Bir Medeniyet Kuramcısı Olarak İbn Haldun ,Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis - Tarihi Havadis

Bir Medeniyet Kuramcısı Olarak İbn Haldun ,Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis

Bir Medeniyet Kuramcısı Olarak İbn Haldun

Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis

Heyet kararıyla Atinalı Dergâhı'ndan Şubat 1926'da nakledilen eserlerdendir. Başı ve sonu noksan olan eserin, başında ya da sonunda yazar adı ve yazım tarihi bulunmamaktadır. Tesbit fişlerindeki bilgiye göre, Sadık Muhammed Erzincânî'ye ait olduğu tahmin edilen ve başında "Fütüvvetnâme" yazan eserin, neden Risale adıyla kaydedildiği anlaşılamamıştır. Üstelik müellife ait Fütüvvetname isimli bir eserden de söz edilmemektedir.4 Eserlerinden birinin bu adı taşıyan bir bölüm ihtiva ettiği ve bu bölümün risalede derc edildiği düşünülebilir. Kitapta her sayfa numaralanmış olmasına rağmen, tesbit fişlerinde yaprak numarası verilmesi de bir hata eseri olmalıdır. Başlangıcında şehir-insan benzetmesiyle " emmâre şehrinin padişahı akl-ı ma'aş" gibi (12), iyi ve kötü, allegorik bir tarzda anlatılmaktadır (10-25). Tasavvuf yolu bu şehir benzetmesiyle açıklanmaktadır. Buna göre insan, "mahalle-i mukallidînden kal'a-i mutmeinne tarafında mahalle-i mücâhidîne hicretle derdine tabîb" arama çabası içinde olmalıdır. Levvâme, mülhime ve mutmeinne makamları da benzer biçimlerde açıklanmaktadır. Bu cümleden sonra besmelesiz olarak, bir ayetle yeni bir eser başlamakta, besmele bu başlangıçtan sonra yer almaktadır. Asıl olarak konumuzla ilgili olan kısım burası olmakla birlikte, bu bölümün tasavvufla doğrudan bir ilgisi yoktur. Bu bölümde güneş sistemiyle ilgili cetveller verilmekte, bağlantı kurularak insanın manevî hayatında dikkat etmesi gereken hususlara da işaret edilmektedir (26-41). Ancak sonucunda acz‘den hareketle ibretten söz edilmekte ve şu cümle ile konu özetlenmektedir: “el-Aczü ‘an derki’l-idrâki idrâkun” (31-32) 32. sayfada Hüve’l-Matlûb başlığı altında aşka dair mahlassız şiirler yer almaktadır.1950 yılında Burhaneddin Bey adında bir vatandaş tarafından teberru edilen eserin baş tarafı noksan olup sonunda boş bir yaprak bulunmaktadır. Ancak varak numarası 1’den başlatıldığı için kaç varak eksik olduğu anlaşılamamıştır. Adı, kesin olarak belirlenememiş, sonradan eklenmiştir. Müteakip eserin sayfa düzeni farklıdır. Kenarında Bâlî Efendi'nin Risale-i Etvâr-ı Seb'a der Hikmet-i Ehl-i Sülûk adlı eseri bulunmaktadır. Asıl eserdeyse, Rasulullah (SAV) (47a ), Hz. İsa (47b ), Hasan Basrî (48b ), Şeyh Şiblî (52b ) gibi isimlerden söz edilmekte, peygamber, salih ve veli sayılan kullardan hikâyelerle sürmektedir. Rutubet yüzünden, 63. varaktan 70. varağa kadar olan kısımda yazılar okunamayacak derecede silinmiştir. Son dört varağın (72-75) yazısı ve sayfa düzeni diğerlerinden farklı olup, son sayfanın koptuğu anlaşılmaktadır. 72a sayılı varakta kırmızı mürekkeple Rivayet başlığı yer almaktadır. İncelemeye konu olan eserdeyse, bazı sufilerin adlarının geçmesi, eserin bir çeşit mini tabakat olduğunu göstermektedir. Baş tarafı eksik olduğundan girişi yoktur. Cafer Sadık'la İmam-ı A'zam arasında geçen bir konuşmayla başlamaktadır. Eserde adı geçen kişiler şunlardır: Muhammed Vâsî, Habib Acemî (3a ), Rabia (5a ), Fudayl b. İyaz12 (9a ), İbrahim Edhem (12a ), Bişru'l-Hâfî (20b ), Zünnûn Mısrî (22b ), "Ol Ârifler Sultânı" ön başlığıyla Bâyezid Bistâmî 13 (28b ), Abdullah (?) (34a ), Süfyân Sevrî (35a ), Şakîk Belhî 14 (36a ), Ebû Hanife (37a ), İmam Şafiî (38b ), Ahmed [b.] Hanbel (40a ). İki tabakat kitabının bir ciltte toplanması, müstensihin sufilerin hal tercemelerine ilgi duyduğunu göstermektedir 




EmoticonEmoticon