TRABZON’UN RUS DONANMASINCA BOMBARDIMANI ve BOMBARDIMANIN TRABZON’A ETKİLERİ (1914-1916 - Tarihi Havadis

TRABZON’UN RUS DONANMASINCA BOMBARDIMANI ve BOMBARDIMANIN TRABZON’A ETKİLERİ (1914-1916

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA KÖPRÜKÖY VE AZAP ZAFERLERİ

Erzurum ve çevresi, bölge üzerinde büyük beklenti ve politikaları olan Rusya için de önemli bir konumda yer almış, Rusya’nın güneye iniş istikametindeki ana hedeflerinin en önemlilerinden birisini teşkil etmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen başlangıcında Erzurum’da gerçekleşen Köprüköy ve Azap Muharebeleri ve bu muharebeler esnasında Türk Ordusunun kazandığı zaferler, hemen sonrasında yaşanan Sarıkamış felaketi nedeniyle gölgede kalmıştır. Günümüzde bu savaşlar değişik kaynaklarda değişik şekilde anlatılmakta ve farklı anlatımlar muharebelerin seyri ile ilgili kafalarda karışıklıklar yaratmaktadır. Tarihçinin görevi doğruyu doğru olmayandan ayırarak gerçeği ortaya çıkarmaktır. Bu çalışmada Sarıkamış öncesinde yaşanan bu muharebelerin değişik kaynaklardan yararlanılarak gerçeğin mümkün olduğunca ortaya konulması hedeflenmektedir. Birinci Dünya Savaşı öncesi belirgin bir “Türk Strateji”sinden bahsetmek mümkün değildi. Stratejik tercihler Alman önceliklerine göre yapılmış, savaş için gerekli silah ve cephane umutları Almanlara bağlanmıştı.1 Yine de bu dünya savaşında en fazla şaşırtan taraflardan birisi Osmanlılar olmuştur. Öyle ki 1912- 1913 yıllarında gerçekleşen Balkan Savaşlarında yeni kurulan zayıf Balkan Devletlerine yenilmiş bir ordu, yapılan düzenlemelerle dünya savaşı öncesi önemli ölçüde ilerleme kaydetmiştir. Çalışmalar sonucu Çağdaş Avrupa Ordularıyla aynı düzenlemeler yapılmış, hatta bazı yönlerden onların bile önüne geçilmiştir.2 Bu düzenlemelerde direk topçu ateşi ile desteklenen taarruz esas alınmıştı. Bu noktada Avrupalılar gibi kolordu kuruluşu benimsenmiş ancak Avrupa’dakiler gibi iki değil, üç tümenli kolordu kuruluşu esas alınarak bir adım ileri geçilmiştir. Buna göre her kolorduda yaklaşık 40 bin asker olacaktı. Tatbikatlarla denenen bu kuruluşun, hantal Avrupa orduları kuruluşuna göre daha esnek ve uygulanabilir olduğu görülecek ve onlar da Türklerle aynı kuruluşa geçecekti.3 Yapılan düzenlemeler sonucu Osmanlı Ordusunda öyle hızlı ilerlemeler görüldü ki, Balkan savaşının o disiplinsiz ordusu, Birinci Dünya Savaşı öncesi Prusya ordusuyla bile kıyaslanacak düzeye gelmişti.4 Kazım Karabekir hatıralarında Birinci Dünya Savaşı öncesi ordunun halini iyi görmediğini yazmıştı. Ona göre üst rütbeli komutanların çoğunun yaşı geçmiş, idarenin uygulamaları altında ezilmişlerdi.5 Dünya Savaşı öncesi 3 Ocak 1914 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına Enver Paşa getirilmişti. Enver Paşa modernizasyona engel olacakları düşüncesi ile 1300 yaşlı subayı emekliye ayırdı. 14 Mart 1914 tarihinde yayınladığı “1 Numaralı Ordu Emirnamesi” ile de taarruz prensibine yeni bir boyut getirdi. Bu emirname ile ordunun ateş gücünün artırılmasının önemi ortaya konulmuş, karşı taraf üzerinde karma sınıfların ateş üstünlüğünün süratli bir şekilde tesis edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Emirnamenin başlangıç bölümünde ise “komutanların savaş alanında bulunması ve komutanın bizzat cepheden yürütülmesi” emri veriliyordu. Bu husus öylesine işlenmişti ki, bunun etkileri sadece Birinci Dünya Savaşında değil, Türk Kurtuluş Hareketinde de görülecek, subaylar askerlerle birlikte hatta onların önünde muharebelere katılacaktır. Osmanlı Birinci Dünya Savaşına girmeden önce 2 Ağustos 1914 tarihinde ittifak antlaşmasını imzalamış, bir gün sonra seferberlik ilan etmiştir. 4 Ağustos 1914 tarihinde Başkomutanlıktan verilen bir emirle, Doğu Anadolu’da Ruslara karşı III. Ordu müfettişliği Ordu Komutanlığı haline dönüştürüldü. 9, 10 ve 11. Kolordular ile İran sınırındaki Revanduz’da bulunan iki gönüllü kolordu ve Van’da bulunan bir jandarma tümeninden oluşan 3. Ordunun merkezi önce Erzincan, sonra Erzurum olmuş, komutanlığına Hasan İzzet Paşa, kurmay başkanlığına ise Alman Yarbay Felix Guse tayin edilmiştir.6 Osmanlı 29 Ekim 1914 tarihinde Karadeniz’deki baskına kadar savaşa girmeyerek tarafsızlığını korumuştur. Almanlardan alınan Goeben 11 Ağustos tarihinde boğazlardan girmiş, 27 Ekim tarihinde Karadeniz’e açılmıştır.7 Savaş gemisi 29 Ekim’de Sivastopol, Novorosisk ve 30 Ekim’de Odesa limanlarını bombalamış böylece Osmanlı Devleti savaşa girmiştir.8 Bu olaydan sonra Ruslar 1 Kasım 1914 tarihinde Narman ve Kaleboğazı istikametlerinden sınırı geçerek Erzurum’a doğru harekâta başladı. Bu durum Rus Orduları Başkomutanlığı tarafından Router haber ajansı vasıtasıyla yapılan resmi açıklamada: “Birliklerimiz Türk sınırını geçti ve Türk ileri karakollarının gerilerine kadar uzandı. Bu harekât ve çatışmalar sonucunda Azap’a kadar olan bölge işgal edildi.” şeklinde duyuruldu ve büyük bir başarı olarak gösterildi. Bu bölgelerin ele geçirilmesi Rusların kısa zamanda gösterdiği ilerlemeyi gösteriyordu. Artık Soğanlı Dağları ile birlikte bölgedeki Erzurum istikametine giden geçitlere Rusların hâkim olmaya başladıkları söylenebilirdi. Diğer taraftan zaten hazır bekleyen Ermeni çeteleri de Diyadin istikametinde ilerlediler.9


EmoticonEmoticon