TANZİMAT DÖNEMİ’NDE SAMSUN LİMANI PROJELERİ - Tarihi Havadis

TANZİMAT DÖNEMİ’NDE SAMSUN LİMANI PROJELERİ

TANZİMAT DÖNEMİ’NDE SAMSUN LİMANI PROJELERİ

Samsun, ilk çağlardan itibaren Karadeniz ticaretinde önemli rol oynayan bir liman şehridir. Miletosluların, Amisos adını verdikleri ilk ticaret kolonisinin yanında M.Ö. 5. yüzyılın ortalarında Atinalılar da burada bir koloni kurmuşlardı. İç bölgelerle ulaşımının kolay olması, Basra, Bağdat, Urfa, Diyarbakır, Harput, Sivas, Amasya, Zile, Kayseri ve diğer şehirlere uzanan ticaret yolunun denize açılan kapısı konumunda bulunması Samsun’un önemini arttırmıştı.1 12. yüzyılda Türklerin eline geçen Samsun’da yeni bir yerleşim yeri kuruldu.2 “Müslüman Samsun” olarak adlandırılan bu mevkide inşa edilen kale tüccarın mekânı oldu. Türklerin yanında Ceneviz ve Arap tacirlerin de toplanması Samsun’un 13. ve 14. yüzyıllarda ticari potansiyelini göstermesi bakımından önemlidir.3 Ancak sonraki yıllarda Karadeniz’in Osmanlıların iç denizi konumuna gelmesi şehrin ticari faaliyetlerine sekte vurup, nüfusunun azalmasına yol açtıysa da Samsun, iskelesinden yapılan sevkiyatlarla Osmanlı ordusuna ve ticaretine katkı sağlamayı sürdürdü.4 18. yüzyılın sonları ve 19. yüzyılın başlarında itibaren Karadeniz’in kapalılığının sona ermesi Samsun’da etkisini gösterdi.5 Buharlı gemiler seferlerebaşladı6 , Samsun limanından yapılan ticaret hacmi arttı7 ve şehirde yabancı konsolosluklar açıldı.8 Bu yıllarda Samsun’a gelen seyyahların ortak gözlemlerinden birisi şehirde bulunan tüccara dairdi. J. McDonald Kinneir, şehirde tacirler için bir han olduğunu belirtirken, Bijişkyan, değişik milletlere mensup tüccara dikkat çekiyordu. J. Brunt ise Samsun pazarların bol mal bulunduğunu ancak bunların tüketim için değil transit ticaret için getirildiğini söylüyordu.9 Yaşanan değişim sürecinde Samsun’un güvenli bir liman ihtiyacı her zamankinden daha fazla gündeme gelmeye başlamıştı.10 1810’ların sonunda bölgeyi gezen Bijişkyan, Samsun’un geniş bir limana sahip olduğunu belirtiyordu.11 Önü açık olduğundan emniyetli olmadığı ifadelerine paralel olarak Canik-İstanbul hattında mal taşıyan gemicilerin Samsun’a yeni liman yapılması talepleri vardı. Ancak olumlu bir cevap alamamışlardı.12 1838 Martında Samsun’a gelen Moltke de gemicilerin görüşlerine paralel ifadeler kullanıyordu. Moltke, hoş bir şehir olarak tanımladığı Samsun’un çeyrek mil kuzeyinde eski bir mendirek harabesinin temellerini görmüştü. Mendirek iri yontma taşlardan yapılmıştı. Ancak ilkçağdan beri fırtınalarıyla anılan Karadeniz için Samsun’un muhafazalı iskele ve güvenli bir limanı yoktu. Moltke, havaların bozuk olduğu zamanlarda gemilerin yolcularını nispeten daha iyi olan Trabzon’a götürdüklerini söylüyordu. Üstelik bu sorunun giderilmesi için bir şey yapılmadığına da dikkat çekiyordu.13 A. Liman İçin Keşifler 1. Ahmed Efendi’nin Keşfi 1840’ların sonunda liman inşası için Samsun’a gönderilen Mühendishane-i Berri Hümayun hülefasından Ahmed Efendi keşif yaparak hazırladığı harita ve defteri, Nafia Nezareti’ne göndermişti. Nezaret kârgir veya ahşap iskeleden hangisinin yapılacağının görüşülmesi ve ödenek ayırılması konularını müzakere ettiği halde bu girişim sonuçsuz kaldı.14 Oysa 1838 yılında İngilizlerle imzalanan Balta Limanı Antlaşması sonrasında Osmanlı mallarının ihraç edileceği iskeleler arasında Samsun’un da adı yer alıyordu.15 Anadolu’nun iç kesimlerinden getirilen ürünler artık eskisinden daha fazla miktarda Samsun’da gemilere yüklenecekti.1 


EmoticonEmoticon