TÜRK ULUSAL BASININA GÖRE 1938’DE HATAY VE ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜNÜN HATAY’DAKİ YANSIMASI Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis - Tarihi Havadis

TÜRK ULUSAL BASININA GÖRE 1938’DE HATAY VE ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜNÜN HATAY’DAKİ YANSIMASI Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis

TÜRK ULUSAL BASININA GÖRE 1938’DE HATAY VE ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜNÜN HATAY’DAKİ YANSIMASI Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis


Tarihi-i Havadis, Tarihi Havadis



1938’de ulusal Türk basınında bir taraftan Avrupa’da yeni bir Dünya savaşının yaklaşmakta olduğunu, diğer taraftan Türkiye’nin Hatay konusundaki hassasiyetlerini izlemek mümkündür. 1936 Eylülünde Fransa ile Suriye arasında, Suriye’deki manda yönetiminin sona ermesine ilişkin yapılan dostluk antlaşmasında “Sancak’ın statüsünün” açıklanmamış olması nedeniyle, Türk basınında, “Anadolu kadar eski bir Türk yurdu” sayılan Sancak Türklerinin Suriye’ye bırakılamayacağı ifade edilmeye başlanmıştır5 . Bu noktada Hatay’ın Osmanlı idari taksimatında İskenderun Sancağı içinde yer aldığı için Sancak adıyla anıldığını belirtelim. Türklere karşı baskıların artması üzerine Atatürk bölgedeki teşkilatlanmaya müdahale etmiş, Türkiye siyasetinde Sancak’ın ilhak edilmesi eğilimi gelişmeye başlamıştır6 . 1937’de Milletler Cemiyeti’nin de içinde olduğu çözüm arayışı Türkiye tarafından tatmin edici bulunmadığı için, Türk kamuoyu mitinglerle7 seferber edilerek, olası bir askerî müdahale için hazır hale getirilmeye çalışılmıştır. 29 Mayıs 1937’de Türkiye ve Fransa arasında Sancak’ın toprak bütünlüğünü ve Suriye sınırlarını güvenceye alan bir anlaşma imzalanmış ve Sancak, Suriye sınırları içinde “ayrı bir varlık”8 statüsüne kavuşmuştur. Ancak, Milletler Cemiyeti Sancak’ta seçimlerin hem etnik, hem de dinî temsil esasına dayalı yapılmasını benimsemiş, bu nedenle seçimler yaklaştıkça ciddi gerilimler ortaya çıkmıştır.9 Sancak’ta Türkiye lehine bir sonuç çıkmasını sağlamak isteyen Türk hükümeti seçmenlerin, istediği toplumun (Türk, Arap, Alevî, Kürt, Ermeni, Rum Ortodoks) bir parçası olarak seçimlere katılmasını savunmuştur.10 Türkiye’nin ısrarları sonucunda Milletler Cemiyeti Konseyi konuyu görüşmek zorunda kalmıştır. Cumhuriyet gazetesi bu gelişmeyi, “Hatay işinde İtilaf, Konsey Sancak İntihabat Nizamnamesinin Tadil Olunmasını Tasvib Etti”11 şeklinde duyursa da karışıklıklar ve çatışma haberleri Türk ulusal basınında yer almaya devam etmiştir. 1938 Mayısında Türk ulusal basını Hatay’la ilgili sıklıkla tedhiş haberlerine yer vermiştir. “Hatay’da tedhiş, işgal kuvvetlerine mensup askerler bir Türk kızını yaraladılar.”,12 “Antakya askerî işgal altında, Türklere karşı zulüm son haddini buldu, Taşnak Ermenileri dört Türkü öldürerek Asî nehrine attılar. Araplar Antakya’da silahlı bir nümayiş yaptılarköylüleri panik halinde şehirlere sığınıyorlar.”13 şeklinde verilen haberler esasen Hatay’ın içinden geçtiği siyasal şartlarla ilgilidir. Nitekim çoğunlukla çatışmaların seçim listelerinin oluşmasıyla, dolayısıyla Hatay’ın geleceğinin belirlenmesiyle ilgili olduğu haberlere doğrudan yansımıştır: Tan gazetesinde 19 Mayıs 1938’de “Hatay’da Türklere İşkence” başlığıyla verilen haberde Türklerin listesine oy vermek için Reyhaniye tescil bürosuna gelenlerin taarruza uğradığı ifade edilmiştir. Cumhuriyet’te ise “Hatay’da zulüm ve işkence, Türk listesine yazılmak isteyenlerin sokak ortasında yaralandığı; bir Türk’ün, askerlerin gözü önünde bıçaklandığı”14 yönündeki haberleri sütunlarına taşımıştır. Gazetelere göre bu baskının sebebi Hatay’da Türkleri azınlık haline getirmektir15. Bu endişeyi pekiştiren olayların başında bazıları silahlı16 Suriye Ermenilerinin masrafları da karşılanarak Hatay’a getirildiği ve bunların hem nüfus dairesine hem de seçim bürosuna kayıt ettirildiği yolunda gelen haberlerdir17. Milletler Cemiyeti, 19 Mayıs 1938’de seçmenlerin istediği etnik veya dinî gruba kayıt olarak seçimlere katılmasına ilişkin Türkiye’nin talebini kabul etmiştir18. Aynı günlerde Türk ulusal basınında, tedhişten bıkan Hataylıların Atatürk’e başvurdukları19 ve onun müdahalesini istedikleri20 haberleri yer almıştır. Habere göre “20-25 kadar Eti Türk reisi”, Atatürk’e, Milletler Cemiyetine ve Adli Komisere birer telgraf çekerek Hatay’da seçim serbestisi kalmadığını, muhaliflerin hükümetle birlikte kendilerine karşı baskı ve tedhiş uyguladıklarını bildirmişlerdir.21 Bu süreçte bütün Hataylılar yanında Atatürk’ün “Eti Türkleri” olarak isimlendirdiği22, bölgedeki Arap Alevî toplumunun Atatürk’e çektiği telgraf da gazetelerde yer almış ve bu telgrafta Sancak Alevîlerine uygulanan baskı ve tedhişin protesto edildiği ve tamamen ihlal edilmiş bulunan seçim serbestisinin sağlanmasının istirham edildiğine yer verilmiştir.23 Görüldüğü gibi seçim güvenliğinin kalmaması üzerine etnik ve dinî farklılıklar ne olursa olsun, bölge halkı istikrarı ve istikbali Atatürk Türkiye’sinde görmeye başlamışlardır. Türkiye’nin bölge halkının umudu olması tesadüf değildir. Çünkü Türk hükümeti bölgede yaşanan terörden ve seçim güvenliğinin kalmamasından dolayı hem Fransa’ya hem Milletler Cemiyeti’ne birer nota vermiştir24.



EmoticonEmoticon