Büyük Bulgarya Hanlığı - Tarihi Havadis

Büyük Bulgarya Hanlığı


2Q== (246×205)


ÖZET



Büyük Bulgarya Hanlığı yıkılınca Hazarların hakimiyetine girmek istemeyen Bulgarlar`ın bir kısmı İtil ve Kama nehirlerinin çevresine 7. yüzyılın sonlarına doğru devlet kurdular. Başkenti Bulgar şehridir. Bu şehrin özelliği ticaretin önemli merkezlerinden biri olmasıdır. Bunlar Abbasiler`le (müslüman tüccarlarıyla) ilişkileri sonucu İslamiyet`i tanıdılar. Bulgar Han`ı AlmışAbbasiler`den din adamları getirterek İslamiyetin daha çabuk yayılmasını sağlamıştır. Bazı araştırmacılar tarafından ilk müslüman Türk devleti olarak kabul edilir. Bu devlete Altın Orda Devleti hükümdarı Batu Han son verdi. Önemli özellikleri ise diğer tüm Bulgar toplulukları kimliklerini kaybettikleri halde bu topluluk İslamiyet`i kabul ettiğinden dolayı Türklüklerini koruyabilmişlerdir.

Anahtar Kelimeler: İslamiyet, Bulgar, Türk devleti


















Giriş

Bulgarların asıl ismi Ogur olup, Büyük Hunları oluşturan İdil Nehri çevresinde yaşayan Türk kavimlerinden biriydi. Büyük Hunların yıkılmasından sonra, batıya göç eden Hun boyları sebebiyle Bulgarlar daha kuzeye çekildiler ve bu Hunlarla kültür alışverişinde bulundular. 5. yüzyılda doğudan gelen Sibir Türkleri ile karşılaştılar ve biraz daha kuzeye ve batıya çekildiler. Avrupa Hunlarının bir parçası oldular. Avrupa Hunları ile Ogur Türklerinin karışmasıyla “Bulgar” adıyla anılan Türk topluluğunu meydana getirdi. Bulgar “karışmak” anlamına gelmektedir. Hunlardan sonra Sibirlerin ve Göktürklerin hakimiyetine girdiler. [1]
Büyük Bulgar devletinin parçalanması üzerine, İtil bölgesine göçen Bulgar kabileleri, ilk zamanlar Hazarlarla dost geçindiler. Beş yüzyıllık tarihi ile sağlam siyasi ve askeri teşkilata sahip oldukları anlaşılmaktadır. Yerleştikleri toprakların verimli olması, ticareti iyi bilmeleri bu devlete güç kattı. Devletin başkenti olan “Bulgar” şehri, 11. ve 12. Yüzyılda Avrupanın en önemli ticaret şehirlerinden biriydi. [2]
Bulgar tüccarlar Hazar ülkesinde, Müslüman tüccarlarla karşılaşmaları, itil Bulgarlarının 10. yüzyılda İslam dinini benimsemelerinde etkili olmuştur. Bulgar Hakanı Almuş; 920 yılında halife El-Muktedir`den ülkesine din adamları ile mescit inşası için mimarlar göndermesini istedi. İtil Bulgarları, İslamiyeti kabul etmeye başladılar. 
1237 yılında Moğol hükümdarı Batuhan tarafından ortadan kaldırdılar. Yüksek medeniyete sahip olan Kazan Bulgarları, Moğolların ve Altınordu Devletinin Türkleşmesine neden oldu. 1399 yılında Rus istilasına uğrayan Bulgar Devleti, Altınordu Devleti yıkılınca 1437 yılından itibaren “Kazan Hanlığı” bünyesinde varlıklarına devam ettiler. Bugün Kazan ve çevresinde yaşayan Tataristan Türkleri İtil Bulgarlarının devamıdır. 

1.      İtil (Volga) Bulgar Devleti’nin Kurulması

İtil Bulgar Devleti, ilk Bulgar Devleti olarak telafuz ettiğimiz Büyük Bulgarya’nın dağılmasıyla Büyük Bulgarya’yı yıkan Türk Devleti Hazar bünyesine girmeyi kabul etmeyen ve kuzeye doğru göç eden Ak Bulgarlar tarafından kuruldu. İtil Bulgar devleti ile ilgili bilgilerimiz, tarihi kaynaklarda yeteri kadar belirtilmediği için 900 yılına kadar  olan süreçte oldukça kısıtlıdır. Ancak 900’lü yıllarda Rus Knezleriyle yapılan münasebetlerde kayıtlara rastlanmaktadır. [3]
İtil (Volga) Bulgar’ları, 7. Yüzyıl’ın sonlarına doğru varlıklarını ilan ederek devlet olma teşebbüsünde bulundular. Bu nedenle 700. Yılı kuruluş yılı olarak telafuz edebiliyoruz. İtil Bulgar’ları 6 asıra yakın bir süre varlıklarını sürdürdüler. Bu nedenle Türk Tarihinde önemli bir yere sahip olmaları gerekirken popüler tarihçilik kültürü nedeniyle tarihin arka sayfalarında kısıtlı bilgilerle yer bulabilmektedir.  Bulgarların bir kısmı ise, İdil ve Kama nehirlerinin birleştiği sahaya yerleşmişlerdi.[4] İdil Bulgarları burada bölgenin yerli halkı Fin-Ugarları ve öteki Türk topluluklarını da idareleri altına alarak bir devlet kurdular. Bu devletin ilk devirleri hakkında kaynaklarda kesin bir bilgi yoktur. Bulgar tüccarlarının Harezm'de ve Samani ülkesinde Müslüman tüccarlarla temasları, Harezmlilerin de onların ülkelerine gitmeleri neticesinde, ülke topraklarında İslam dini ve kültürü yayılmaya başladı. 900'lü senelerde Bulgarlar arasında İslamiyeti kabul edenlerin sayısı çoğunluktaydı. Sultan Şekkey'in oğlu İlteber Almış'ın başa geçtikten sonra, gördüğü bir rüya üzerine İslamiyeti kabul etmesiyle İdil Bulgar Devletinin resmi dini İslamiyet oldu. Almış Han 920'de Abbasi halifesine din alimi ve mimarlar göndermesi için ricada bulundu. İsmini de Emir Ca'fer bin Abdullah olarak değiştirdi. Bu hey'et 922 senesinde Bulgar ülkesine ulaştı ve o andan itibaren Bulgar Devleti, Abbasi halifelerine bağlı bir       Müslüman ülkesi, Bulgarlar ise, Doğu Avrupa'da Türk-İslam kültürünün ilk temsilcisi durumuna gelmişlerdi. Sikkelerden anlaşıldığına göre, Ca'fer'den sonra yerine oğlu Mikail geçti. Ona da Talib binAhmed, Mü'min bin Ahmed ve Mü'min bin el-Hasan halef oldular.[5]
Bulgarlar, Hazar Hakanlığının 965 senesinde yıkılmasına kadar, bu devlete tabiydi ve Hazarlara vergi veriyordu. Bu devletin yıkılmasından sonra müstakil bir devlet durumuna geldiler. 985 senesinde Rus Kiev Prensliği, Bulgar topraklarını işgal ettiyse de bir süre sonra geri çekildi. Daha sonra Bulgarlar ve Ruslar arasında münasebetler gelişti ve 1006 senesinde iki devlet arasında bir ticaret anlaşması yapıldı. Fakat 11. asrın sonlarına doğru kuzeydeki kürk ticareti yüzünden iki devlet arasında bitmeyen savaşlar başladı. Bu savaşlar 13. asra ve Moğolların ortaya çıkışına kadar devam etti. Moğollar, Kalka Nehri kıyısında Rusları yendikten sonra (1224) doğuya dönerken, Bulgarların tuzağına düşerek ağır kayıplar verdiler.   Bunun intikamını almak isteyen Batu Han, ordusuyla Bulgarlar üzerine yürüdü. Moğol ordusu 1236'da Bulgar topraklarına girdi, köyleri ve şehirleri yıktığı gibi 50.000 nüfuslu başşehirlerini de darmadağın etti.[6]
Batu Hanın, Deşt-i Kıpçak bölgesinde kurduğu Altınordu Devleti zamanında Bulgarlar, bir dereceye kadar bağımsızlıklarını muhafaza ettiler. Bu arada başşehirleri olan Bulgar şehri kısa zamanda eski haline kavuşturuldu. Bulgarlar, zaman zaman Altınordu Devletine baş kaldırıyorlardı. Altınordu Hanı Pulat Timur 1361 senesinde Bulgarları cezalandırmak için ülke topraklarına girip çeşitli tahribatlar yaparak geri çekildi. Timur Hanın, 1391 ve 1395 yıllarında Altınordu Devletine karşı yaptığı seferlerden Bulgarlar da etkilendi. İdil Bulgarları, 1399'da Ruslarla yaptıkları savaşı kaybedince, dağıldılar. Halkın büyük kısmı Kama Nehrinin kuzeyindeki Kazan Nehri boyunca göç ederek buralara yerleştiler ve bölgeyi tamamiyle Türkleştirdiler. 1437 senesinde kurulan Kazan Hanlığının esas nüfusunu Bulgar-Kıpçak karışımı Müslüman halk meydana getirmekteydi. Bugün de bu Müslüman Bulgarlar "Kazan Türkleri" veya "Şimal Türkleri" diye anılmaktadır.[7]
İtil Bulgarları Kurulduğu dönemde (7. Yüzyıl)  bölgede hakim güç olan Hazar’ların otoritesini kabul etmek durumunda kaldılar. Yarı bağımsız bir yapıyla Hazar’lara bağlı olan İtil Bulgarları 10. Asıra kadar bölgede hakim güç olan Hazar Devletinin hakimiyeti altında varlıklarını sürdürdüler. 965 yılında Hazar Devletinin yıkılmasıyla tamamen bağımsızlıklarına kavuşabildiler. [8]
İtil Bulgarlarının bilinen ilk hanı Kotrga Han’dır. Devletin teşkilatlanma ve yapılanma şekli ile tam anlamıyla bir Türk devleti olduğu sonucuna varılmaktadır. İtil Bulgarları aynı zamanda islamı devlet dini olarak kabul eden ilk Türk Devletidir. Maalesef popüler kültür literatürü Karahan’lıları ilk Müslüman Türk Devleti olarak kabul etmektedirler. Oysaki İtil Bulgarlar’ının islamı kabul etmeleri Karahanlılardan öncesine tekabül etmektedir. 
İtil Bulgarları hakkındaki bilgiler, Hazarlara bağlı kaldığı dönemde oldukça kısıtlı olmasına karşın Müslümanlığı kabul etmelerine vesile olan Abbasilerle ilişki kurmaya başladıkları dönemde (921) daha detaylı bilgilere ulaşabiliyoruz. 921 yılında, İtil Bulgarlarının hanı olan Almış han, islama ilgi duymaya başlamış, Abbasi halifesi Muktedir’den İslam hakkında bilgi almak ve öğrenmek için mimar, mühendis ve din bilginleri göndermesini istemiştir. Kısa bir süre sonrada İslamı kabul ederek bünyesindeki Bulgar toplulukları arasında yayılmasını sağlayarak devlet dini haline getirmiştir, adınıda Cafer olarak değiştirmiştir. Abbasi’li bir seyyah olan İbn-i Fidan’ın seyahatnamesinde 922 yılında Almış han, huzuruna gelen Abbasi heyetini şükür secdesi ve tekbir ile karşıladığı belirtilir. [9]
Müslümanlığı kabul eden İtil Bulgarları, 965 yılında hakimiyeti altında bulundukları Hazar Devletinin yıkılması ile tamamen bağımsızlıklarına kavuşmuş olurlar. [10]Boyundurukluktan kurtulan ve Müslümanlığı kabul eden İtil Bulgarları, kısa zaman içerisinde güçlenerek Doğu Avrupa’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelirler ve bu vasfını 12. Yüzyıla kadar sürdürürler. [11]
2.    İtil (Volga) Bulgar Devleti’nin Gelişmesi

Güç ve bölgesel hakimiyet ile birlikte beraberinde bölgesel politikaların sonucu olarak Kuzey Doğu komşuları Kiev Prensliğiyle mücadeleye girdiler. Yaklaşık 20 yıl süren bu mücadeleden sonra 1006 senesine ticari münasebetler kurulmaya başlandı. Ancak 11. Asrın sonlarına doğru (1090-1100 arası) kuzeydeki kürk ticaretinde ortaya çıkan anlaşmazlıklarla uzun süreli anlaşmazlıklar ve savaşlar meydana geldi. Bu savaşlar Moğol istilasına kadar devam etti. 
1200’lü yıllarda Moğolların Doğu Avrupaya doğru ilerlemesi bölgedeki tüm Devletleri rahatsız etti. İtil Bulgarları, Moğolların (Altın Ordu Devleti) 1224’de Halka Nehri kıyılarına kadar ilerleyip Rusları mağlup etmesinden sonra geri dönüş yolunda tuzağa düşürerek ağır kayıplar verdirdi. 1236 yılında, Bulgar’lardan intikam almak isteyen Moğol (Altın Ordu) Hanı Batu Han, muazzam ordusu ile Bulgarların üzerine yürüdü ve güzergahları üzerindeki tüm şehir ve köyleri talan ettikten sonra 50 Bin nüfusu bulunan Bulgar şehrini yerle bir etti. Bu olaydan sonra İtil Bulgarları yıkılarak Altın Ordu devletinin hakimiyeti altına girmek zorunda kaldı. [12]
            İtil Bulgarları, pek çok kez baş kaldırmalarına rağmen bağımsızlıklarını tekrar kazanamadılar. Altın Ordu hanı Pulat Timur, Bulgarların başkaldırmalarını cezalandırmak amacıyla 1361 yılında Bulgarların üzerine yürüyerek ağır tahribatlar yaparak geri çekildi. 1391 yılında ise bölgede hakimiyet kazanan Timur’un (Timur İmparatorluğu), Altın Ordu Devletinin Hanı Toktamış’a karşı mücadeleye girişir. Bu mücadele Altın Ordu devletinin hakimiyeti altındaki İtil Bulgarlarını da önemli ölçüde etkilemiştir. Hakimiyetlerine kavuşmayı düşünen İtil Bulgarları, daha da zayıflayarak güçlerini yitirdiler. [13]
1399 yılında Ruslarla giriştikleri mücadeleyi de kaybedince zayıflayan otoriteleri tamamen ortadan kalkarak dağıldılar. Halkın büyük kısmı Kama Nehrinin kuzeyindeki Kazan Nehri boyunca göç ederek bulundukları bölgeyi Türkleştirdiler. 1437 yılında kuzulan Kazan Hanlığı’nın temel taşlarını oluşturan İtil Bulgarları, Kazan Türkleri ve Şimal Türkleri olarak anılırlar. [14]
Bulgarlar, 10. asrın başlarında diğer Türk kabileleri gibi göçebe olarak yaşıyorlardı. Kısa bir zaman içinde yerleşik hayata geçerek, ziraatla uğraşmaya başladılar ve aynı asrın sonlarında usta birer çiftçi oldular. Başlıca tarım ürünleri; ak darı, buğday ve arpa idi. Bunun yanında Orta İdil sahası, ulaşım bakımından kuzey bölgelerini Orta Asya'ya bağlayan büyük kervan yolları üzerindeydi. Bu durum, İdil Bulgarlarının büyük ölçüde, ticaret ile uğraşmalarına imkan sağladı. Devletin başşehri olan Bulgar şehri, Doğu Avrupa'nın en önemli ticaret merkezi haline geldi. Bulgar Türkleri kuyumculukta da ileri idiler. Bu sanattaki ustalıkları İsveç'e kadar bütün batı Slavları sahasında tesirini göstermiştir.
Büyük Bulgarya Devleti'nin parçalanmasından sonra Hazarların tazyikiyle Don nehri boyundaki Otuz-Oğurların kuzeye doğru Orta İtil, yani İtil (Volga) ve Kama (Çolman) nehirlerinin birleştikleri sahaya çekildikleri anlaşılıyor. Bu hareketin en geç VII. yüzyıl sonu veya VIII. başlarında olması muhtemeldir. İtil Bulgarları burada bölgenin yerli halkı Fin-Ogurları ve öteki Türk topluluklarını da idareleri altına alarak bir devlet kurdular. Ancak İtil Bulgar Devleti'nin ilk devirleri hakkında elimizde kesin bilgiler yoktur. Bulgar ülkesinin doğusunda Türk menşeli Başkırt (Başkurtlar), batısında Fin veya Türk olan Burtaslar ile Ruslar, güneyinde Hazarlar bulunmaktaydı.[15]
Bulgar tüccarlarının, Hazar ülkesinde Harezm'de ve Samani ülkesinde İslam tüccarlarıyla temasları, Harezmlilerin de onların ülkelerine gitmeleri neticesi buralarda İslam dini ve kültürü yayılmaya başlamıştı. Nitekim 900 tarihlerinde Bulgarlar arasında İslam dinini kabul edenler çoğunluktaydı.[16] Nihayet Şelkey oğlu Yıltavar (İlteber) Almış'ın İslam dinini benimsemesiyle İtil Bulgarları Müslümanlığı devlet dini olarak kabul ediyorlardı
            Almış Han, 920 tarihlerinde Abbasi Halifesi'ne din alimleri ve mimarlar göndermesi için müracaatta bulunmuş, ayrıca ünvan ve ismini Emir Cafer b. Abdullah olarak değiştirmişti. Halife Muktedir Billah da din adamlarıyla mimarlardan oluşan bir heyet gönderdi. Bu heyet 921 yılında yola çıkmış ve 922 Mayısında Bulgar ülkesine ulaşmıştı. O tarihten sonra Bulgar ülkesi Abbasi halifelerine bağlı bir Müslüman Türk yurdu, Bulgarlar ise Doğu Avrupa'da Türk İslam kültürünün temsilcisi olmuşlardı.[17]
Bulgar ülkesine gelen Abbasi Halifesinin elçileri arasındaki en renkli kişi bu heyete katip sıfatıyla iştirak eden İbn-i Fadlan olmuştur. Onun geride bıraktığı seyahat notlarında Bulgarlardan başka Oğuzlar, Başkırtlar, Hazarlar hakkında ilgi çekici bilgiler bulunmaktadır. Sikkelerden anlaşıldığına göre Cafer'den sonra yerine oğlu Mikail geçmiş ve ona da Talip b. Ahmed, Mümin bin Ahmed ve Mümin bin el-Hasan halef olmuşlardı.[18]
Bulgarlar, Hazar Hakanlığı yıkılana kadar (965), bu devlete tabi idi ve Hazar Hakanı'na vergi veriyordu. Bu devletin yıkılmasından sonra Bulgarlar müstakil bir hanlık olmuşlardı. 964 ve 985 yıllarında Rusların Kiev Prensliği Bulgar ülkesini istila ettiler. 985'teki istila Bulgar ülkesinin zenginliğine çok az zarar vermişti. Daha sonra Bulgarlar ve Ruslar arasında münasebetler gelişti ve bu 1006'da bir ticaret anlaşmasıyla neticelendi.[19]
3.    İtil (Volga) Bulgar Devleti’nin Yıkılışı
 XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kuzeydeki kürk ticareti Ruslar ile Bulgarlar arasında devamlı savaşlara sebep oldu. Bu savaşlar Moğolların ortaya çıkışına XIII. yüzyılın ilk yarısına kadar devam etti. Moğollar, Kalka nehri kenarında Ruslara karşı kazandıkları zaferden sonra (1224) doğuya dönerlerken Bulgarların tuzağına düşerek ağır kayıplar verdiler. Bu olay İtil Bulgar Devleti'nin yıkılışına sebep oldu. Bu yenilginin intikamını almak isteyen Batu Han idaresindeki büyük Moğol ordusunun "Batı Seferi"ndeki ilk hedefi Bulgarlar idi.[20]
Moğollar, 1236'da Bulgarlara saldırdılar, köyleri ve şehirleri yıktılar. Bu arada elli bin nüfuslu Bulgar şehrini de tahrip ettiler. Moğol istilasından sonra Deşt-i Kıpçak'ta kurulan Altınordu Devleti zamanında Bulgarlar bir dereceye kadar bağımsızlıklarını muhafaza etmekteydiler. Bu sırada Başkent Bulgar şehrinin kısa zamanda eski parlak durumunu kazandığı anlaşılıyor. Bulgarlar zaman zaman Altınordu Hanlığı'na da kafa tutmaktaydılar. [21]Nitekim Altınordu Hanı Pulat Timur 1361'de Bulgarları cezalandırmış ve Bulgar şehri yeni bir tahribata maruz kalmıştı.[22]
1391 yılında, Timur'un Altınordu Hanı Toktamış'a (1376-1395) karşı yaptığı sefer sırasında Bulgar ülkesi bir kez daha tahrip edildi. Timur'un 1395 yılında yine Toktamış Han üzerine yaptığı seferden Bulgar şehri etkilenmemişti. Nitekim Timur'a mağlup olan Toktamış Han bir kısım kuvvetleriyle Bulgar iline gitmek zorunda kalmıştı. Bulgar şehrinin 1399'da Ruslar tarafından tahrip edildiğini görüyoruz. Ancak bu şehrin yıkılmasının muhtemel sebebi Batu Han tarafından kurulan Kazan şehrinin gösterdiği gelişme idi.
1399'dan sonra artık toparlanamayan Bulgarlar dağıldılar. Halkdan bir kısmı Kama'nın kuzeyindeki Kazan nehri boyunca göç ederek buralara yerleştiler ve bölgeyi tamamiyle Türkleştirdiler. 1437 yılında kurulmuş olan Kazan Hanlığı'nın esas nüfusunu Balgar-Kıpçak karışımı Müslüman halk teşkil etmekteydi.
Bulgarlar X. yüzyılın başında öteki Türk kabileleri gibi göçebe idiler. Fakat kısa zamanda yerleşik hayata geçmişler, ziraate elverişli toprakları değerlendirerek ekmişler ve aynı yüzyılın ikinci yarısında usta birer çiftçi olduklarını göstermişlerdir. Başlıca zirai mahsulleri, akdarı, buğday ve arpa idi. Ayrıca Orta İtil sahası ulaşım bakımından kuzey bölgelerini, Hazar Denizi-İran-Kafkaslar-Türkistan ve dolayısıyla Orta Asya'ya bağlayan büyük kervan yolları üzerindeydi.
Bu da İtil Bulgarlarının şehirler kurarak büyük ölçüde ticaret ile uğraşmalarına imkan sağlamıştı. Bu şehirler arasında Kama ve İtil'in birleştiği yerden 100 km. kadar güneyde İtil kıyısında bulunan başkent "Bulgar" şehri 9-13. yüzyıllarda Doğu Avrupa'nın en önemli ticaret merkezi idi.[23]
Bulgarların bu ticaret sırasında ihraç ettikleri mallar şunlardı: Çeşitli kürkler, at ve keçi derileri, ayakkabı, oklar, kılıçlar, zırh, koyun, sığır, doğanlar, balık tutkalı, ceviz balmumu, bal ve Slav esirler. Öte taraftan Bulgarların İslam dünyasından ithal ettikleri başlıca mallar ise; dokuma kumaş, silah, lüks eşyalar ve keramik (çanak-çömlek) idi. Nitekim Bulgarların bu geniş ticaretleri neticesinde XI. yüzyılın başlarında bir Nişaburlu tüccarın Orta İtil kenarındaki Bulgar şehrinde bir iş ortağı olabilirdi.
Şüphesiz böyle ticari ilişkilerin olması, Bulgar Hakanı Ebu İshak İbrahim b. Muhammed b. İlteber'i 1024'te Beyhak vadisindeki Sebzevar ve Husrucird Ulu camilerinin tamiri için önemli bir miktar para göndermeye teşvik etmişti. Volga'daki Bulgar Türkleri kuyumculukta da ileri idiler ve onların bu sanattaki ustalıkları İsveç'e kadar bütün batı Slavları sahasında tesirini göstermiştir.[24]
İtil Bulgarlarının Türk tarihine katkıları’na gelecek olursak şu şekilde maddelendirebiliriz:
1.      İslamiyeti kabul eden ilk Türk devleti olmuştur.
2.      Altınordu Devletinin yönetici ve askeri sınıfını oluşturmuşlardır.
3.      Altınordu devletinin Türkleşmesini sağlamışlardır.
4.      Rus hakimiyetine giren ilk Türk boyu olmuştur.[25]

4.      DÖNEMİN SEYYAHLARINA GÖRE BULGARLAR

“Bulgarlar en çok ekmek, darı ve et yerlerdi. Evlenme ve şenliklerde saçı adeti yaygındı. Cenaze törenlerinde elçileri para saçarak karşılamak ve mezarlarına ölüleri için pirinç ve şarap bırakmak adetlerindendir. Hükümdarlar, sofrada yemeğe başlamadıkça kimse başlamazdı. Ayrıca hükümdar kime sofrasından bir lokma verirse ona ayrı bir sofra gelirdi. Buradan hanın meclisinde bulunan herkesin ayrı bir sofrası olduğu anlaşılıyor. Köpek havlamalarını uğurlu sayarlar, o senenin bolluk içinde geçeceğine inanırlardı.

Bir kimse her şeyi kendi ailesi için ekerdi. Hükümdarın ekilen üründe hissesi yoktu. Her aile, senede bir kez hükümdara samur kürkü verir, ayrıca hükümdar ganimetlerden belli bir pay alırdı. Düğün yapan kimse verdiği ziyafete göre hükümdara at, buğday gibi hisse ayırırdı.

Bulgar ülkesinde rutubetli havasından dolayı yiyecekler kuyu içinde saklanırdı. Zeytinyağı, susam yağı ve tereyağı yerine balık yağı kullanılırdı. Et ve darıdan yapılan çorba temel besin kaynağıdır. Bulgar ülkesinde yaşayanlar kalpak giyerlerdi. Hükümdar sokaktan geçerken herkes kalpağını çıkartarak onu selamlarlardı. Onun önünde herkes diz çökerek otururdu. Genelde kubbeli çadırlar kullanılırdı. Hükümdar çadırı bin kişiyi alabilecek büyüklükteydi.

Erkek bebek doğarsa bebek büyüyene kadar ona dedesi bakardı. Biri ölünce çocukları değil, kardeşleri mirasçısı olurdu.

Biri, adam öldürürse suçuna karşı o da öldürülürdü. Hırsızlığın ve zinanın cezası da ölümdü.

Ölünün arkasından kadınlar değil, erkekler ağlardı. Bulgarlar Müslüman olduktan sonra cenaze adetlerini değiştirdiler.

Bulgar ülkesine ticaret gemisi gelirse hükümdar gemiyi gezer, mallarını sayar, öşür vergisi alırdı. Kuzeyden gelen gemiler, köle, samur, tilki, sincap kürkleri; güneyden gelenler ise işlenmiş maddeler ve tarım ürünleri getirirdi.”[26]

Ibn-i Fadlan, Seyahatname, s. 47’den özetlenmiştir.[27]
5.    İtil (Volga) Bulgar Devleti’nin Dili
Bulgarlar Güney-slav dillerine mensub olan Bulgarca'yı konuşurlar. Bu dilin eski Protobulgar dili (Türk dillerinin Ogur grubuna ait) ile bir akrabalığı yoktur, ama içinde bu eski Türk dilinden birkaç kelimeler bulmak mümkündür. 
Bulgaristan'da Ön bulgarların doğrudan torunları oldukları düşünülen müslüman Pomaklarda Bulgarca (slav dili) konuşurlar.  Bir slav dilinin ilk kez Bulgaristan'da yazıya alınması, ve bu yazının (kiril alfabesi) tüm slav halkları arasında yayılması Bulgarca'ya slav dilleri arasında önemli bir yer vermektedir. [28]

SONUÇ




[1] Ahmet Taşağıl, "İdil Bulgar Hanlığı", TDV İslâm Ansiklopedisi, C 1, 2000, s 472-472.
[2] Ahmet Turan Yüksel,"İlk Müslüman-Türk Devletlerinin Siyasî, Kültürel Ve Medeniyet Tarihi Üzerine",Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, C 11, S 11, 2001,s 67-99.
[3] İlyas Topsakal, İdil Bulgarları vee İslamiyet, Ötüken, İstanbul 2019, s 20-85.
[4] Yüksel, İlk Müslüman-Türk Devletlerinin Siyasî. s 67-99.
[5] Dinçer Koç,"Bulgar Boylarının Orta İdil Bölgesine Göçü Ve Novinkovsk Kurganları", Karadeniz Araştırmaları, S 27, 2010, s 37-58.
[6] Engin Eroğlu, "6-10. Yüzyıllarda Karadeniz'in Kuzeyinde Kürk Ticareti",  Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C 8, S 15, s 419 - 428.
[7] Muhammed Avcı, İtil Bulgarları Tarihi (922 -1236), T.C. Dokuz Eylül Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, 2014, s. 28-75.
[8] Yüksel, İlk Müslüman-Türk Devletlerinin Siyasî. s 67-99.
[9] Hasan Demiroğlu, "İtil Bulgarlarında Tarım Aletleri", İstem, S 18, 2011 s 49 - 63.
[10] Avcı, İtil Bulgarları Tarihi, s. 28-75.
[11] Yüksel, İlk Müslüman-Türk Devletlerinin Siyasî. s 72-80.
[12] Koç, Bulgar Boylarının Orta İdil Bölgesine Göçü s 37-58.
[13] Avcı, İtil Bulgarları Tarihi, s. 70-75.
[14] Aydın, Tuna Bulgarları Tarihine, s 116-126.
[15] Mithat Aydın,"Tuna Bulgarları Tarihine Genel Bir Bakış (681-1018)",Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, S 11, 2002, s 116-126.
[16] Koç, Bulgar Boylarının Orta İdil Bölgesine Göçü s 37-58.
[17] Taşağıl, İdil Bulgar Hanlığı, s 472.
[18] Avcı, İtil Bulgarları Tarihi, s. 58-64.
[19] Aydın, Tuna Bulgarları Tarihine, s 116-126.
[20] Koç, Bulgar Boylarının Orta İdil Bölgesine Göçü s 45-52.
[21] Yüksel, İlk Müslüman-Türk Devletlerinin Siyasî. s 83-88.
[22] Taşağıl, İdil Bulgar Hanlığı, s 472.
[23] Aydın, Tuna Bulgarları Tarihine, s 116-126.
[24] Taşağıl, İdil Bulgar Hanlığı, s 472.
[25] Yüksel, İlk Müslüman-Türk Devletlerinin Siyasî. s 70-87.
[26] Avcı, İtil Bulgarları Tarihi, s. 47-62.
[27] Taşağıl, İdil Bulgar Hanlığı, s 472.
[28] Koç, Bulgar Boylarının Orta İdil Bölgesine, s 34-58.


EmoticonEmoticon