İbn Haldun ve Osmanlı'da çöküş tartışmaları Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis - Tarihi Havadis

İbn Haldun ve Osmanlı'da çöküş tartışmaları Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis



İbn Haldun ve Osmanlı'da çöküş tartışmaları

,

Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis





Giriş Osmanlı Devleti’nin gerileme sürecine girmesiyle birlikte Osmanlı devlet adamları, ulema, düşünür ve tarihçileri, bu gerilemenin sebepleri üzerinde yoğunlaşmış, gerilemenin çöküşle noktalanmamasının mümkün yollarını düşünüp araştırmışlardır. Bu çerçevede ulema, tarihçi ve düşünürlerin, fikirlerinden etkilendikleri, yararlandıkları, hatta çöküşle ilgili teorilerini Osmanlı Devleti’ne -bazı değişikliklerle de olsa- uyarlamaya çalıştıkları bir ilim adamı, bir tarih felsefecisi, bir sosyolog karşımıza çıkmaktadır: İbn Haldun. Bir çöküş teorisyeni olan İbn Haldun’un tarih ve toplum görüşü, Osmanlı Devleti’nin gerileme ve çöküşten nasıl kurtarılacağını düşünenler için temel bir başvuru kaynağı idi.1 İbn Haldun’un görüşlerine olan bu ilgi, İbn Haldunculuk’tan söz ettirecek noktaya gelmişti.2 Bu bağlamda İbn Haldun’un Mukaddime’sini Taşköprüzâde, Kâtip Çelebi, Naîmâ gibi düşünürlerin kaynak olarak kullandıklarını söylemeliyiz. Hatta Naîmâ İbn Haldun’u bir üstad bilmiştir. Mukaddime, Arapça olmayan bir dile ilk kez Osmanlı uleması tarafından çevrilmiştir.3 Bilindiği gibi Mukaddime’nin büyük bir kısmını 18. yüzyılda Şeyhülislam Pirizâde Muhammed Sahib Efendi (Ö. 1749), ondan kalan bir kısmını da 19. yüzyıl ortasında Cevdet Paşa (1822-1895) Türkçe’ye çevirmiştir.4 İbn Haldun’un görüşlerinden etkilenen ve yararlananlardan Cevdet Paşa’nın,5 Meclis-i Vâlâ Reisi Kâmil Paşa ile arasında geçen şu konuşma ve olay, gerileme ve çöküş dönemi Osmanlı Devleti’nde İbn Haldun’un etkisine işaret etse gerektir: “Mehmed Ali Paşa’nın fart-ı ikbalinden bahs etdiği sırada, ‘ben anın karîben ikbalden düşeceğine muntazırım’ dedim ve Mukaddime-i İbn Haldun’daki kavâid-i hikemiyyeyi serd eyledim. Muahharen Mehmed Ali Paşa ikbalinden düşdükde Kâmil Paşa, kullarını görüp ‘hakkın var imiş’ dedi.”6 Bir yönetici seçkinin siyasi geleceğinin nasıl olacağı konusunun dahi İbn Haldun’un çöküşle ilgili görüşlerinden yola çıkılarak izah edilmeye çalışılması, İbn Haldun’un Osmanlı ulema ve tarihçileri üzerindeki etkisini orta yere koymaktadır. Biz bu çalışmada yukarıda işaret ettiğimiz Osmanlı düşünür ve çöküş teorisyenlerinden Kınalızâde Âlî Efendi (1510-1572), Kâtib Çelebi, Mustafa Naîmâ Efendi (1655-1716) ve Ahmet Cevdet Paşa’nın çöküş teorilerini ele almayı amaçlamaktayız. Fakat yukarıda değinilen etkisine binaen ve mukayese imkanı vermesi bakımından öncelikle Mukaddimesi’nde çöküş sosyolojisi (the sociology of decline) ve çöküş etiolojisi7 (the etiology of decline) yapan İbn Haldun’un devletlerin çöküşüne ilişkin teorisini ve bu teori içerisinde dine verdiği yeri geniş bir şekilde ele almakta fayda görmekteyiz. 1. İbn Haldun’un Çöküş Teorisi Çağdaş anlamda tarih, tarih felsefesi, sosyoloji ve iktisat gibi bazı bilim dallarının mübeşşirlerinden biri olarak kabul edilen İbn Haldun’un8 sosyal değişime ilişkin görüşü, sosyolojide büyük boy toplumsal değişme kuramlarından biri olan yükseliş ve çöküş teorileri kapsamında ele alınabilir. Bilindiği gibi yükseliş ve çöküş kuramları, devlet, toplum ve medeniyetleri insan organizmasını esas alarak izah etmeye çalıştıkları, devlet, toplum ve medeniyetlerin insan organizması gibi doğma, büyüme, gerileme ve çöküş aşamalarından geçtiklerini savundukları için organizmacı (uzviyetçi) modeller (organic approach); tarihin hareketinin çevrimsel bir hareket olduğunu, toplumların yükseliş ve çöküşlerinin sürekli çevrimsel bir hareket izlediğini, öncelikle zorunlu olarak yükseldiğini ve sonra da zorunlu olarak çöküş sürecine girdiğini ileri sürdükleri için de çevrimsel (devrevî-devrî) yaklaşımlar (cyclical approach) adını almaktadırlar. Bu kuramlar, diğer bazı yaklaşımlar gibi sosyal ve tarihî değişimi hep ilerleyen doğrusal bir çizgi halinde tek bi


EmoticonEmoticon