Tarihi Havadis Adolf Muschg’un Eserlerinde Anne-Oğul İlişkisi / In the Works of Adolf Muschg Mother-Son Relationship - Tarihi Havadis

Tarihi Havadis Adolf Muschg’un Eserlerinde Anne-Oğul İlişkisi / In the Works of Adolf Muschg Mother-Son Relationship

Adolf Muschg’un Eserlerinde Anne-Oğul İlişkisi / In the Works of Adolf Muschg Mother-Son Relationship Tarihi Havadis

Tarihi Havadis



Kadının toplumdaki yeri, insanlık tarihinin her döneminde tartışılan bir konu olma özelliğini korumuştur. Geçmiş ile şimdi karşılaştırıldığında gözle görülen bir gelişme var mıdır, varsa bu gelişme en azından eşitlik ilkesine yaklaşabilecek şekilde kadının lehine midir? Kadınların söz sahibi olabileceği bir toplum tamamıyla hayal ürünü müdür? Kültürel Antropolog olan W.A.Haviland, “Bazı toplumlarda kadın ve erkeğin eşit olduğu bilinse de, kadının erkeğe hükmettiği veya baskın geldiği bir toplum antropologlar tarafından bulunabilmiş değildir” (Hawiland, 2002:413) derken yukarıdaki sorulara cevap vermiştir demek anlamsız olmaz. Pervin Erbil ise “Eski çağlarda kadınların daha saygıdeğer bir duruma sahip olduklarını” (Erbil, 2008:37) dile getirerek tartışmaya neredeyse nokta koymuştur. Bu konunun en çok ele alındığı zemin ise hiç şüphesiz ki edebiyattır, daha doğrusu romandır. Kadının, bulunduğu toplumdaki olayların akışını yönlendirmedeki rolü, kadın figürlerin bireyselliği ile toplumsalın iç içe işlenmesi romanlarda sıklıkla görülen bir durum haline gelmiştir. Son yılların feminizm yanlısı edebiyat eleştirileri, ataerkil toplumların egemen eğilimlerinin kadın figürlerin davranışlarında ve çatışmalarında kendisini gösterdiğini belgeler niteliktedir (Horst, 1995:164). Bunun yanı sıra, geleneksel kadın figürü denildiğinde okuyucunun gözünde otoriteyi değil, aydınlığı, sevgiyi, üretkenliği, koruyuculuğu temsil eden, gerek toplum içerisinde gerekse erkeklerle ilişkilerinde hükmedici ve baskın karakter olmayışıyla bilinen kadın figürlerin olay örgüsüne etkisiyle yazar, okuyucu kitlesine vermeyi amaçladığı mesajları açıkça ortaya koymuş olur. Bu doğrultuda kadın figürlerin ailenin sürdürülebilirliğindeki önemi, onların içsel dünyaları ve sonuç olarak ailenin diğer bireyleriyle olan ilişkilerinin oldukça yaygın bir şekilde konu edildiğine rastlamaktayız. Kadının aile içi bireylerle olan ilişkileri söz konusu olduğunda doğal olarak ön planda olan eşiyle olan ilişkileridir. Fakat bize göre çok daha önemli olanı ise çocuklarıyla olan ilişkileridir. Bu ilişkilerin sağlıklı olması hiç kuşkusuz ki çok arzu edilir. Fakat zaten bir yandan kadın olmanın gereği olarak bir yığın sorunla boğuşmak zorunda kalan ve bu yorucu görevin yanında bir de “anne” gibi sorumluluğu en üst derecede üstlenen birinden çocuklarıyla olan diyaloğunun istenilen düzeyde olmasını beklemek ona haksızlık yapmak anlamına gelir. İlişkilerinin uyumsuzluktan doğan bir çatışmaya gitmesi de bazen kaçınılmaz olur. Bu çatışmalar kuşak çatışması olarak da karşımıza çıkabilir. Kadının aile ya da toplum içerisindeki konumu çözümlenmemiş bir sorun olarak ön planda görülebilir.

Tarihi Havadis


EmoticonEmoticon