Başlangıçtan günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi - Tarihi Havadis

Başlangıçtan günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi





Ramazan AL’ın notudur.

1.Saltanatın Kaldırılmasının nedenleri ve gerekçesi?

İtilaf devletleri 1922 yılındaki barış görüşmelerine Osmanlı Devleti ile TBMM hükümetini birlikte

çağırmışlardır. İtilaf devletlerin bu tavrı Türk tarafını bölmeyi amaçlamıştır. Osmanlı hanedanının çağın geride kalması.

Birinci dünya savaşı sonrasında monarşi yapıların yıkılarak yerine Cumhuriyetlerin kurulması. Bir ailenin devleti yönetmesi, ulusal egemenliğe aykırı olması.
Mustafa Kemal Atatürk’ün temel amacının ulusal egemenliğe dayanan, laik ve demokratik bir devlet kurmak olması.

2.Cumhuriyet ne demektir?

Dilimize Arapçadan geçen ‘cumhur’ kelimesinden doğmuş bir rejimdir.

Bir ülkenin rejimi Cumhuriyet olabilmesi için Devlet başkanının seçimle başa gelmesi yeterlidir.

Kısaca Halkın kendi kendini yönetme biçimidir. Halk kendisini yönetecek lideri seçer. Lider devleti halk için yönetir.

3.     Birinci TBMM hükümetinin sonu? , Birinci Hükümetin seçim kararının alınması? , İkinci Hükümetin toplanması?

Birinci TBMM 1920 yılında olağanüstü yetkilerle açılmıştır. Çok farklı görüşlerle her kesimden insan mecliste  bulunmuştur. Tam  anlamıyla  demokratik  meclistir. Fakat  savaş  sonrasında  bu  farklılık

muhalefetliği beraberinde getirmiştir. Bu da inkılap çalışmalarını çıkmaza sokmuştur.
Mustafa  Kemal  paşa  mecliste  birinci  grubu  oluşturmuş  ve  ikinci  grupla  sürekli  anlaşmazlıklar

yaşamıştır. Bu nedenle yeni bir seçim yapılması elzemleşmiştir.
İkinci grup “Malta da tutuklu bulunan milletvekillerinin meclise katılması, saltanatın kaldırılması” gibi

konulara tepki göstermiş ve şiddetle eleştirmişlerdir.
Sonuç olarak TBMM hükümeti bir tasarıyla “Birinci TBMM hükümeti ülkenin bağımsızlığını kazanarak

üzerine yaptığını ve yeni bir seçim yapılmasını” istemiştir.
İkinci TBMM hükümeti kurulmuş ve ilk günlerinde Lozan barış antlaşmasını imzalamıştır. Artık Türkiye yeni bir sayfa açarak savaşta kazanmanın yanında masada da kazanmıştır.

4.   Halk Fıkrası’nın Kurulması?

Meclisteki birinci ve ikinci grup arasında gerginlikler devam ederken, Mustafa Kemal Atatürk Yenigün

ve Öğüt gazetelerine verdiği demeçte yeni bir parti kurulacağını söylemiştir.
Atatürk’ün bu kararı kuşkusuz meclisteki şiddetli tartışmaların önüne geçmek amacı gütmektedir. Halk fıkrasının ilk programı olan dokuz umde yayınlanmıştır.



1


Atatürk Cumhuriyeti ve devrimlerini gerçekleştirmek için yapmıştır. Birinci Grup galip çıkmış ve ikinci gruptan kazanan çıkmamıştır.
9 Eylül 1923 parti resmen kurulmuştur. Başkanı olarak da Atatürk seçilmiştir.

5.   Dokuz Umde nedir?

Siyasi tarihimizde bilinen Halk fıkrası’nın ilk seçim programı bildirisidir. 8 Nisan 1923’te yayınlanmıştır.
Giriş bölümünde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun Halk Fıkrasına dönüşeceği resmi olarak dile getirilmiştir.

6.  Ankara’nın Başkent oluşu?

1919 yılından sonra Kurtuluş savaşının atan kalbi olmuştur. Temsil heyetinin merkezi konumuna

gelmiştir.
Milli mücadelenin her safhası eylem plan burada tartışılarak karara bağlanmıştır.

İsmet Paşa, “TBMM’nin kurulduğu  ve milli mücadelenin merkezi olduğu için” meclise önerge

sunmuştur. Oy birliğiyle kabul edilmiştir.
Ankara askeri ve coğrafi acıdan güvenli bir yerde olması başkent seçiminde etkili olmuştur.

Fakat İtilaf devletleri başta Ankara’yı tanımamış, daha sonra elçiliklerini Ankara’ya taşımak zorunda kalmışlardır.

7.   Cumhuriyet’in ilanına tepki gösterenler?

En sert eleştiri Rauf beyden gelmiştir.

Atatürk’ün silah arkadaşı olan; Ali Fuat, Kazım Karabekir ve Refet paşa da tepki göstermiştir.

8.   Halifeliğin kaldırılması?

Yurdun düşmandan kurtulması amacı ön planda olduğundan ilk yıllar üzerinde durulmamıştır. Laiklik ile bağdaşmayan bir oluşumdur.
       Saltanatın kaldırılmasından sonra devam eden halifelik makamı bazı kesimlerce padişah gibi davranılması.

Eskiye dönmek için çalışmalar yapıldığı söylentisi yayılması, otoriteyi etkilemesinden korkulması. Halife Abdülmecit’in kendisini padişah gibi görmesi bu sıfatla heyetler kabul etmesi.
Mektup krizi yaşanmıştır. İngiltere, Hint aydın olayların içindedir.

Halifelik kaldırılarak Türk Cumhuriyeti, demokratik laik alanda önemli bir gelişme yaşamıştır. Aynı zamanda saltanatın canlanmasının önüne geçilmiştir. Bu kanun ile diğer devletlerin Türkiye Cumhuriyetinin iç işlerine karışması engellenmiştir.


9.   Paşalar Komplosu?

Birinci ve ikinci TBMM de milletvekilleri aynı zamanda komutanlık yapabiliyordu. Daha sonra bir çok isim milletvekillikten ayrılarak komutanlık görevine devam etmiştir. Fakat Mustafa Kemal’den gittikçe



2


uzaklaşan ‘kazım Karabekir, Ali Fuat, Cafer Tayyar Paşalar’ gibi isimler komutanlıktan istifa ederek milletvekilliğine devam etmiştir. Bu gelişme mecliste örgütlü bir muhalefetin oluşmaya başladığını gösterir. Ve bu gelişmelere; Mustafa Kemal Atatürk, Paşalar Komplosu demiştir.

10.  Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrası’nın Kurulması?

Kurtuluş  savaşını  yürüten  komutanlar  arasında  görüş  ayrılıkları  patlak  verdi.  Gelenekçi  olarak

nitelendirilen isimler arasında Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat paşa, Refet bele vardır. Paşalar Komplosu vuku buldu.

Mecliste güven oyu düzenlenmiş fakat bu çözüm olmamıştır. Oylamadan hemen sonra Rauf bey ve 10

arkadaşı Halk Fıkrasından istifa ederek 1924 yılında Terakkiperver Halk Fıkrasını kurmuşlardır.
Daha sonra Halk fıkrası misilleme yaparak ismini , ‘Cumhuriyet Halk fıkrası’ olarak değiştirmiştir.

Terakkiperver C. Fırkasının Genel başkanına Kazım Karabekir getirilmiş, ikinci başkanı Rauf bey, genel

sekreteri Ali Fuat Paşa olmuştur.
Partinin programı, “liberalizm ve halkın hakimiyetidir. Din düşüncesi ve inanca saygılıdır.”

Meclisteki kızışmalar neticesinde Ardahan Milletvekili Halit Paşa silahla vurulmuştur. Bu bize gösteriyor ki mecliste ciddi bir kargaşa ortamı mevcuttur.

11.  Şeyh Sait İsyanı ve Takrir-i Sükun Kanunu

Halit Paşa’nın ölümünden sonra 13 Şubat 1925’ te Bingöl bölgesinde İsyan patlak verdi.

İlk izlenim olarak devrimlere karşı dinsel bir isyan olarak görünse de altında İngiliz destekli Kürt

milletçiliği yatmaktadır.
İsyan hızlı bir şekilde büyümüş, TBMM sıkı yönetim ilan etmiştir.

Atatürk, İsmet İnönü’yü ankara’ya çağırmış, hükümet istifasını sunmuştur. Netice olarak Meclis kararıyla Takrir-i Sükun kanunu çıkarılmış, 2 yıl süreyle geçerli olacak, 4 yıl yürürlükte kalması

kararlaştırılmıştır.
Ayaklanma bölgesinde ve Ankara da iki ayrı yerde istiklal mahkemeleri kurulması kararlaştırıldı.

Diyarbakır’ı kuşatan Şeyh sait umduğunu alamamış ve İrana kaçmak istemiştir. Ve yakalanarak İstiklal Mahkemelerinde yargılanmışlardır.

12.  Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın Kapatılması

Şeyh Sait ayaklanmasıyla bağlantılı olduğu kanıtlanan Terakkiperver üyeleri vardır. “Yarbay Fethi, 5 yıl

hapis ile cezalandırılmıştır.”
Tahrir-i Sükun kanunu halen yürürlükte olmasından kaynaklı 3 Haziran 1925 yılında Terakkiperver F. Tüm şubeleri kapatılmıştır.

13.   İzmir Suikast Girişimi?

Cumhuriyete karşı olanların gizli gizli faaliyetlerine devam ederken. Mustafa Kemal’in yok edilmesi

halinde Cumhuriyet rejiminin yıkılacağını düşünmüşlerdir.
İzmir de gerçekleşmesi istenen suikast planlayanlar; ‘Milletvekili Ziya Hurşit, milletvekili şükrü, gibi isimlerdir.’



3


Suikast Mustafa Kemal’in yurt içi gezisindeyken Kemeraltı semtinde üç yol ağzında bombalı ve silahlı bir şekilde yapılması kararlaştırılmıştır. Atatürk’ün İzmir’e bi gün geç gelmesi, Giritli Şevki korkarak

suikasti ihbar etmesi olayı önlemiştir. Ziya Hurşit ve adamları yakalanmıştır.
Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet ve Cafer Tayyar paşalar tutuklanmış ve serbest bırakılmıştır. İzmir ve Ankara da istiklal mahkemeleri kurulmuş ve yargılamalar yapılmıştır.

14.   Serbest Cumhuriyet Fırkası?

Çok partili hayata geçiş olarak ikinci adımdır. 1929-1930 dünya ekonomik buhranı Türkiye’yi etkilemiş

ve Mustafa Kemal sorunların çözümü olarak muhalefet için parti kurulmasını istemiştir.
SCF’nın başbakan Fethi(oktay) bey seçilmiştir. Fethi Bey, Mustafa Kemal’in partiler arasında tarafsız

olmasını istemiş aynı zamanda Atatürk’ün partiyi onayladığını yazılı beyan olarak onaylatmıştır.
SCF beklenenden daha fazla ilgi görmesi CHF’sını endişelendirmiştir. Ve iyi parti arasında olaylar vuku

bulmuş iki kişi hayatını kaybetmiştir.
Seçimlerde 502 belediyenin 22’sini SCF almıştır.

Fethi bey, seçimlerde yolsuzluk yapıldığını söylemiş fakat kanıtlayamadığı için partinin bütün kollarını kapatmıştır.

15.   Melemen Olayı nedir?

‘Halifeliğin kaldırılması, medreselerin tekke ve zaviyelerin kapatılması, öğretimi birleştirilmesi ve

medeni kanunun kabul edilmesi’ eskiyi savunanları yeniden harekete geçişmiştir.
Derviş Mehmet ve Müritleri tekbir sesleriyle “şeriyat isteriz” sloganlarla bağırmaya başladılar. 23 Aralık 1930’da Melemen’de bir ayaklanma çıkardılar.
Derviş Mehmet, kendisinin mehdi olduğunu ileri sürdü. Fahri Bey’i tehdit etti.

Olaya  yedek asteğmen  Kubilay ve müfrezesi baktı. Ancak askerlerde eğitim mermisi mevcuttu. Kubilay çıkan olaylarda yaralanınca askerleri eğitim mermisiyle ateş açtılar. Fakat Derviş Mehmet’in muhitleri zarar görmediklerini görünce askerlerin üzerine yürüdüler. Komutan Kubilay’ın başını keserek

sokaklarda gezdirdiler.
TBMM Manisa ve Balıkesir de sıkıyönetim ilan etti. Divan-ı Harp Mahkemesi kuruldu. 28 kişi idam edildi.

16.  Atatürk-İnönü Ayrılığı

1932 yılından sonra Atatürk’ün hükümete müdahale etmesi ve bakanları belirlemesi.

Devletçilik konusunda fikir ayrılıkları. Atatürk daha ılımlı ve esnek, İnönü daha katı ve doktrine bir

anlayışla yaklaşır.
Hatay sorunu. İsmet paşa sorunu görüşmelerle çözülmesini ister. Atatürk ise bir an evvel  çözüme

kavuşturma taraftarıdır.
Çankaya da herkesin önünde yaşanan tartışmalar bardağı taşıran son damla olur. İsmet Paşa başkanlıktan istifa eder.

17.   Osmanlı’nın Hukuk sistemi hakkında değerlendirme?



4


Osmanlı hukuku şeri ve örfi olarak ikiye ana bölüme ayrılır. Şeri hukuk; kuran, hadis, icma, kıyas kaynaklıdır.  Örfi  hukuk,  orta  asyadan  gelen  geleneksel  hukuku  simgeler.  Aynı  zamanda

gayrimüslimlerin kendilerine özel , özel hukukları mevcuttur.
Kısaca Osmanlı da hukuk birliği tam anlamıyla sağlanmamıştır. Kadın hakları, ekonomi ve ticareti belirleyen kuralların yetersiz olması, suç ve cezanın belirsizliği gibi nedenlerden hukuk birliğinin kurulması elzem olmuştur.

18.   1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu

1921 Teşikatı esasi çok detaylı bir anayasa değildi. Anayasanın beklenen ayrıntıya sahip olmaması yeni

bir anayasanın hazırlanmasını neden olmuştur.
12 kişilik bir komisyon kurularak çalışmalara başlanmıştır. 20 Nisan 1924 yılında bitirilerek  meclis

tarafından onaylanmıştır.
Sivil bir anayasa niteliği taşımaktadır.

1928  yılında  laikliğe  aykırı  olduğu  öne  sürülen  “devletin  dini  islamdır”  ibaresi  kaldırılmışıtır.

Milletvekillerinin göreve başlarken ettikleri yeminlerden dini ifadeler çıkarılmıştır. 1960 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.

19.  Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesi?

Türk milletinin ilk medeni kanunu 1876 yılındaki Mecelle’dir. İslami esaslar taşıyan bu kanun 1926

yılında kaldırılmıştır.
İsviçre den aktarma yoluyla alınan ve Türkiye koşullarına uyarlanan medeni kanun, 17 Şubat 1926

yılında yürürlüğe girmiştir.
Birden fazla eşliliğin önüne geçer. Kadın erkek eşitliğini sağlar. Kadına boşanma hakkı verir. Miras paylaşımında eşitlik gelir. Kısaca Modern Türk aile yapısı görünüme ulaşır.

20.  Türkiye Kanunları nereden aldı?

Medeni kanunu, İsviçre. Ceza kanunu, İtalya.
Ticaret kanunu, Almanya.

21.   Kadın Hakları?

Osmanlı Devleti, islam dünyası kurallarını uyguladığı için kadınları kısıtlayan etkenlere sahipti. Mustafa Kemal Atatürk’ün gayretleriyle Türk kadınını hakkettiği yere getirilmeye çalışılmıştır.
1926 yılında Medeni Kanun ile boşanma, miras hakkı kazanmışlardı. 1930 belediyeler yasasıyla

Türk kadını belediye seçimlerine katılma hakkı kazandı.
1934 yılında milletvekili seçme ve seçilme hakkı sahibi oldular. 1935 yılında 18 kadın TBMM ye

girdi.
Böylece TÜRK KADINI, Avrupa kadınlarına göre oldukça erken siyasal haklar elde ettiler.

22.  Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Eğitim ve öğretim sisteminin kökten değişmesi?



5


Kurtuluş savaşının yoğun bir şekilde sürdüğü 16 Temmuz 1921 yılında Ankara da ‘Maarif Kongresi’

toplanmıştır. Eğitime ne denli önem verildiğini görme hususunda önemlidir.
Mustafa Kemal, “Cumhurbaşkanı olmasaydım Milli eğitim bakanı olmak isterdim demiştir.” 1924 yılına gelindiğinde bütün öğretim kurumları Milli eğitim bakanlığına bağlanmıştır.
Bu kanunla birlikte eğitimdeki ayrışmalar son bulmuştur. Eğitimdeki devlet kontrolü artmıştır.

23.  Yeni Türk Alfabesinin kabulü?

Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur , Arapça gibi alfabeler kullanmışlardır. Osmanlı Devleti arapça harfleri benimsemiş ancak Arapça alfabesiyle okuma yazmanın zorluğu ve Türk dili ile uyuşmaması

yeni arayışlara itmiştir.
Harf inkılabının ilk adımı 20 Mayıs 1928 yılındaki milletlerarası rakamların kabul edilmesiyle atılmıştır.

Daha sonra Atatürk’ün talimatıyla Türk alfabesinin hazırlanma çalışmalarına başlanmıştır. 1 Kasım 1928 yılında latin esasına dayanan yeni Türk alfabesi TBMM’de kabul edilmiştir. Milli mektepler açılarak halk eğitilmeye başlanmıştır.

Mustafa Kemal Paşa’ya başöğretmen unvanı verilmiştir.

24.   Darülfünun’dan İstanbul Üniversitesine dönüşme?

Milli eğitim bakanlığı tarafından görevlendirilen Prof. Malche’nın vermiş olduğu rapor doğrultusunda

darülfünun 1933 yılında kapatılarak, yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuştur.
Almanya’da nazi tehlikesi neticesinde bir çok bilim adamı İstanbul’a gelmiştir. İstanbul Üniversitesini

kalkındırmıştır.
1936 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmuştur.

25.  Türkiye İktisat Kongresi ve Sonuçları?

Osmanlıdan devralınan kötü ekonomiyi düzelmek gerekmektedir. Bu nedenle 17 Şubat 1923te İzmir de

Türkiye İktisat Kongresi toplanmıştır.
Amacı, anadoluyu yeniden imar etmek, halkı yoksulluktan kurtarmak, üretimi artırmaktı. Kongreye işçi, çiftçi, tüccar ve sanayici 1135 kişi katılmıştır.
Günlerce süren kongre neticesinde “Misak-ı İktisadi” adında ekonomik ant kabul edilmiştir. Özünde “siyasal bağımsızlık gibi ekonomik bağımsızlıkta şarttır” demektedir.
Kongre de tam bağımsızlık vurgu yaparak kapitülasyonların kaldırılması kararlılıkla dile getirilmiştir. Yabancı sermayeye karşı olunmadığı sosyalist ekonomiyi benimsendiği duyrulmuştur.
Kongre başkanı Kazım Karabekir’dir.

26.  Tarım Alanındaki gelişmeler nelerdir?

Aşar vergisi kaldırarak, çiftçinin yükü azaltıldı. Çiftçilere ucuz ve kolay kredi sağlanmasıdı.
kooperatifçiliği ve traktör kullanımı teşvik edildi. Ankara da Yüksek Ziraat Enstitüsü kuruldu.

27.  Ticaret Alanındaki gelişmeler?




6


Osmanlıda ticaret azınlıkların elindeydi. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Türkler ticarete atıldı. Bu

nedenle sermaye ihtiyacı için “iş bankası ” kuruldu.
Kabotaj kanunu ile Türk denizlerinde taşımacılık hakkı Türklere tanındı.

Devlet üç beyaz, “un, şeker, pamuk” ve üç siyah “kömür, demir akaryakıt” üzerinde durdu. Merkez bankası kuruldu.













28. Lozan Barış Antlaşması’nda çözülemeyen sorunlar nelerdir?













29.   1924 yılında yapılan yenilikler nelerdir?










30.   Etapli Sorunu nedir?

Lozan Konferansı’nda  alınan karara göre  Türkiye’deki Rumlarla, Yunanistan’da bulunan Türkler

karşılıklı değiştirilecekti.
“30 Ekim 1918 önce İstanbul’a gelmiş Rumlar ile Batı Trakya’da yaşayan Türkler” Etapli dışında

tutulmuştur.
Türk-Yunan tarafları ‘ETAPLİ’ sözcüğünün yorumlanmasında anlaşmazlığa varmış olay büyümüştür.

Milletler Cemiyetine başvurulmuş fakat çözüm olmamıştır.
Daha sonra Yunanistan Batı Trakya Türklerinin mallarına el koymasıyla, Türkiye misilleme yapmıştır.

İstanbul’daki rumların mallarına el koymuştur.
1926 yılında yeni bir antlaşma denenmiş fakat başarısız olmuştur. 1930 yılına gelindiğinde Atatürk’ün gayretleriyle olay çözüme kavuşmuştur. Yunanistan ile Türkiye 1950’nin başlarına kadar araları iyi kalmıştır.



7


31.   Musul Sorunu (Türkiye- Irak Sınırı’nın Belirlenmesi)?

Petrol kaynakları nedeniyle batılı devletler tarafından hedef alınmıştır. II. Abdülhamit değerli petrol yataklarını özel mülkiyeti haline getirerek güvence altına almaya çalışmıştır. Ancak bu yeterli olmamış;

İngiltere, Fransa, Almanya, ABD gibi büyük devletler bölgede rekabet ortamına girmiştir.
Musul bölgesi, Mondros Mütarekesi’nden sonra İngilizler tarafından işgal edilmiş, Basra ve Bağdat’ı

kapsayan bir coğrafya da Irak adında manda yönetimin de devlet kurulmuştur. Musul, Misaki milliye topraklarındandır.

Lozan Konferansının 3. Maddesince Musul sorunu dokuz ay sonrasına İng-Türk ikilisine bırakılmıştır.

Antlaşma sağlanamazsa konu milletler cemiyetine götürülmesi kararlaştırılmıştır.
1924 yılında İstanbul da Haliç konferansı yapıldı. Türk tarafı Musul’u istedi.  İngiliz tarafı Hakkari’yi

de almak istedi. BU konferans sonuçsuz kaldı. Konu Milletler Cemiyetine sevk edildi.
Milletler Cemiyeti var olan sınırların korunmasına karar verirken, bu karara da Brüksel Hattı dendi.

Musul elden çıkmış oldu.
Bu olaylar yaşanırken Doğu da Şeyh Sait İsyanı patlak verdi. Bu da görüşmelerde Türk tarafına zararı

oldu.
Lahey Adalet Divanı taşınan konu yine Türk lehine sonuçlanmıştır.

Irak Hükümeti 25 yıl boyunca elde ettiği petrol gelirlerin yüzde 10’unu Türkiye’ye verecekti. Ancak bu değiştirilerek, nakit olarak 500 bin sterlin alınmıştır.



32.  Türk-Fransız İlişkileri?

Fransa açısından sorunlar; “kapitülasyonların kaldırılması, Osmanlı borçlarının tasfiyesi ”dir. Türkiye açısından sorun; 1921 Ankara antlaşmasına göre Hatay’ın anavatan dışında kalması.

       Yabancı Okullar sorunu; misyoner okullarında tarih ve coğrafya derslerini Türkçe ve Türk öğretmenlerince verilmesi kararlaştırıldı. Fakat Fransız okulları kendi okullarının özerk olduğunu söyledi. Fransa Hükümeti olaya dahil olmak istedi. Ancak Türkiye izin vermeyip dış müdahaleyi engelledi. Olayı okullarla devlet arasında hallederek yabancı okullar kapatıldı.

Osmanlı Borçları Sorunu, dış borçlar 1854 yılından beri Türkler için büyük sorun olmuştur. 1881 yılında Duyum-u Umumiye kurulmasına  sebep olmuştur. Lozan Konferansında Osmanlı borçları da gündeme gelmiştir. Ödeme şekilleri ilgili devletlerle ikili görüşmeler halinde halledilmesi kararlaştırılmıştır. 1928 yılına gelindiğinde ancak antlaşma bağlanmıştır. Fakat 1929 buhranı nedeniyle ödemede Türkiye zorlanmış ve 22 Nisan 1933 yılında Paris’te Osmanlı Borçları düzenlenerek Türkiye için kolaylık

sağlanmıştır.
Adana Mersin Demiryoul Sorunu; Türkiye kapitülasyonların izlerini silmek için bir adım atarak, 1929 yılında   Adana-Mersin Demiryolunu satın almak istemiştir. Şirketle yapılan görüşmelere Fransa

Hükümeti de katılmıştır. Fransa geri adım atarak olay hal olmuş ve Türkiye istediğini almıştır.
Bozkurt-Lotus Davası,  Fransa’ya ait Lotus gemisiyle, Türk nakliye gemisi Bozkurt 1926 yılında çarpışmış ve kaza sonucunda Bozkurt batmıştır. Mürettebatın 8 i ölmüştür. Bunun üzerine iki geminin kaptanı tutuklanmıştır. Türk kaptan 4 ay, Fransız kaptan 80 gün hapis cezası verilmiştir. Fransa bu olayı



8


eleştirmiş ve Türk mahkemesi yargılayamaz diyerek milletler cemiyetine olay gitmiştir. Uluslararası Sürekli Adalet Divanı olaya atanmıştır. Divanın incelemesi 1927 yılında bitirilmiştir. Sonuç olarak Türkiye’nin uygulamasının doğru olduğunu, devletlerarası hukuka göre hiçbir ihlalin olmadığı kanısına varmıştır. Olay sonrasında Mahmut Esat Bey’in gayretlerine karşılık Bozkurt soy ismi verilmiştir.

33.  Türk-Sovyet İlişkileri

Kurtuluş savaşından beri iyi ilişkiler içinde olan Rusya-Türkiye devletleri Lozan’da devam etmiştir. Sovyetleri Türkiye’nin dış ticarette batıya yaklaşması kızdırmıştır.
Türkiye toprakları içinde komüniste izin vermemiş zaman zaman sert müdahalelerde bulunmuştur. Bu da Rusya’nın hoşuna gitmedi.

34.   Doğu Devletleriyle ilişkiler

Afganistan ile ilişkiler: Türkiye’nin yakın ilişkiler kurduğu ilk devletlerdendir. Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra Afganistan’a Türk öğretmenler, doktorlar, subaylar gitmiştir. 1928 yılına gelindiğinde

Türk-Afgan Dostluk ve işbirliği antlaşması yapılmıştır.
İran ile ilişkiler; 1926 yılında Güvenlik ve Dostluk Antlaşması imzalanmıştır. İran 1932 yılından sonra Batılaşma çalışmalarında Türk modelini benimsemiştir. 1934 yılına gelindiğinde İran Şahı Rıza Pehlevi ile Atatürk Ankara da buluşmuş ve kişisel dostluk oluşmuştur.

35.   Revizyon ve Anti-revizyonistler nedir?







36.  Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girişi?

Paris barış konferansında barışın korunması amacıyla kurulmuştur. İlk başta mağlup devletler dahil olmadığı için ABD teşkilata katılmayacağını bildirdi. Daha sonra Almanya, İtalya gibi devletlerde

katıldı. Beş ve geçici dokuz üye ülkeden oluşan konsey ortaya çıktı.
Milletler Cemiyeti; sağlık, ticaret, ulaşım gibi teknik nitelikli kuruluşları bünyesinde barındırdı.

Uluslararası Çalışma örgütü, Uluslararası Sürekli Divanı bunlardan bir kaçıdır.
Türkiye, 1928 yılında silahsızlanma konferansıma Rusya tarafından davet edilmiştir. Yunanistan’ın önerisiyle Türkiye, Milletler Cemiyetine davet edilmiştir. Milletler Cemiyetinde ilk kez bir devlet davet yoluyla katılmıştır. Bu da Türkiye’nin prestijini artırmıştır.

37.Türk-Alman ilişkileri?

Nazi partisi Almanya’da iktidara gelmesi ile Türk-Alman ekonomik ilişkiler artmıştır.

1933 yılından itibaren Almanya’dan kaçan Yahudi kökenli bilim adamları Türkiye’ye gelmiş ve devlet bunlara sahip çıkmıştır.



9


38.   Balkan Antantı ?

9 Şubat 1934 yılında Belgrat’ta yapılan toplantı sonucunda Türkiye, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya

bir araya gelerek Balkan Antlantı’nı oluşturmuşlardır.
Bu antlaşmaya göre Balkan ülkeleri dışında bir ülke tarafından saldırıya uğrarsa Antlaşmadaki devletler

ortak hareket edecektir.
Türkiye, Romanya- Rusya savaşını antlaşma dışı tutarken Yunanistan ise İtalya maddesini koymuştur.

39.  Akdeniz Paktı?

İtalya’nın Akdeniz üzerinde sivrilmesi nedeniyle yapılmıştır.

1936 yılında oluşturulan paktın üyeleri İngiltere’nin İtalya tehlikesi için garanti verdiği; Türkiye, Yunanistan, Yugoslavyadir.

40.   Sadabat Paktı

İtalya’nın Habeşistan’a saldırması, Almanya’nın Versay’ın ihlali gibi gelişmeler nedeniyle yapılmıştır.

1937 yılında  Tahran bölgesi Sadabat sarayında İran, Irak, Afganistan, Türkiye’nin katılımlarıyla

yapılmıştır.
Milletler Cemiyeti’nin oluşturduğu ortama bağlı kalmak esasdır.

41.   Sancak Meselesi(Hatay sorunu)

Türkiye ve Fransa arasında Ankara antlaşması(1921) imzalandı.  Suriye sınırları için de İskenderun

sancağına özel idare şekli verildi. Resmi para Türk parası olacak ve milli kültür korunması sağlanacaktı. Fransa 1936 yılında Suriye ve Lübnan’a bağımsızlık verdi. Fakat İskenderun ilgili bir hüküm verilmedi.

Fransa ile Türkiye İskenderun sorunun da anlaşamayınca milletler cemiyetine havale edildi. İngiltere arabuluculuğuyla Milletler Cemiyeti, İskenderun için içişlerinde tamamen bağımsız dışişlerinde Suriye’ye bağlı kararı verdi. Bundan sonra İskenderun ismi Hatay olarak değişecektir.

1937 yılında Fransa, Türkiye, Milletler Cemiyeti ortak bir Hatay anayasası yaptı. Hatay’ın toprak

bütünlüğü Fransa ve Türkiye birlikte garanti verdi.
Hatay içinde iç karışıklıklar çıktı. Türkiye sınıra 30.000 asker yığdı. Fransa Avrupa daki karışıklıklar ve

gelen savaş neticesinde olaya ılıman yaklaştı. Hataya Türk vali atandı. 2.500 Türkiye asker bulundurabilecek kararı çıktı.
Seçimlerde 40 milletvekilinin 22si Tüktü. 1938 yılında Bağımsız Hatay Cumhuriyeti adı kabul edildi.

Milletvekilleri Türkçe yemin etti. Türk medeni kanun, Türk ceza kanunu kabul ettiler. Hatay, Türkiye’ye katılmak istedi. Fransa garanti devleti olduğu içinde temas kuruldu. 1939 yılında anavatanımıza katıldı.









42.   Möntreux Boğazlar Sözleşmesi






10


Lozan antlaşmasıyla boğazlar ve adalarda Türkiye asker bulundurmayacak, güvenliği gayri askerler

tarafından sağlanacaktı. Garantisiyle Milletler Cemiyetine aitti.
Türkiye 1933 yılında silahsızlanma konferansında boğazlarla ilgili hükümleri kaldırmaya çalıştı. Ancak

konferansla alakası olmadığından dikkate alınmadı. 1935 yılında Dışişleri bakanı Tevfik Rüştü Aras Türkiye’yi zayıflattığını, savunmanın güçsüzleştiğini silahsızlanma konferansında dile getirdi.
İtalya Habeşi işgal edince, Almanya Ren bölgesinde faaliyet yapınca 1923 yılında imzalanan antlaşma

artık Türkiye’ye garanti vermediğini bu nedenle boğazlar için toplanılması gerektiğini söyledi. Antlaşmaların hiçe sayıldığı bir dönemde Türkiye’nin diplomatik çabası büyük devletlerce taktir

topladı. Bu nedenle;
       Montresux da 1936 yılında Türkiye, İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, Japonya, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya imza atarak antlaşmayı yürürlüğe koymuştur.

Antlaşmaya göre Türkiye savaş içindeyse ve kendisini tehlikede gördüğünde boğazı savaş gemilerine

kapatabilecekti. Karadeniz e kıyısı olmayan devletlerin savaş gemileri geçirmesine kısıtlamalar konuldu. 20 yıllık bir antlaşmadır. Ancak itiraz olmadığından halen yürürlüktedir























































11


EmoticonEmoticon