Simyacı - Paulo Coelho | Kitap Yorumu + Alıntılar - Tarihi Havadis

Simyacı - Paulo Coelho | Kitap Yorumu + Alıntılar


Yazar : Paulo Coelho
Türü : Macera, Fantastik Kurgu
Yayınevi : Can Yayınları
Çevirmen : Özdemir İnce
Baskı : 143. Baskı
Baskı Tipi : Karton Kapak
Sayfa Sayısı : 188

Bizim Büyük Challangeimiz / Madde : Okumadım demeye utandığınız bir kitap.

Paulo Coelho deyince akla ilk olarak Simyacı kitabı geliyor. Ortaokuldaki Türkçe öğretmenim ne zaman kitaplardan konu açılsa Gonca okumadın mı? Bak oku gerçekten seveceksin derdi. Aradan epey zaman geçti nihayet okudum ama inanın sizlere nasıl bir yorum yapmam gerektiği konusunda epey de tedirginim.
Yorumdan önce hep birlikte bir konusuna bakalım.

KONUSU:
Endülüslü bir çoban olan Santiago rüyasında birkaç kez piramitlerin yanında bir hazine olduğunu görür. Bu rüyayla birlikte kendini bu piramitlerin peşinde hazineyi ararken bulur ve bu yolculuk boyunca başından geçenleri konu alır.

****

Kitabı bitirdikten sonra biraz düşündüm. Yazar ne anlatmak istedi, ben ne anladım? Kafamda bir sürü cümle uçuşurken başkalarının neler düşündüğünü de merak ettiğimden biraz da araştırma yapayım dedim. Paulo Coelho bu kitabı yazarken Mesnevi'de bulunan bir kısımdan esinlendiğini söylemiş. Bunu okuduğumda şaşırmadım çünkü kitapta felsefi ve dini açıdan insanın kendini sorgulamasına yönelik pek çok cümle ve ibare bulunuyor.
Kişisel menkıbeyi gerçekleştirmek. Peki nedir bu kişisel menkıbe? Kitapta "Senin her zaman gerçekleştirmek istediğin şey." olarak tanımlanıyor. Şöyle ya da böyle hepimizin kafasında şunu yapmak istiyorum diye düşündüğümüz bir şey illaki vardır. Yapması zor ya da kolay. Buna ulaşmak için evrenin bizi yönlendirdiği simgeler olduğunu söylüyor kitap. Ne kadar doğru diye düşünüyorum. Aslında aklıma şu geldi bu kısımda. Biz bir şeye odaklandığımızda kendi kafamızda onunla ilgili işaretler arıyoruz. Mesela basit bir örnek vereyim size ben BTS hayranıyım -şimdi bunu okuyan canım arkadaşlarım helal bunu nasıl sıkıştırdın araya diyecekler vallahi aklıma örnek gelmedi :D - izlediğim dizide bile arka planda çalınca benim dikkatimi çekiyor. Çünkü o şeyle ilgiliyim. Ama BTS'i tanımıyor ya da bilmiyor olsaydım dizi izlerken arkada çalan şarkı benim için önemsiz olacaktır. Kişisel menkıbedeki işaretler de böyle bence. Sen o şeye odaklandığın için dikkatini onunla ilgili şeyler çekiyor yani. Yani kişisel menkıbemin işaretleri benim kafamda olan bir şey. Ama önemli olan Santiago gibi bu işaretleri takip edecek kadar cesaretli olmak. Peki hepimiz ne kadar cesarete ve yüreğimize inanacak kadar güçlüyüz? Bunu kendimize bir soralım.

****
Okuduğum yorumlardan birinde kitabın masalsı olduğundan bahsediliyordu. Açıkçası bu konuda pek o kişiye katılamayacağım. Kitap masal ya da hikayelerden daha derin anlamlar taşıyor bence. Böyle söyleyince sanki basite indirgemiş gibi olduğunu düşünüyorum. Sanırım böyle düşünülmesinin sebeplerinden biri bölümlerin aşırı kısa ve tadımlık bir his vermesi. Bir bölüm bir bölüm daha derken hoop bitiveriyor. 
Diğer dikkat ettiğim noktalardan birisi ise yazarın konu ve yazım açısından diğer kitaplarından daha farklı bir teknik kullandığı. Daha önce Aldatmak ve Veronika Ölmek İstiyor kitaplarını okumuştum. Onlarda daha çok psikolojik tahliller üzerinde durulmuş ve ana karakteri çok net tanıyor ne yapacağını az çok biliyordunuz ama Simyacı'da karakteri psikolojik açıdan çok göremiyoruz. Bunu kafamızda canlandırmak durumundayız. Diğer kitaplarında olaylar biraz da (Simyacı'ya göre) yüzeysel kalıyor. Bu farklılıkları çok net anlayabiliyorsunuz. Başta da dediğim gibi Simyacı daha derin anlamlar taşıyan bir kitap. Kesin olarak şunu anlatıyor demek benim için biraz zor. Okudukça her okurda farklı izler bırakacağına inandığım için okumanızı tavsiye ediyorum. 
Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle... :)



ALINTILAR

"Yüreğim acı çekmekten korkuyor," dedi bir gece Simyacı'ya, aysız gökyüzüne bakarken. "Yüreğine, avı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle. Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiçbir yürek kesinlikle avı çekmez. Çünkü araştırmanın her anı, Tanrı ve Sonsuzluk ile karşılama anıdır.
sayfa 153.


"Gözümüzün önünde büyük hazineler olduğu zaman asla göremeyiz onları. Peki, neden bilir misin? Çünkü insanlar hazineye inanmazlar."
sayfa 157


"Kötülük," dedi Simyacı, "insanın ağzından giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır."
sayfa 138

"İnsan sevince," diye düşündü, "nesneler daha çok anlam kazanıyor. "
sayfa 122


"İster hayatımız, ister ekin tarlalarımız olsun, sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız. Ama hayat hikayemiz ile dünya tarihinin aynı El tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman, bunu anlar anlamaz, bu korku uçup gider."
sayfa 97


"Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum, çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olacak. "
sayfa 72


"Ben de herkes gibiyim. Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmaları gerektiği gibi bakıyorum. "
sayfa 56


"Bütün günler birbirine benzediği zaman da insanlar, güneş gökyüzünde hareket ettikçe, hayatlarında karşılarına çıkan iyi şeylerin farkına varmaz olurlar. "
sayfa 44


"İnsanlar yaşama nedenlerini pek çabuk öğreniyorlar," dedi yaşlı adam, gözlerinde beliren acıyla. "Belki de gen aynı nedenle hemen pes ediyorlar. Ama, dünyanın hali böyle işte." 
sayfa 41 

 "İnsanlar bir yığın acayip şeyler söylüyorlar. Bazen, koyunlarla birlikte yaşamak çok daha iyi, konuşmaz koyunlar, yiyecek ve su aramaktan başka bir şey yapmazlar. Ya da kitaplar, dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır. Ama insanlarla konuşurken durum başka, öylesine tuhaf şeyler söylerler ki, konuşmayı nasıl sürdüreceğinizi bilemezsiniz."
sayfa 36 

 "...Her zaman insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim,herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.  "
sayfa 32


EmoticonEmoticon