Uzaktan Seyretmek - Tarihi Havadis

Uzaktan Seyretmek

Televizyonun karşısında, battaniyemin altında, çayım elimde, karlar arasında kayakla atlayanları izlerken orayı özlüyor olmam normal mi?

Buz gibi havada orada olan seyircilerin arasına karışasım geliyor . Sanki daha önce yapmışım gibi.

Bir önceki hayat diye bir şey varsa ben kesin soğuk bir yerde yaşıyordum. Ve çok mutluydum.

Ya da uzaktan davulun sesi hoş geliyor . Şurada sıcacık otururken soğuk bana dokunmuyor.


"Şu tek pozu çekmek için kar taneleri minik buz parçacıkları olarak yüzümü acıtırken cebimden telefonumu almak amacıyla eldivenimi çıkartıp, buz gibi soğukta, montumun fermuarını açarak cebime ulaştığımı da göz önüne alırsak, fazla bile çekmişim .

Oysa ne huzurlu ve masalsı bir görüntü. Dışarıdan bakarken her şey öyle değil mi zaten? "

Demiştim geçen hafta instagrama koyduğum bu fotoğrafın altına.

Durup düşününce hayat pek tuhaf geliyor insana.

Bütün negatif duygulardan arındırılmış hayaller sarıp sarmalıyor,  insanı özendiriyor.

Gerçeklerinse sadece acıtan kısımlarına odaklanılıyor.

Ne hayaller o kadar güzel, ne de gerçekler o kadar acı.

Karşı pencereden kendi camıma baktığımda içim sıcacık oluyor.

İçinde yaşarken neden olmuyor ki ?

Belki de cennet sadece budur.

Huzurlu, mutlu, işte tam da burada olmalıyım ben dediğin bir yer. Dünyada hiç bulunamıyordur o yüzden.