SÖZLÜ VE YAZILI TARİH ORTAK ÇALIŞMLASI: İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA BURDUR’DA ZİRAİ DURUM - Tarihi Havadis

SÖZLÜ VE YAZILI TARİH ORTAK ÇALIŞMLASI: İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA BURDUR’DA ZİRAİ DURUM

SÖZLÜ VE YAZILI TARİH ORTAK ÇALIŞMLASI: İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA BURDUR’DA ZİRAİ DURUM

Tarih-i Havadis

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/469031

Birinci Dünya Savaşı 1918 yılında sona ermişse de çözümlenmeden bıraktığı veya getirdiği yeni sorunlar ve bunların neden olduğu gelişmeler İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olmuştur.1 Hemen her tarihçi İkinci Dünya Savaşı’na giden sürecin Birinci Dünya Savaşı sonu itibarıyla başladığı konusunda hemfikirdir.2 Mustafa Kemal Atatürk’ün de hasta yatağında, “Bir dünya savaşı yakındır. Bu savaş neticesinde dünyanın vaziyeti ve muvazenesi baştanbaşa bozulacaktır. İşte bu devre esnasında doğru hareket etmesini bilmeyip, en küçük bir hata yapmamız halinde, başımıza mütareke senelerinden daha büyük felaketler gelmesi mümkündür…” 3 sözleriyle ön gördüğü savaş 1 Eylül 1939 sabahı Almanya’nın Polonya’yı işgali ile başladı.4 Arkasından birçok Avrupa devleti Almanya’ya savaş ilan etti. İkinci Dünya Savaşı başladığında Milli Mücadele’nin üzerinden 17 yıl geçmişti. Zürcher’in de söylediği gibi, Birinci Dünya Savaşı’nın Osmanlı Devleti’nin başına getirmiş olduğu felaketler, Türk siyasetçilerin hafızasında berrak bir anı olarak yaşıyordu.5 Türk milleti yıllarca savaşlardan dolayı büyük acılar çekmiş, bu nedenle zorunlu olmadıkça savaşa girmek istememişti. Bakıldığında bu savaş, zaten onların savaşı değildi. Savaşın dışında kalmak, İkinci Dünya Savaşı’nın başından itibaren Türkiye’nin temel politikası olmuştur.6 Türkiye İkinci Dünya Savaşı ile ilgili temel politikasında başarılı olsa da, bununla birlikte savaşın getirdiği olumsuz şartlar, ülkenin sosyal ve ekonomik durumunu oldukça zorlaştırmıştır. Ekonomisi tarıma dayalı bir ülke olan Türkiye, bu savaşta bir “açlık” durumu ile karşılaşmamak için kendi tarımsal üretimine yoğunlaşmıştır. Çünkü tarımda yaşanacak bir sıkıntının sonucu, açlık kaçınılmaz son olacaktır. Türkiye bu durumla karşılaşmamak için bir takım olağanüstü önlemlerin yanı sıra, tarımsal üretiminin durumunu yakından takip etmiştir. Bu durumdan yola çıkarak hem Türkiye’deki bu duruma bir örnek teşkil etmesi, hem de İkinci Dünya Savaşı yıllarında Burdur ilindeki zirai durumun tespitine bir katkı sağlaması amacıyla, “ Dünya Savaşı yıllarında Burdur ilindeki zirai durum nasıldı?” sorusunu yazılı ve sözlü kaynaklar üzerinden bu araştırmada cevaplandırmaya çalışacağız.2. Savaşın Türkiye’nin Zirai Durumuna Etkileri İkinci Dünya Savaşı boyunca Türkiye her ne kadar sıcak bir savaşa girmese de, savaş ekonomisinin koşullarını tüm ağırlığıyla yaşadı.7 Bu durum Türkiye’nin sosyal ve ekonomik hayatını savaş yılları boyunca derinden etkilemiştir. Savaş sürecince Türkiye’nin temel politikası olan, tarafsız kalıp savaşa girmemeyi başarması, her şeyden önce büyük bir ordu gücünü hazır bir şekilde tutabilmesine bağlıydı. Bunun için Türkiye bir milyonu aşkın bir askeri gücünü hazır bulundurdu.8 Bu durumda ise ekonomide iki farklı sorun ile karşı karşıya kalınıyordu. Bunlardan birincisi, ordunun büyütülmesiyle büyük bir üretici grubun işten çekilerek düzenli bir tüketici durumuna getirilmesiydi. Bu da çok daha fazla gıdanın kırsaldan çekilerek bu yeni tüketicilere ulaştırılmasıydı. Ordunun lojistik ihtiyacının motorlu araçlar yerine hayvanlarla karşılanması, orduda yalnız erlerin değil, yük hayvanlarının da beslenmesini gerektiriyordu. İkinci önemli ekonomik sorun, büyük bir ordu beslemenin gerektirdiği kamu harcamalarındaki artışı sağlayabilmek için kamu ve özel harcamalar arasındaki dengenin yeniden kurulmasıdır. Bu sancılı bir süreçtir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için ise yeni vergiler koyularak halkın sahip olduğu tüketim gücünün kamuya aktarmak gerekecektir.9 İkinci Dünya Savaşı Türkiye’ye büyük bir mali yük getirmiştir. Ortalama bir milyon askerin silahaltında bulunduğu bu dönemde devletin nakit sıkıntısı olağanüstü artmıştır.10 Savaşın meydana getirdiği etkileri azaltmak ve iktisadi tedbir almak amacıyla, savaşın başlamasından yaklaşık 5 ay sonra Milli Korunma Kanunu hazırlanmıştır.11 Bu kanunun 37. ve 42. maddeleri arası daha çok ziraat ile ilgilidir. Hazırlanan söz konusu kanun 19 Şubat 1940 tarihli karar ile de uygulanmaya başlanmıştır.12 Bu kanun ile madencilikten sanayiye, ziraattan ticarete hemen hemen bütün sektörleri içine alacak düzenlemelerle üretim, mübadele ve tüketim hareketlerinin devlet tarafından kontrol altına alınması hedeflenmiştir. Tabi bu hedeflere ulaşabilmek içinde vatandaşlara bir takım yükümlülükler getirilmiştir.13


EmoticonEmoticon