası British Museum OR. 12956 numarada kayıtlıdır. Bu nüsha 1510-1511 yılında Ali Meşhedî tarafından istinsah edilmiştir. Henüz tam metin olarak yayımlanmayan eser üzerindeki en kapsamlı çalışma Gülşen Seyhan Alışık’a aittir. Şeybânî Han’ın Risâle-i Ma’ârif Adlı Eseri ve Türkçeciliği başlıklı çalışmada Şiban Han ve eserleri ile ilgili bilgi verildikten sonra Risâle-i Ma’ârif’in dil özellikleri ve içeriğinden bahsedilmiş ve metinden örnekler verilmiştir (Seyhan Alışık 2004). Şiban Han’ın adı ve mahlası bugüne kadar Şibânî, Şiban, Şaybak, Şah Baht Han, Şahi Beg Han, Şeybânî Han gibi değişik şekillerde yazılmış ve okunmuştur (Karasoy 1998: 13). Muhammed Sâlih’in kaleme aldığı Şibanî-nâme’de de Şah Baht Han isminin geçtiği bölümler vardır. Şiban Han divanında ise 266 defa Şibânî, 65 defa Şibân, 7 defa Şah Baht Han, 1 defa Şah Baht yazılmıştır. Barthold’a göre kelimenin aslı Çuçi’nin küçük oğlu Şiban’dan gelmektedir ve Müslüman rivayeti sonraları bu kelimeyi Şeyban’a çevirmiştir. Mustafa Kafalı Şiban Han Sülalesi ve Özbek Ulusu adlı çalışmasında Şiban Han’ın isminin, Arapça Şeyban ile alakası olmadığını savunur (Kafalı 1976: 296).Togan da Şiban Han’ın adının İmam Şeybânî ile birleştirilerek bazıeserlerde bu şekilde yazıldığından bahsetmiştir. Şiban Han Divanı’nda kelimenin genellikle y’siz yazılması Şibân biçimindeki okuyuşu desteklemektedir (Togan 1981: 125; Karasoy 1998: 14). 2. ŞİBANÎ-NÂMELER Şiban Han, kendisinin de bir şair olması münasebetiyle sanatçıları desteklemiş ve onları sohbetinde bulundurmuştur. Bunun en güzel örneği Molla Bennâî ve Muhammed Sâlih’tir. Şiban Han, kendisine sığınan bu iki sanatkârı himayesine almış, Muhammed Sâlih’i emirü’lulemâ ve mâlikü’ş-şuârâ ilan etmiştir. Manzum Şibanî-nâmelerin ikisi de Şiban Han hayattayken emrindeki bu iki isim tarafından kaleme alınmıştır. Bennâî’nin eseri Farsçadır ve henüz Türkiye’de yayımlanmamıştır (Karasoy-Toker 2005: 29-30). Muhammed Sâlih’in eseri ise bu çalışmanın konusunu teşkil ettiğinden ayrı bir başlık altında daha detaylı ele alınacaktır. Mensur Şibanî-nâme Petersburg Bilim Akademisi Asya Müzesinde 591 numaralı yazmada yer almaktadır ve anonimdir. Baş kısmında Ali Şir Nevâyî’nin Mahbûbu’l-Kulûb adlı eseri bulunan Şibanî-nâme, farklı bir kâğıda ve farklı bir el yazısıyla yazılmıştır. İçeriğinden hareketle XVI. yüzyılda 1510-1530 tarihlerinden önce yazılmadığı anlaşılmaktadır (KarasoyToker 2005: 33-35). Eserin ilk iki bölümü Reşîdüddin’in Câmîü’t-Tevârih’inin kimi bölümlerinin çevirisini içermekte, üçüncü bölümde ise Şiban Han’ın nesli ve savaşları hakkında bilgiler yer almaktadır (age. 33). Bu eseri ilk olarak Berezin 1849 yılında Kazan’da yayımlamıştır. Eser, Türkiye’de ise Yakup Karasoy ve Mustafa Toker tarafından Türklerde Şecere Geleneği ve Anonim Şibanî-Nâme adıyla 2005 yılında yayımlanmıştır. Rûzbihân’ın Şiban Han’ın İran’da Sünnîliği hâkim kılmasını teşvik etmek için yazdığı Mihmân-nâme-i Buhârâ adlı eseri Şiban Han ile ilgili eserlerden bir diğeridir. Mihmân-nâme-i Buhârâ’nın elli dört bölümünden otuz sekizi Şiban Han ile ilgilidir. İran, Rusya ve Almanya’da yayımlanan eser ülkemizde henüz tam metin olarak yayımlanmamıştır (Karasoy 2003: 105-107). Muhammed Sâlih ve Şibanî-nâme adlı eseri Muhammed Sâlih, Timur devrinin önemli emirlerinden Şah Mâlik’in torunu ve Harezm valiliği yapmış Nur Said Bey’in oğludur. Babasının ölümünden sonra türlü eziyetler çektiğini Şibanî-nâme’nin sebeb-i telif bölümünde anlatır. Başlangıçta Hüseyin Baykara hizmetinde iken sonrasında taraf değiştirerek Şiban Han’ın maiyetine girer (Köprülü 1945: 313). Bu olayı Şibanî-nâme’de şu beyitlerle anlatır:Kolını lutf birle kıldı dırâz Min tüzüp cân ara âheng-i niyâz Korka korka kademiga yittim Baş koyup allıda şükri ittim Eyledi lutf sorup hâlımnı Bildi yek-ser menił ahvâlımnı Şefkat birle meni şâd itti Kaygudın bendeni âzâd itti (Kocasavaş 2003: 115)