OSMANLI ŞİİRİ KILAVUZU - Tarihi Havadis

OSMANLI ŞİİRİ KILAVUZU

OSMANLI ŞİİRİ KILAVUZU

"Türklerin İslâm kültürüyle tanışıp kaynaştıktan sonra ürettikleri manzum eserlerin bir kılavuzu olan bu eser, günümüzde yanlış bir isimlendirmeyle biraz da hor görmek için "Divan Şiiri" diye adlandırılan edebiyat ürünlerine rehber olmak üzere hazırlandı. Neden "Divan Şiiri" değil de "Osmanlı Şiiri" dediğimi Osmanlı Şiiri Antolojisi adlı eserin önsözünde açıkladığım için burada aynı bahse girme gereği duymuyorum." (Şentürk, 2016: 8). Yazar, bu edebiyat için neden Osmanlı Şiiri adını tercih ettiğini daha önce yayınlanan Osmanlı Şiiri Antolojisi adlı eserinin Ön Söz bölümünde; Osmanlı, Çağatay, Azeri, Kıpçak gibi edebî sahaları söz konusu yapıların iç mekanlarını oluşturan bölümler şeklinde düşünmek gerektiğini ve yaşadığımız coğrafyanın tarihî edebiyatına bir isim vermek gerektiğinde de Anadolu merkez olmak üzere kurulup geniş bir kültür coğrafyası üzerinde varlığı en uzun süren devlet konumunda olduğundan Osmanlı adının bu edebiyata verilmesi gerektiği şeklinde belirtmiştir. Osmanlı Şiiri Kılavuzu’nun Âb - Azrail maddelerini kapsayan I. cildinde ithaf sayfasının alt kısmında bulunan görüş, yaptığı tespit dolayısıyla oldukça önemlidir. Buna göre, Batılı olmaya çalışan ve maddeci değerlerle dünyaya bakan insan için bu edebiyatı gerçek mahiyetiyle anlamak oldukça zordur: "Bu şiirde ten zevklerinden uzak, beklentisiz saf aşkı yakalamaya çalışan şairler, zaman zaman Allah’ı mı yoksa insanı mı konu edindiği anlaşılamayan derin boyutlu bir sevgi tasavvurunu işlemişlerdir. Eski şiirde kadına pek yer verilmemesi, bu saf aşk idealini zedeleme ve bunu süflî arzular derekesine düşürme endişesinden kaynaklanır. Allah ve Peygamber başta olmak üzere padişahlar, sadrazamlar, devlet adamları, bilginler, şeyhler, hocalar ve dostlar; kısacası "ahbâb"ı muhatap alan ve bunları "ideal sevgili" makamında değerlendiren bu edebiyatı gerçek mahiyetiyle anlamak, günümüzün Batılı ve maddeci değerleriyle dünyaya bakmayı kanıksamış insanı için oldukça zordur." Sunuş bölümünde yazar, eserin hazırlanış hikâyesinden, amacından ve yararlandığı metodlardan bahsetmektedir. Buna göre yazarın hareket noktası, bu metinlerin günümüz insanı için çözülmemiş problemlerle dolu olması ve sözlüklerin bu edebiyata dair metinleri anlayabilmek konusunda yetersiz kalmasıdır. Aynı sıkıntıyı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde 1976 yılında öğrenim görmeye başlayan yazar da yaşamıştır. Hocası Prof. Dr. Mehmet Çavuşoğlu’nun, derslerinde bu konuda yeni bir sözlük hazırlanması gerektiği yönündeki görüşlerini zikretmesi de bu süreç boyunca yazarı etkilemiştir:




EmoticonEmoticon