Tarih Öğretmen Adaylarının Eleştirel Düşünme Becerilerinin Geliştirilmesine Yönelik Bir Eylem Araştırması - Tarihi Havadis

Tarih Öğretmen Adaylarının Eleştirel Düşünme Becerilerinin Geliştirilmesine Yönelik Bir Eylem Araştırması

Üst düzey düşünme, mantıklı düşünme, ilişkisel düşünme, yaratıcı düşünme gibi kavramlarla zaman zaman eş anlamlı olarak kullanılan eleştirel düşünceyle ilgili terminoloji, açıklama ve karakteristikler açısından bilim adamları ve araştırmacılar arasında görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Dolayısıyla eleştirel düşünceye yönelik tanımlamalar da farklılık göstermektedir. Araştırmacıların bir kısmı eleştirel düşünceyi bilgiye ulaşma çabası, açıklamaların üretimi, fikirlerin değerlendirilmesi, birbiriyle ilgisiz fakat benzer kavramlar arasında ilişki kurma şeklinde tanımlarken bazılarıysa gözlem, sınıflandırma, özetleme ve yorumlamayı kapsayan beceriler bütünü olarak tanımlamaktadır (Craver, 1999). Kapsamlı ve anlaşılır bir tanım vermek gerekirse Sanoma Üniversitesi Eleştirel Düşünme Merkezi yöneticisi Richard Paul’a göre eleştirel düşünce temelde “inanç ve eylemlerin yol göstericisi olarak gözlem, deneyim, muhakeme ve iletişimden kaynaklanan ya da bunlara dayalı olarak oluşan bilginin aktif biçimde ve ustaca kavramsallaştırıldığı, uygulandığı, analiz edildiği, sentezlendiği ya/ya da değerlendirildiği entelektüel olarak disiplinli bir süreçtir” (Robyns, 2001, s. 365). Robert Ennis’in uygulama açısından evrensel kabul edilebilecek tanımına göre ise eleştirel düşünme “ne yapılacağı ya da neye inanılacağı konusunda mantıklı ve yansıtıcı düşünme”dir (Ennis, 1993, s.180). Eleştirel düşüncenin boyutları (örneğin beceriler, eğilimler, ahlaki karakter) da bilim adamları arasında tartışma konusu olmuştur. Literatüre bakıldığında eleştirel düşüncenin bilişsel becerilerin kullanımını gerektirdiği konusunda genel bir konsensüs bulunmaktadır. Ayrıca eleştirel düşünmek için bilişsel becerilerin yanı sıra bunları kullanmaya eğilimli olmak da gerekmektedir. Sonuç olarak araştırmacılar eleştirel düşüncenin eğilimler ve zihinsel özellikler olarak adlandırılan ve eleştirel düşünürün davranış biçimini karakterize eden duygusal bir boyutu içerdiğini öne sürmüşlerdir (Jones & Ratcliff, 1993). Eleştirel düşünme günümüzde felsefe, eğitim, psikoloji gibi farklı disiplinlerin araştırma alanları içinde görülmekte, dolayısıyla her disiplin ve araştırmacı kendi ilgi alanını merkeze aldığından birbirinden farklı birçok eleştirel düşünme tanımı ortaya çıkmaktadır. (Gündoğdu, 2009). Bununla birlikte alanları her ne olursa olsun araştırmacıların büyük bölümüne göre bireylerin eleştirel düşünmeyi öğrenmesi önemlidir. Çünkü bizi çevreleyen bir yığın soru hakkında eleştirel düşünemezsek, gerçekte ne anlama geldiğini bilmediğimiz bir sürü yanıtla karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır (Halpern, 2014). “Bilgi güçtür” gerçeğinin artık “bilgi ve düşünce güçtür” şeklinde değiştiğini ifade eden Halpern (2014) bilginin ancak doğru düşünmeyle desteklendiğinde, düşünceninse ancak geniş ve doğru bir bilgi temeline dayandığında güçlü olduğunu ifade etmektedir. Bireylerin dış dünyayı ve hatta kendilerini doğru biçimde anlamaları ve anlamlandırabilmeleri, hızla gerçekleşen değişim ve dönüşüm sürecine adapte olabilmeleri ve toplumda sağlıklı birer birey olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri için bilginin yanı sıra eleştirel düşünme becerilerine sahip olmaları büyük önem taşımaktadır. Unrau (2008) bunu çeşitli örneklerle açıklamaktadır. Günümüzde insanlar farklı yollardan birçok şeyi satın almaya zorlanmaktadırlar. Fakat tüketici olarak akıllıca seçimler yapabilmek gerekçeli düşünmemizi gerektirir. Ayrıca yönetenler hakkında da bu tür bir düşünce tarzına sahip olmamız gerekir. Toplumun devamlılığı bilgili seçmenlere bağlıdır. Demokrasilerin etkili biçimde işleyebilmesi için kişilerin toplumları ve ulusları etkileyen konularda bilinçli tercihler yapmaları, bunun için de eleştirel düşünebilmeleri gerekir. Eleştirel düşünceyle ilgili 1980’li yıllardan itibaren yapılan çeşitli deneysel araştırmalar bunun öğrenilebilir ve öğretilebilir bir düşünme biçimi olduğunu ortaya koymuştur (Halpern, 2014). Literatür incelendiğinde de öğrencilerin eleştirel düşünce beceri ve eğilimlerinin arttırılmasına yönelik eğitim stratejilerinin geliştirilmesi konusuna yönelik 80’li yıllardan itibaren artan bir ilgi söz konusudur. Bununla birlikte günümüz eleştirel düşünce hareketine yol veren Paul, Nosich, Halpern, Perkins, Ennis gibi düşünürler, bakış açıları farklı olmakla birlikte, okullardaki öğrenmenin eleştirel düşünceye önem vererek yapılandırılmış bir müfredata dayalı olarak düzenlenmesine odaklanmıştır (Gibson, 1995). Eleştirel düşüncenin okul programlarına dahil edilmesi önemlidir. Çünkü maruz kalınan yoğun bilginin kullanışlı hale dönüştürülmesi böylece mümkün olabilir.Öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesi konusunda en önemli derslerden biri tarih dersidir (Provus, 1955). Bu bağlamda yabancı literatürde tarih dersinde eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesine yönelik bazı çalışmalar göze çarpmaktadır. O’Reilly’nin 1990’da yayımlanan 4 ciltlik kitabında öğretmenlerin eleştirel düşünmeyi tarih derslerine dahil etmeleri için ders planları sunulmuştur. Böylece tarihçilerin bir tarihsel konu ya da problem üzerinde kaynakları nasıl yargıladıklarını ya da ön yargılarını göstererek öğrencilerin eleştirel düşünmelerini sağlamayı hedeflemiştir (Akt. Lacey, 1995). Craver (1999)’ın kitabında ise amaç internet aracılığıyla ulaşılabilecek birinci el kaynakların tarih dersinde eleştirel düşünceyi öğretmek için nasıl kullanılabileceğini göstermek ve öğretmenlere ve okul medya uzmanlarına rehber bilgiler sunmaktır. Capps ve Vocke (1991) ise araştırmalarında ortaöğretim tarih dersinde öğrencilerinin eleştirel düşünce becerilerini geliştirmek amacıyla akran etkileşimi ve çoklu kaynak (birinci el-ikinci el) kullanımına dayalı bir model geliştirip uygulamışlardır. Tarih dersleri aracılığıyla eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesine yönelik tez çalışmaları da göze çarpmaktadır (Millton, 1993; Pallegrino, 2007; Thill, 1990). Türkiye’de ise konunun 1990’lı yıllardan itibaren tarih eğitiminin akademik anlamda yoğunlukla irdelenmeye başlanması ve tarih öğretiminin yeniden yapılandırılması konusundaki çalışmaların hız kazandığı 2000’li yıllardan itibaren dikkati çekmeye başladığı görülmektedir. Bu bağlamda, yenilenen tarih dersi öğretim programlarının içerdiği kazanımlarla geliştirilmesini hedeflediği temel beceriler ve tarih dersinde kullanılabilecek performans görevleri arasında eleştirel düşünme becerilerine yer verildiği görülmektedir ( TC Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, 2007; 2011a; 2011b; 2012). Yine programın kazandırmayı amaçladığı tarihsel düşünme becerilerinden tarihsel analiz ve yorum, tarihsel sorun analizi ve karar verme, tarihsel sorgulamaya dayalı araştırma gibi becerilerin eleştirel düşünmenin bilişsel boyutlarıyla örtüştüğü görülmektedir. Tarih öğretmenlerinin sahip olması gereken “tarih öğretmeni özel alan yeterlikleri” kapsamında da tarihsel düşünme becerilerini geliştirmeye dönük faaliyetleri uygulayabilme becerisine dikkat çekilmektedir (TC Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğü, 2013). 2000’li yıllardan itibaren tarih öğretiminin eleştirel düşünme boyutu üzerine araştırmaların da sıklaştığı görülmektedir. Diriöz (2006) tez çalışmasında öğretmenlerin tarih konularını öğretirken eleştirel ve yaratıcı düşünceyi harekete geçiren yöntem, teknik ve araçları ne derecede kullandıklarını tespit etmeyi ve bu tür bir eğitimin önünde ne tür engeller bulunduğunu saptayarak öneriler getirmeyi hedeflemiştir. Dinç (2009) de çalışmasında tarih eğitiminin daha etkin ve etkili bir hale getirilebilmesinin başlıca yollarını tartışmakta ve bunlar arasında eleştirel düşünce öğretimini de değerlendirmektedir. Ayrıca Demircioğlu (2009) gerçekleştirdiği çalışmayla liselerde görev yapan tarih öğretmenlerinin tarihsel düşünme becerileri hakkındaki görüşlerini ortaya koymak amacıyla bir çalışma gerçekleştirmiştir. Yine Demircioğlu (2011) araştırmasında öğretmenlere örnek olması için tarih web sitelerinin tarih dersleri bağlamında eleştirel bir bakış açısıyla nasıl incelenebileceğini ortaya koymuştur. Büyükboyacı (2013) ise tarih öğretmenlerinin tarih ve tarih dersine dair öğrenme ve düşünce gelişimi ile ilgili görüşlerinin belirlenmesini amaçladığı çalışmasının bir boyutunda öğretmenlerin eleştirel düşünceyi harekete geçiren etkinlikleri kullanma sıklıkları, gerekçeleri ve konu ile ilgili düşüncelerini tespit etmeyi amaçlamıştır. Arseven, Dervişoğlu ve Arseven (2015) ise tarih öğretmen adaylarının sorgulama becerile