BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ’NDE YÖNETİM VE TOPLUM YAPISI, TARİH 9 6. ÜNİTE TÜRKLERİN İSLAMİYET’İ KABULÜ VE İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİ 5. KONU - Tarihi Havadis

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ’NDE YÖNETİM VE TOPLUM YAPISI, TARİH 9 6. ÜNİTE TÜRKLERİN İSLAMİYET’İ KABULÜ VE İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİ 5. KONU

Tarih ders notları, yks tarih ders notları, ayt tarih ders notları, tyt tarih ders notları, tarih özet, tarih 9 ders notları, tarih 10 ders notları, tarih 11 ders notları, inkılap tarihi ders notları, çağdaş Türk ve dünya tarihi ders notları, güncel tarih ders notları, özet konu anlatım, kısa tarih, yeni kitaba göre hazırlanmış ders notları, yeni müfredat tarih , tarih pdf

İÇİNDEKİLER

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ’NDE YÖNETİM VE TOPLUM YAPISI
Büyük Selçuklu Devleti’nde Hükümdar 
Büyük Selçuklu Devleti’nde Saray
Büyük Selçuklu Devleti’nde Divan
Büyük Selçuklu Devleti’nde Hukuk
Büyük Selçuklu Devleti’nde Ordu
Büyük Selçuklu Devleti’nde İran Etkisi
Nizamiye Medreseleri

Büyük Selçuklu Devleti’nde Kültür ve Medeniyet
Büyük Selçuklu Devleti’nde Hükümdar 

Selçuklularda ülke hükümdar ailesinin ortak malı kabul edilmiştir.
Töre ve yasaya aykırı olmamak şartıyla her hususta mutlak hâkim olan hükümdar, hiçbir zaman kutsal ve sorumsuz değildir.
İlk Türk devletlerindeki kut anlayışı Selçuklularda da devam etmiştir. Buna göre hükümdarın emretme yetkisini doğrudan Allah’tan aldığına ve Allah adına hüküm sürdüğüne inanılmıştır. 

Sultan adına para bastırılır, fermanlara tuğrası çekilir ve ülkenin her tarafında adına hutbe okunurdu. Savaşlarda ve gezilerde hükümdarın başının üstünde çetr tutulurdu. Ayrıca namaz vakitlerinde nevbet çalınırdı.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Saray

Hükümdar, ailesi ve maiyeti ile birlikte sarayda yaşardı. 
Hükümdarın şahsına bağlı olan saray, aynı zamanda devletin yönetildiği yerdi. 
Saray teşkilatında bazı görevliler şunlardır: 
Çaşnigir, yemeklerden sorumludur.
Candar, saray muhafızıdır.
Camedar, hükümdarın ve saray görevlilerinin elbiselerinden sorumludur. 
Saray teşkilatında çalışanların başında olan ve onları denetleyen kişiye de “hâcibü’l -hüccâb” denirdi.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Divan

Büyük Selçuklularda bütün devlet işleri “Büyük Divan” tarafından yürütülürdü. 
“Divan-ı Saltanat” da denilen Büyük Divan’ın başında vezir bulunurdu. 
Selçuklularda, Büyük Divan’a bağlı dört divan daha vardı. Bunlar; 
Devletin iç ve dış yazışmalarını yapan Divan-ı İnşa (tuğra), 
Bütün mali işlerinden sorumlu olan Divan-ı İstifa, 
Mali ve idari işleri teftiş eden Divan-ı İşraf 
Devletin askerî işleriyle ilgilenen Divan-ı Arz’dı. 
Ayrıca Büyük Divan’a bağlı olmayan posta ve haberleşmeden sorumlu Divan-ı Berid, adalet işlerinden sorumlu Divan-ı Mezalim ve hatunun emrinde hizmet veren Divan-ı Hatun gibi divanlar bulunurdu.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Hukuk

Selçuklu adalet teşkilatı şeri ve örfi hukuk olmak üzere ikiye ayrılmıştı. 
Şeri hukuk sisteminde, davalara kadılar bakardı. 
Din ile ilgili bütün işlerde yetkili olan kadılar evlenme ve boşanma işlemleri,
nafaka, alacak davalarına bakarlar noter vazifesi görürler ve vakıfları yönetirlerdi.
Kadıların başına kadiü’l-kudat denilir ve sultan tarafından tayin edilirdi. 
Örfi hukuk sisteminde davalara emir-i dad bakardı.
Bugünkü adalet bakanı gibi olan emir-i dad, gerektiğinde tutuklamalarda bulunabilirdi. Siyasi suçlar sultanın başkanlığındaki mahkeme olan Divan-ı Mezalim’de hükme bağlanırdı.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Ordu

Selçuklu ordusu; devletin ve hükümdarın dayandığı başlıca kuvvet olan Gulaman-ı Saray askerleri, (hükümdarı ve sarayı korur)
Sipahilerden oluşan ve her an sefere çıkmaya hazır olan Hassa Ordusu, 
İkta sahiplerinin verdiği ikta askerleri, 
Bağlı devlet askerleri, gönüllüler, ücretliler ve Türkmen kuvvetlerinden meydana gelmiştir. 
Devletin kuruluşu sırasında rol oynayan Türkmenler zamanla ordudan tasfiye edilmiş ve yerleri gulam sistemine göre yetişmiş askerler getirilmiştir. 

Büyük Selçuklu Devleti’nde İran Etkisi

Büyük Selçuklu Devleti, Türkler ve İranlılar olmak üzere başlıca iki gruptan oluşuyordu. Bu yüzden devlet teşkilatında iki grubun da etkisi görülürdü. 
Selçuklularda vezirlik kurumunda Abbasi, Sasani ve Gazne tesiri vardı. 
Devletin mülki teşkilatına İranlılar, askerî teşkilatına Türkler hâkim olmuştur. 
Nizâmülmülk’ün, Siyasetnâme adlı eserine göre Selçuklularda hükûmet teşkilatı ve ordu kurulurken İslam-İran geleneği esas alınmıştır. 
Selçuklulardaki devlet teşkilatında İran etkisi görülmesine karşın; atabey, subaşı, tuğra, çavuş gibi teşkilatla ilgili Türkçe terimler kullanılmıştır.

Nizamiye Medreseleri

Fâtımi ve Bâtınilerin yıkıcı faaliyetlerinin İslam dünyası için büyük bir tehlike olduğunu anlayan Büyük Selçuklu Devleti Sünni medreseler kurmaya karar vermiştir.
 İlki Nişabur’da daha sonra Bağdat ve diğer önemli şehirlerde açılan Nizamiye Medreseleri Sultan Alp Arslan ve veziri Nizâmülmülk tarafından açılmıştır.
Nizâmülmülk, Büyük Selçuklu sarayında danışman olarak çalışan Gazalî’yi “Şerefü’l-ümme” unvanı vererek Bağdat Nizamiye Medresesi’ne müderris olarak atamıştır. 

Büyük Selçuklu Devleti’nde Kültür ve Medeniyet

Eğitim ve öğretim faaliyetleri Sultan Alp Arslan zamanında belli bir programla sistemli hâle getirilerek devlet himayesi ile verilmeye başlanmıştır.
Bu sayede yüksek nitelikte bilginler yetiştirilmiş ve büyük bir ilim ordusu oluşturulmuştur. 
Şii Fâtımiler ve Bâtınilerin yıkıcı faaliyetlerine karşı, kurulan ilim ordusu sayesinde devletin yapısı ve İslam dünyası kuvvetlenmiştir.
İslami bilimlerde Eş-Şirazî, Cüveynî, Gazzalî ve Er-Razî gibi âlimlerle birlikte diğer bilimlerde de önemli âlimler yetişmiştir.

Sultan Melikşah İsfahan ve Bağdat’ta rasathaneler kurdurmuştu. 
Devrin en önemli matematik ve astronomi âlimleri; 
Ömer Hayyam, Îsfizârî, El-Vâsıtî’dir. 
El-Hazini Büyük Selçuklu Devleti’nin enlem ve boylamlarını gösteren “Zîc-i Sencerî”’yi hazırlamıştır. 
Selçuklu Dönemi âlimlerince de üstünlüğü kabul edilen felsefe biliminde Muhammed bin Ahmed Beyhakî, matematik ve astronomi bilimiyle ilgili çalışmalar yapmıştır. 

Fizik biliminde El Savi önemli eserler yazmıştır. 
Tıp alanında Sabur b. Sehl, İbnü’t Tilmiz ve Ebu Said Muhammed bin Ali gibi ünlü hekimler yetişmiştir. 
Selçuklu sultanları tarih biliminin gelişmesi için teşvik edici olmuşlardır.
Selçukluların kökenini anlatan anonim eser “Meliknâme” ve “Ebu Tahir-i Hatuni’nin Tarih-i Al-i Selçuk” dönemin önemli eserlerdir.

Selçuklularda resmî dilin Farsça olması 
dolayısıyla edebiyatta Farsça kullanılmıştır. 
Emir Muizzi, Ömer Hayyam, Enveri, Ezraki dönemin ünlü edipleridir.
Büyük Selçukluların sanata getirdiği yenilikler; Nizamiye Medreseleriyle medrese mimarisi ilk şeklini almıştır. 
Girintili duvarları ve büyük avlu yapısıyla ilk defa medrese camiler yapılmıştır. 
İsfahan’da bulunan Melikşah tarafından inşa edilen Mescid-i Camisi’nin planı Irak, İran ve Türkistan’da da uygulanmıştır. 

Çini ile kaplı çok köşeli çatıları ve üzerlerindeki göz alıcı 
kumaş süslemeleriyle kümbetler Selçuklu mimarisinin en önemli eserleridir. 
Selçuklular, uzaktan görülebilen silindir şeklinde yükseltilmiş kubbeleri ile kubbeli türbe anlayışını ortaya koymuştur.
Merv’de bulunan Sultan Sencer Türbesi bu alanda abidevi bir örnektir.
Yüksek, silindirik, yivli, ince minare şekli Selçukluların İslam dünyasına bir diğer hediyesidir.

Selçuklu kabartma heykel sanatının günümüze kadar 
ulaşan en önemli eseri, Rey’de saray hayatını anlatan stuk panodur. 
 Selçuklular kendine has üsluplarıyla Selçuklu kufisi, sülüsü ve nesihi gibi hat türleri ortaya çıkarmışlardır.
Ayrıca bozkır kültürünü gösteren kuş, ejderha, boğa ve çift başlı kartal gibi hayvan tasvirlerinin yer aldığı kabartmalarla yapılar süslenmiştir.
Askerî müzik sultanların gücünü göstermekte olup sultanların kapılarında beş nevbet, meliklerde ise üç nevbet çalınmıştır. Kopuz, Türk tanburu, Türk borusu, Türk neyi ve bağlama önemli Türk müziği aletleriydi.














EmoticonEmoticon