Tarihi Havadis / Mehter Teşkilatı - Tarihi Havadis

Tarihi Havadis / Mehter Teşkilatı





TÜRKLERİN MÜZİĞİ MEHTER



Ramazan AL[*]







Kendisini ulus olarak nitelendiren her toplumun diğer toplumlardan farklı olarak özgü özellikleri barındıran bir müziği vardır. Türkler askeri özellikleri ağır basan bir millet olarak müziği askeri alanda kullanmaları tesadüf değildir.   Türkler tarih boyunca birçok devlet kurmuş ve bu bağlamda müziklerinin isimleri değişip gelişmiştir.

Bu gelişme sonucu olarak günümüze kadar gelen Mehter müziği , tarihsel gelişimi ve geçirdiği evrimler hakkında bilgiler mevcuttur. Arkeolojik ve tarihsel belgelerinin incelenmesi sonucunda elde ettiğimiz kaynaklar gösteriyor ki, Türk  müziğinin geçmişi milattan önce 3000 yıllara isabet etmekdedir. Köklü bir geçmişi olan Türk müziğinin son safhası şüphesiz  mehterdir. Mehterin tarih boyunca bir çok Türk Devleti tarafından benimsenmiştir. Bu sayede bulunduğu toplum  ve coğrafyadan etkilenip  izler taşıyarak zenginleşmiştir. Zaman içinde hızlıca gelişim gösteren mehter yapılanmasını Osmanlı Devletin 1. Murad döneminde gerçekleşdir.

Mehter, sefer sırasında orduyu motivasyon etmek için kullanılırken, padişahları anma,övme içinde kullanıldı. Yazılı kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre 80 den fazla mehter müziği vardir. Ve bu oluşum halen devlet büyesinde hayatını sürdümektedir.











Anahtar kelimeler: mehter, asker müziği, mehterhane

 

 



Giriş




Türklerin tarih boyunca kazandıkları her zaferin arkasında kısmen veya doğrudan mehterin payı vardır. Geçmişi Türklerin ana vatanı olan Orta Asya’ya kadar uzanmaktadır. Tarih olarak 5000 bin yıl öncesine dayanmakla beraber günümüze gelene kadar gelişip , kullanıldığı her dönemin izlerini üzerinde taşır.

Uluslar  müziği  motivasyon, eğlence veyahutta savaş nakaratı olarak kullanmışlardır. Köklü bir millet olan Türkler müziği dini ritüel ve eğlence olarak kullanırken askeri alanda kullanmayı öğrenmiş ve bu bağlamda mehteri oluşturmuşlardır. Kazanılan savaşlardaki etkisi azımsanmayacak kadar büyüktür. Bu teşkilat ve sanatsal oluşum Osmanlı Devlet’i padişahı 1. Murat döneminde yapılandırılıp resmiyet kazanmıştır. Bu oluşum Yeniçeri birlikleri yardımcısı görevinde devam etmiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde kullanım alanları ve özellikleri artmıştır. Bu dönem içinde  nevbet hanelerin kurulması mehtere verilen önemi gösterir. Ancak 1826’da 2. Mahmut’un Vak’a-i Hayriye diye atlandırılan ıslahatıyla Yeniçeri ocağının kapatılmasın sonucunda mehter teşkilatı da zarar görmüştür


[2]  Sonrasında Cumhuriyet Dönemi’nin başında Milli Savunma Bakanlığına bağlıyken günümüzde sadece gösteri ve tarihsel izlenimlerde kullanılmaktadır. Ancak Mehterin tarih içindeki yeri ve  kullanım amacı şu şekildedir.

Türkler mehteri sadece savaş zamanlarında kullanmamış barış ortamlarında da vazgeçilmezler arasında tutmuştur.  Halkın manevi ve ruhsal gereksinimlerini de karşılamak ve sosyalleşmek adına mehter önemli bir unsur olarak kullanılmıştır. Türk kültürünü günümüze taşıyan bir köprü vazifesi görevinde bulunmuş ve bu işlevini yerine getirmiştir. Bu bağlamda giyim ve kullanılan aletler  tarihin aynası ve homolog bir yapısı vardır.  Mehter’i oluşturan unsurların başında bulunan davul ise hükümdarlık, beylerbeylik ,sancak beyliği gibi olguların meşrutiyet aracı olarak kullanılmış ve izinsiz kullanımlar isyan sayılmıştır. Meşrutiyet için gerekli görülen hilat almak  zorunluluk ve  gereklilik düzeyine gelmiştir . Birçok Türk İslam devleti Halifeden hilat almıştır bunun nedeni yukarıda da bahsedildiği üzere meşrutiyet aracı olarak kullanılmasıdır. Kısaca Bir devletten diğer devlete  hükümdarlık alameti  olarak gönderilen  hilatlar içinde barındırdığı tuğ ve davul bunu kanıtlar cinstendir.[3]

Bu araştırmanın 1. kısmında Mehter’in kelime anlamı ve kökeni görecek ; 2. kısmında gelişim aşaması ve geçirdiği evreleri izah ettikten sonra  3. aşamayla  Mehter’in içeriği , kısımları hakkında bilgi verilecek ve son olarak 5. kısımda sonuç ve resimsel gösterim olacaktır.

1.KISIM

TÜRKLERİN MÜZİĞİ MEHTER

1.1 Mehter’in kökeni ve kelime anlamı

Mehter dünyanın bilinen en eski bandolarındandır. Bundan müteakip kelime ve kökeni hakkında birçok tartışma ve görüş ayrılığı mevcuttur. Bu görüşlerin başını çeken  Nuri Özcan mehteri şu şekilde izah eder. ‘’ Farsçada  ‘daha büyük, en büyük’ anlamına gelen mih-ter kelimesinin Türkçeleşmiş şekli olan mehterdir. [4]  Haydar sanal ise ‘’ mihter ‘’ , ‘’mihtar’’ kelimelerinden geldiğini bu kelimelerinin de anlamı Türkistan ve Memluklarda vezir ve üst düzey memur anlamına geldiğinden bahsetmektedir. Ayrıca  farklı kaynaklarda ‘’sis ve duman’’ , ‘’ nevbet çalgısı takımı’’ , ‘’ mızıka neferi gibi anlamlarda da kullanılmıştır.[5]

Bu görüşlerin birleştiği ana unsur mehterin Osmanlı Devlet’inde askeri müziğe verilen ad olmasıdır. Osmanlı devletinde iki ayrı sınıf mehteri anımsatmaktadır. Bunlardan biri Mehteran-ı Hayme-i hassa, diğeri Mehteran-ı Tabl-ı Alem’dir. Mehteran-ı Hayme-i Hassa yapılacak veyahutta tamir edilecek binaların, sarayların onarım için gerekli olan malzemeyi  temin eder. Mehteran-ı Tab-ı Alem ise Mehterin ihtişamı ve görselliği ile bu oluşumun gereksinimlerini giyim ve araçlarını karşılayan bu yolda hizmet eden bir kurum görevindedir.[6]

Mehterin tarihi milattan önce 2bin yıllara dayanmaktadır. Bu kanıya Cin kaynakları ve arkeolojik bulgular destekler. Türklerin ilk yazılı kaynaklardan olan Orhun Göktürk kitabesinde geçen ‘’külpüge ve tug’’ da buna kanıt gösterilebilir. Dönemin çalgı aletlerinin isimleri de şu şekilde zikredilmiştir: ‘’Yırağ(zurna), Borguy(boru,nefir), Küvrüğ(kös), Tümrük(davul), ve Çeng(zil)’’ şeklinde sıralanmıştır.[7]
Oğuzların göç hareketleri sonucunda oluşan çok sayıda Türk devletleri bu Müzik oluşumunu kullanmıştır. Selçuklu Devleti, Anadolu da kurulan diğer beylik ve devletler gibi. Sadece bu coğrafi bölgede değil dünyanın diğer bölgelerinde de kullanılmıştır. Mısır da kurulan Memluk Devleti gibi bir çok devlet sayılabilir.
Osmanlı Devleti padişahı  Osman Bey’e 2. Gıyasseddin Mesud’un hilat olarak tuğ ,zil, davul ve benzeri hediyeler yollandığı bilinmektedir.[8](Bkz. Resim:1)

Bu teşkilatın Fatih Sultan Mehmet dönemin de epeyce üzerinde durulduğu ve bir çok şehre mehterhanenin açıldığı bilinmektedir.

Osmanlı Devleti batıya yaptığı seferlerde sürekli mehteri kullanması savaştığı devletlerde hem korku hem de hayranlık yaratmıştır. Rusya,Avusturya gibi devletler bu teşkilatı kendi devletlerine de uyarlamak istemişlerdir. (bkz. Resim.2)



Resim 1. Selçuklu dönemine ait boruzen,                              Resim 3. Viyana’ya, atanan
ve davulbazı betimleyen bir minyatür.                            Osmanlı elçilerinin mehter                                                                                                             
                                                                                                takımı  eşliğinde kent  girişi
1.2 Mehterin Gelişim Ve Değişimi


Kuruluş tarihi çok eskilere dayanan mehter birçok Türk devletince kullanılmıştır. Her yeni bir oluşum içine giren mehter kendisine kattıkları ile gelişmiştir. Mehter sadece savaş zamanlarında kullanılmamış barış ve kutlamalarda da çok sık başvurulan eğlence aracı olarak da seçilmiştir. Ancak yapılanma ve kurumsallaşma işlemi Osmanlı Devleti’in 1.Murat döneminde(1360-1389) Yeniçeri ocağının kurulması ile ona bağlı bir kurum olarak yoluna devam etmiştir. Orduların vazgeçilmezleri arasında olmadığından Yeniçeri birlikleri gibi sıkı değillerdir. Bilakis Boğdan beyleri, sancak beyleri, beyler beyleri de mehterhane oluşturmuştur.

Mehterin yapılanma serüveni şu yolu izlemiştir: Osmanlı Devletinin ilk    padişahı Osman Bey döneminde ilk kez sarayda kullanılmaya başlanmıştır. Elçi kabullerinde, sünnet ve düğün merasimlerinde başvurulan eğlence aracı olmuştur.  İkinci aşama olarak Fatih Sultan Mehmet tarafından geliştirilip bir çok şehirde mehterhaneler açılmıştır.[9]

 2.1 Mehterin Sunuluşu

Mehter  kendisine özgü özellikleri olan Türklerin en değer verdiği ve ağırlıklı olarak kullandığı müzikaldir. Aynı zaman da tarih akışı ile Türklerin kültürü ile paralel gelişmiş ve bu bağlamda izler taşımaktadır. Mehterin sunuluş şekli bu doğrultu da incelenirse tam manada anlaşılabilir. Mehter gösterilerini karmaşık gibi görünen ancak belli bir düzeni olan sistematik olarak başlayıp ilerleyen ve sonuna kadar mütemadiyen devam eden bir oluşumdur .

Yarım çember şeklinde sıralanan mehterlerin orta kısmında kösler yerleşir. ‘’  . Kös Türk bayrağındaki yıldızı, diğer müzisyenlerin oluşturduğu hilal ise Türk bayrağındaki hilali temsil eder. Sağ başta çorbacı başı, onun yanında zırhlı muhafız ve devleti temsilen al sancak, tuğların bir kısmı ve sırası ile okuyucu çevgenler, zurnazenler, boruzenler, nakkarezenler, zilzenler ve davul çalan mehteranlar yarım daireyi takip ederler. Hilalin sol ucunda tuğların geri kalanı ve İslamiyet’i temsilen yeşil sancak yer almaktadır. Bağımsızlığı temsilen ak sancak kös ile birlikte hilalin ortasında konumlanmıştır’’[10] Aysun Yaldırın anlatımı ve izahı bu şekildedir. Mehter gösterisinin başlaması için baş mehter ağa işaret eder. (Bkz. Resim 3) Bunun akabinde Gülbankçı bağırır:

“ Vakt-i sürur-u sefa, mehterbaşı ağa! Hey! Hey!” sonra 3 kez selam vererek eski      pozisyonuna geçer. Bu olay akabinde mehter başı  çemberin orta kısmına gelip ‘’Merhaba ey   mehteran!’’ der. Bu gelişiminin ardından mehteranlar da aynı şekil de karşılık verir.  Selamlaşma bittikten sonra mehterbaşı ‘’ has dur  Ve nevbeti salla’’, ‘’der faslu..’’ diyerek  gösterimi yapılacak parçayı sunar.   Mehterin başlaması ve bitişi için şu komutlar sırası ile söylenir. ‘’haydı yallah’’,gülbank’’ ve mehter sunumu sona ulaşır.[11]

   Resim.3 19.yüzyıl ortaları mehter takımı

2.2 Mehterin Yürüyüş Prensibi

            Başlı başına sistematik ilerleyen mehterin yürüyüşü de tabiî ki belli bir kurala göre iştirak eder.  Bu yapı mehtere özgü olmakla birlikte  diğer toplumlarda örnek almışlardır.
Mehterin ilerleyişi sırasında sırasıyla ‘’çorbacıbaşı’’, zırhlı muhafızlar,  al sancak, ak sancak, sağ başta yeşil sancak , peşinden 3 sıra halinde gelen dokuz tuğ takip eder. Daha sonra sıraya , Mehterbaşı, zurnazenler, boruzenler, nakkarezenler, zilzenler, davulzenler ve en arkada at üzerinde közsen ilerler. Sancakların anlamlarına gelecek olursak Al sancak, devleti simgeler ; ak sancak, bağımsızlığı; yeşil sancak, İslamiyeti sembolize eder.[12]
           
Yürüyüş sağ ayakla başlanır. Üç adımda bir sağ ve sola selam verir  devam edilir.[13]Ancak Ahmet Tez başar görüşüne göre bu yürüyüşün mehtere has olup uygulandığı hakkında elimizde kaynak bulunmamaktadır.

3. Mehterin Çalgı Aletleri

    Osmanlı Devleti’ndeki mehterde kullanılan enstrümanları 3 sınıfta tasnifleyebiliriz bunlar:

1-     Nefesli Saz 
2-     Vurmalı Saz
3-     Zil ve çıngıraklar

3.1 Nefesli Sazlar

3.1.1 Nefesli Sazlar Zurna


            Mehter de iki çeşit  nefesli saz vardır. Bunlar,  boru ile zurnadır. Bunlara istinaden Enver Paşa’nın 3. olarak da klarnetti dahil etmeye çalışmış ancak bu kalıcı olamamıştır. Mehter talebelerinin kullandığı ‘’ Mehter düdüğü’’ adında bir çalgı daha olduğu bilinmektedir. Zurnanın farklı isimlerde takılmış ve bu isimlerler ise ‘’Surna, surnay’’dır. Zurna çalan kişilere zurnazen olarak ifade edilir.[14]   
            Zurna Türklerin en eski çalgı aletlerindendir. Zurnanın yapımında erik ve sazı ağacı kullanılmaktaydı. İleri doğru hafifçe mehilleşen bir boru ve son kısım mantar gibi genişti. Zurna tek başına çalınabilen ve delikli çalgı aleti olarak ihtişamı ile kullanım amacı bakımından vazgeçilmezler arasındaydı.( Bkz Resim 4)

  Resim 4 . Nefesli saz zurna

Osmanlı Devleti’inde zurnalar iki sınıfa ayrılırdı. Bunlar, Kaba-zurna, Cura- zurna’dır. [15]Kaba zurna kalın ses çıkarırken, Curna-zurna ince ses çıkarmaktaydı.[16] Kısaca zurna en çok rağbet gören ve vazgeçilmez mehter enstrümanıdır.           

3.1.2 Nefesli Boru

Boru eski Türk kaynaklarında borguy  ile nefir olarak adlandırmıştır. Mehter çalgıları arasında yeri 2. sıradadır. Bu çalgı aletini Alp Arslan’ın bulduğu hakkında bir görüş vardır. Bu görüşü ortaya atan Haydar Sanal olmasına müteakip destekleyenlerin sayısı da epeyce fazladır. Bu konu hakkında Yüksek lisans tezi bulunan Aysun Yaldır da bunu tezinde bahsetmiştir. 12. yüzyıla gelindiğinde Türkler boru ya ‘’ Nay-i Türki’’ adıyla anmandaydılar.[17] İnce uzun bir şekilde ilerleyen boru uç kısmında yine mantar şeklinde çıkış yeri olup zurnaya göre farklı olarak sağ el ile tutulması için ince bir eklentiye sahiptir. (Bkz. Resim 5)

            Dünya genelin de mızıka olarak bilinip kullanılan boru şu şekilde mehterde kullanılmıştır.  Boruzan olarak adlandırılan kişiler tarafından çalınır ve bu kişilerinin başındaki kişiye borucu başı denirdi.

   Resim 5. Nefesli sazlardan boru.

 

3.2 Vurmalı Sazlar
           
            Mehterin vurmalı sazlar olarak attığımız başlığı 5 e ayırarak şu şekilde sıralamak mümkündür.

1. Kös
2. Davul
3  Nakkere
4  Def
5  Tabılbaz

 

3.2.1 Vurmalı Sazlar ‘‘Kös’’
           
Kös, bazı kaynaklarda kus-i, kus, köbürge, tuğ olarak adı geçer. Türkler ise Farsçadan geçen ‘kus’ kelimesini kullanmışlardır. Kös kullananlara ‘közsen,’’kusi denir. [18]Kösler büyüklüklerine göre adlandırılır ve adlandırma aşaması taşındığı şekille ilgiliydi. Fil kösü, deve kösü, at kösü gibi isimler kullanılanlar arasında bulunmaktadır. Kösler yuvarlak kova şeklindeki içi oyulmuş kütüklerin üzerine deri gerilmiş ve işareti koyduktan sonra meydana gelen enstrümanlardır. [19](Bkz resim 6)









                       






    6. resim   Kûs-ı Hâkâni                                                     Közsen, XVI. Yüzyıl

Osmanlı Devletinde kösler sünnet, düğün , bayram, cülus törenlerinde, Elçi kabullerinde , muhaberede kısaca her alanda kullanılan bir enstrümandır.       
3.2.2 Vurmalı Saz Davul

            Davulun diğer adları : küvrüğ, tüğ, tavul, tavil, tabl şeklindedir. Ayrıca Türklerin en eski yazıtlarından olan Orhun ağabeyde sesinde kutlamalarda kullanılan ‘’köbrüge’’(davul) kelimesi verilmiştir.[20] Kelime anlamı olarak tuğlamak, serdetmemek manasında kullanılmıştır.[21] Davulun önemine gelecek olursak;

Davul, Türkler açısından siyasi ve sosyal olarak önemli yeri olan bir çalgı aletidir. Siyasi olarak hükümdarlık alametleri arasında bulunmakla birlikte meşrutiyet aracı olarak da kullanılmıştır.  Bağımsızlık için verilen hilatler içinde davul da bulunmaktadır. Bunun akebinde Selçuklunun Osmanlı’ya gönderdiği hilat , Abbasi Halifesi’nin B. Selçukluya yolladığı hilatlar sayılabilir. Ayrıca siyasi olarak kullanılmasının yanı sıra sosyal olarak düğülerde, sünnetlerde,bayramlarda eğlence ve kız alımlarında kullanılan bir enstrümandır.
           
Yuvarlak bir kasnağın iki tarafına geri gerilmesi ile boyna asılması için takılan ‘’kaytan’’ ile oluşmaktadır. Boyut olarak sürekli değişen davul günümüz ebadına kavuşmuştur.     Davulu çalabilmek için iki araçtan yardım alınır. Bunlar kalın sesi çıkarmak için kullanılan tokmak, ince sesler için ise ince deynek kullanılmaktaydı.[22](Bkz. Resim 7)           

           







 


    (Resim 7) Osmanlı davulçuları

 


3.2.2 Vurmalı Saz Nakkare

          İki çeşit nakkare vardır.  Bunlar ‘’kudüm’’ile ‘’çifte nara’’dır. Kudüm, tekkelerde çalınırken; çifte nara halkın kullandığı esnaf nakkaresidir.  Osmanlı da kullanılan deri geçirmeli 3 vurmadan birisidir. Köken anlamı vurma olması münasebetiyle bu sınıfa dahil edilmesi gayet normaldir.

İki bakır kase üzerine deri gerilmiş ve yan yana bağlanmış enstürmana nakkare denir. Sağ nakkale sol nakkareden biraz büyük olup , sağ nakkele sadece sağ ile çalınırken sol nakkare iki elle de çalınabilir. Nakkele çalan kimselere nakkarezen veyahut da  nakkere denirdi. En üst rütbesi nakkele başı olarak isimlendirilir ve en küçük rütbe olarak er ile başlanırdı. Nakkele çalınırken ya bağdaş kurulur veya at üzerine yerleştirilerek kullanılırdı.(Bkz resim 8)



(8.resim)Vurmalı saz nakkareçiler.

           
3.2.3 Vurmalı Saz Def
           
            Mehterin vurmalı sazlar alanında yer alan def  yuvarlak bir çemberin üzerine deri geçirilerek elde edilen ve kenarlarına madeni para takılarak hazır olunan bir çalgı aletidir. Kullanılma şekline gelecek olursak sallamalı veyahut da vurmalı şekilde kullanılır. Türk kültür ve sosyal açısından önemi büyük olup,  köy düğünlerinde ve kına gecelerinde başvurulan ana çalgı aletidir.[23](Bkz resim 9 )
                       


(Resim 9) Vurmalı saz def

Ritim ayarlama noktasında sağ el ile sert vuruşlar, sol ile yumuşak ses için hafif vurulurdu. Sallamak için genelde sol el tercih edildiği görülmüştür.
3.2.4        Vurmalı Saz Tabılbaz

Def’in büyük haline ‘’tabılbaz’’ denmiştir. Tarih boyunca bir çok farklı isim almakla beraber günümüze tavrumbaz, davulbaz, davlumbaz, kuş davulu gibi isimleri gelememiştir. Bu çalgı aletinin büyük olması münasebetiyle at ve deve üzerlerinde taşınırken çalmak  için gerekli olan tura yani tokmak kullanılmıştır.
           
            Tabılbazın kullanıldığı alanlara göre isim aldığı bilinmektedir. Düğün tabılbazı, savaş tabılbazı, av tabılbazı gibi bir çok isim almıştır.

3.3 Ziller ve Çıngıraklar

            En eski Türk çalgılarından olan ziller dövme bakırdan yapılırdı. 2 bakır daire şekline getirip ses çıkartılması sağlanırdı bu çağlı savaş da kullanılan çalgı aletlerindendir[24] Bu zillerin çalış şekli ile isimlendirme aldığı da bilinmektedir. Dik tutulup çalınan zillere ‘’dik çalış ‘’, yan tutup çalınanlara ise ‘’yan çalış’’ denmekteydi.  Savaş zillerine ‘’ ceng-i harbi’’ denirken, mehteranların kullandığı zillere ‘’zilzen ‘’ denirdi.

4. Mehter Marşları

Askeri ve sosyal alanda kullanılan mehterin sayısı epeyce fazladır. Ancak en meşhur olanlar aşağı da sıralandığı gibidir.

‘’  Çağrı
     Hicaz Hümayun Peşrevi
     Yinede Şahlanıyor
     Buna Er Meydanı Derler
     İhtiyatlar Silah Çatmış
     Estergon Kal'ası
     Kırımdan Gelirim
     Ey Gaziler
     Mehter Vuruyor
     Eski Ordu Marşı
     Ceddin Deden
     Artar Cihatla Şanımız
     Mehter Marşı
     Rast Peşrevi
     Gülyüzünde Göreli
     Ordunun Duası
     Eski Malazgirt Marşı
     Yelkenler Biçilecek
     Sancak Marşı
     Devlet Marşı
     Genç Osman
     Osman Paşa Marşı
     Hücum Marşı
     Gülbank
     Mehterin Tarihçesi ‘’


Derin bir kaynak taraması sonucunda marşlara erişim sağlayamadığımdan müteakip bakanlığın resmi sayfasının kaynakça olarak kullanmaktan başka şansım kalmadı[25].

4. Sonuç

            Türklerin çok eski zamanlardan beri kulana geldikleri enstrümanların ve çalgı aletlerinin  günümüze gelen mehter teşkilatı iyi bir şekilde yansıtır. Bu oluşumun içinde  davul, zurna, def gibi çalgı aletlerin bulunması zenginlik katmıştır. Türk müzikisinin şahlandığı dönem ve eser mehter müzikisidir. Çünkü 5 bin yılılk bir müzik oluşumu ve temeli olan Türklerin kademe kademe geliştiği her kurulup yıkılan devletle, yapılan göçlerle, savaşlarla daha da zenginleşmişliği söylenebilir. Bu olaylar akabinde Osmanlı padişahı 1. Murat döneminde yapılandırışmış ve resmiyete kavuşmuştur. Daha sonra Fatih Sultan Mehmet döneminde şahlanıp bir çok bölgede mehterhaneler kurulmuştur. Daha sonra ki dönem olan 2. Mahmut döneminde yenileşme hareketleri sonucunda kapanma riski yaşamış ve modernize edilmiştir. Osmanlı Devletinin yıkılması sonucunda küllerinden doğan Türkiye Devleti’nde devlete bağlı bir oluşum olarak faaliyetlerine devam etmiştir.

            Mehter teşkilatı savaşlarda motivasyon için kullanılırken eğlence, kutlama ve meşrutiyet alanlarında da kullanıldığı da görülmüştür.  Selçuklu sultanının Osmanlıya tuğ ve davul yollaması meşrutiyet alanındaki en önemli örneklerdendir. Eğlence ve kutlamalarda , kız istemelerde davulun ve zurnanın kullanılması da bunu kanıtlar niteliktedir. Vassal bölgeler ve kadılarında kendilerine ait mehter teşkilatları olup savaş zamanında orduya katılmaları sağlanmıştır. Ancak mehter sayısı sınırlandırılmış genel de 3 ve 4’ü geçmemiştir. Hükümdarın 9 dell’lik mehterhanesi olup eşine ve benzerinin bulunmasına müsaade etmemiştir.



















                             KAYNAKÇA



Resim 1:      https://i.hizliresim.com/bLDD3V.jpg



Resim 2:     https://i.hizliresim.com/YOkk0z.jpg


Resim 3:     https://i.hizliresim.com/POkkLQ.jpg


Resim 4:     https://i.hizliresim.com/3pLLy2.jpg


Resim 5:     https://i.hizliresim.com/Ey88v8.jpg


Resim 6:     https://i.hizliresim.com/qJMM7D.jpg


Resim 7:     https://i.hizliresim.com/0GnnO9.jpg


Resim 8:     https://i.hizliresim.com/3pLLm2.jpg


Resim 9:     https://i.hizliresim.com/2E11Dj.jpg





[*] Karamanoğlu Mehmet Bey üniversitesi,  Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, 151201030.
[2] Ahmet Selçuk Bayburtlu,’Türklerde Askeri Müzik Tarihi hakkında bir inceleme’, ONLINE JOURNAL OF MUSIC SCIEENCES,  2, 2017,  s.15-16.
[3] Himmet  Kayacan, Sultan 1 , Alaeddin Keykubad Döneminde Devlet Sembolleri Ve Gelenekleri,   ( Yüksek Lisans Tezi, Dokuz eylül üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü ), 2009, s.79-83.

[4] Nuri Özcan , ‘’Türkiye Diyenet İşleri islam ansiklopedisi’’, Cilt 28, 545-546

[5] A. Aysun Yaldır, Askeri müzik topluluğu mehter, geleneksel kıyafet ve müzik enstrümanlarının plastik açıdan seramik sanat objelerine dönüşümü, Dokuz Eylül Üniversitesi , Güzel Sanatlar Enstitüsü , Yayınlanmış yüksek lisans tezi , İzmir, 2009 , s. 3.
[6] Mustafa N, Türkmen, Osmanlı’da Askeri Müzik Mehter,  Avk yayın Dağıtım, İstanbul, 2009, s. 7-9
[7] Yaldır, aynı tez.   , İzmir, 2009 , s. 5
[8] Süleyman Sırrı Güner, ‘’Osmanlı Musikisi ve Mehter’’, Karadeniz Araştırmaları, Sayı 14, ( yaz 2007) ,s 120-122
[9] A. Selçuk Bayburtlu, ‘‘Türklerde Askeri Müzik Tarihi Hakkında Bir İnceleme’’,ONLINE JOURNAL OF MUSIC SCIENCES,2, 2017 , s .23-27.
[10] Yaldır, aynı tez  , İzmir, 2009 , s. 24.
[11] Mustafa N. Türkmen, Osmanlı’da Askeri Müzik MEHTER, AVK Yayın Dağıtım, İstanbul, 2009,  s. 102-103.
[12] Yaldır, aynı tez. , s. 24.
[13] Nuri Özcan , aynı ansiklobedi, 545-546.
[14] Güner, aynı makale., s. 109.
[15] Bayburtlu, aynı makale., s.17-20.
[16] Şemsettin Sami, ‘’Kamu-i Türki, Latin Harfleriyle’’, İstanbul,      ,s. 691. BU KAYNAKÇA EKSİK
[17] Yaldır, aynı tez., s. 29.
[18] Hilmi Aydın, ‘’Sultanların Silahları’’, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, İstanbul, 2007, s. 159.
[19] Midhat Sertoğlu, ‘’Osmanlı Tarihi Lugatı’’, İstanbul, 2015, s.187- 202..
[20] 
[21] Süleyman Sırrı Güner, aynı makale., s. 115.
[22] Nuri Bozkurt , ‘’Türkiye Diyenet İşleri islam ansiklopedisi’’,  Cilt 09, s.53.
[23] Nuri  Özcan, ‘’Türkiye Diyanet İşleri islam ansiklopedisi’’,  Cilt 09, s.85.

[24] Yaldır, aynı tez , s. 37.
[25]  http://www.askerimuze.tsk.tr/SANALGEZI/30-agustos-zafer-salonu.html