OSMANLI DEVLETİ’NİN SON DÖNEMİNDE TRAFİK VE TRAFİK KAZALARI, Traffic and Traffic Accidents in the Final Period Ottoman State - Tarihi Havadis

OSMANLI DEVLETİ’NİN SON DÖNEMİNDE TRAFİK VE TRAFİK KAZALARI, Traffic and Traffic Accidents in the Final Period Ottoman State

OSMANLI DEVLETİ’NİN SON DÖNEMİNDE TRAFİK VE TRAFİK KAZALARI, Traffic and Traffic Accidents in the Final Period Ottoman State





It was not until the early period of the XX. century when the Ottoman society met with motor vehicles. Although these vehicles were prohibited to avoid accidents at the outset, they became prevalent in the country over time and became a part of life. Thus, while a new period started in the transportation sector, traffic accidents was faced on the other hand. In this study, Ottoman society's being acquainted with traffic and traffic accidents, the reasons of these accidents and the measures taken by the authorities are examined, and the government's regulations and efforts to benefit from international experiences on the matter seeing that accidents are generally stemmed from vehicle, driver or road faults are tried to be revealed. In the study that predominantly covers the II. Constitutional Monarchy period, limited number of secondary resources and documents from the Prime Ministry Ottoman Archive has been used.



Günümüzde trafik; yayaların, hayvanların ve araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleri, araç ise karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz ve özel amaçlı taşıtlar ile iş makineleri ve lastik tekerlekli traktörlerin genel adı olarak tanımlanmaktadır (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu). Bu tanımlar esas alındığında tramvay, otomobil, kamyon, bisiklet vb. bilinen araçların icadından önce de trafik toplum hayatının bir parçasıdır. Büyüyen şehirler, gelişen toplum yapıları, ihtiyaçların artması/çeşitlenmesi ile nakliye vasıtalarındaki gelişmeler ulaşımı sadece belli insanların faydalanabileceği bir konu olmaktan çıkararak toplumun geneline yaymıştır. Ulaşımın hayvan gücüyle sağlandığı dönemlerde de kazalar meydana gelmekle birlikte, motorlu araçların ortaya çıkması ve yaygınlaşmasıyla kazalar artık daha çok sayıda ve daha ağır sonuçlarla meydana gelmektedir. Bu sebeple dönemin trafik kazalarına geçmeden önce motorlu ya da motorsuz araçlarla ulaşım sektörünün gelişme evrelerini incelemek gerekmektedir. Türkler at yetiştiriciliği ve sevgisiyle tanınan bir millettir. Eski Türk, Çin ve Arap kaynaklarında Türklerin antik çağlarda at yetiştirdikleri ve komşu ülkelere sattıklarından bahsedilmektedir. Atyetiştirmenin yanı sıra üzengi, eğer, dizgin gibi koşum takımlarını da keşfederek hızlı bir nakil ve savaş aracı elde etmişlerdir. At yetiştiriciliği bir ekonomi oluşturmanın yanı sıra toplumsal kültüre de nüfuz ederek sosyal hayatın bir parçası olmuş, hatta dini bir anlam da kazanarak ölüler atlarıyla birlikte gömülmüşlerdir. Bu sebeple bazı araştırmacılar Orta Asya’da atlarla beraber böylesi bir hayat süren Türklerin yaşam şekline “at kültürü” adını vermişlerdir (Şahin 2005: 165-166). Araba bir tür hayvan koşum kültürü olarak adlandırılabilir. Bu durumda arabanın icadından önce arabaya koşulacak hayvan türlerinin ehlileştirilmiş olması gerekir. Bu sebepledir ki arabanın hem tekerleğin icat edildiği hem de arabaya çekilebilecek hayvanların ehlileştirildiği Asya’da ortaya çıkmış olması gerekir. Araba, Çinli ve Batılı arkeologlara göre Bronz Çağı’nda (M.Ö. 2000-800) icat edilmiştir. Kayıtlar Çin’de Shang devrinde (M.Ö. 16-11. yüzyıl) araba kullanıldığını göstermektedir. Aynı dönemde Mezopotamya’da da araba üretilmekte fakat atı çok az tanıdıklarından sığır veya eşeklerce çekilmekteydi. Yine Çin kaynakları M.Ö. 2000 yılında Türklerin araba kullandıklarını kayıt altına almaktadır. Türklerin ve Moğolların yaşadığı Orta Asya’da eski zamanlardan bu yana iki tür araba kullanılmaktadır. Bunlardan birincisi, sürücünün arkaya oturup dizginle idare ettiği Harizm ve Kaşgar arabası, ikincisi ise sürücünün at üstüne binip oradan idare ettiği Türkistan arabasıdır (İpşirli 1991: 243). Ayrıca Türklerde Çin kaynaklarının “keçe arabası “olarak adlandırdıkları “oturma arabası” vardır. Yine bir Türk kabilesi olan Tobalarda da ilahi bir arabadan bahsedilmektedir. Bu durumda bazı Türk kabilelerinde arabanın ilahi bir yönünün de olduğu sonucuna varılmaktadır (Şahin 2005: 166). 


EmoticonEmoticon