Tarihi Havadis / İBN SÎNÂ’NIN MESELEYE DAİR GÖRÜŞÜ - Tarihi Havadis

Tarihi Havadis / İBN SÎNÂ’NIN MESELEYE DAİR GÖRÜŞÜ


Tarihi Havadis /   İBN SÎNÂ’NIN MESELEYE DAİR GÖRÜŞÜ




Bu mesele, temelde İbn Sinâ’nın Zorunlu Varlık olarak nitelendirdiği Allah’ın cüz’îlere/tikellere dair bilgisinin küllî/tümel olduğunu kabul eden filozoflarla, Allah’ın bilgisinin küllî-cüz’î/tümel-tikel gibi ayrımlara tabi olmadığını savunan kelâmcılar arasında ortaya çıkmıştır. Söz konusu mesele, Gazzâlî’nin, filozofları tekfir ettiği üç meselenin ikincisidir. Filozoflar, Allah’ın bilgisinin niteliği konusunda üç farklı görüş ortaya koymuşlardır. Filozoflardan bazıları Allah’ın sadece kendi zâtını bilebileceği görüşünü ileri sürmüşlerdir ki bu düşünceyi kadim filozoflardan Aristoteles temsil etmektedir. Bazı filozoflar ise Allah’ın kendi zâtını ve zâtı dışındakilerini ancak külli bir şekilde bilebileceğini iddia etmişlerdir. Bu görüşte olanlara göre Allah’ın bilgisi, zamana bağlı değerlendirilemeyen; geçmiş, şimdi ve gelecekte farklılaşmayan bir bilgidir. Bu görüşün temsilcisi İbn Sînâ’dır. Diğer bir grup filozof ise Allah’ın, küllî olsun cüz’î olsun her şeyi mutlak bir ilimle bildiğini savunmaktadır ki söz konusu bu düşüncenin en önemli temsilcisi Gazzâlî’dir (Gazzâlî, 2011: 109; Sînâ, 2005: 168). Söz konusu meselenin bu denli görüş ayrılıklarına imkân sağlamasındaki temel neden, Allah-âlem ilişkisinin, iki farklı varlık alanınının-metafizik ve fizik- ilişkisindeki tüm güçlükleri taşıyor olmasından ileri gelmektedir. Bu nedenle, Allah’ın cüz’îleri bilmesi meselesi, O’nun bilgisinden ziyade, O’nun bilgisinin varlıkla olan irtibatı açısından başka meseleleri de gündeme getirmiş ve tartışmaya açmıştır. Akyol’a göre söz konusu mesele, hem filozofların, hem de kelamcıların tartıştığı, içerisinde Zorunlu Varlığın iradesi, kaza ve kader, yaratma, insan iradesi, nedensellik, mucizenin imkânı ve determinizm gibi bir çok konunun yer aldığı zengin bir tartışma alanı sunmuştur


EmoticonEmoticon